|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| D Ü Ş Ü N C E G Ü N D E M İ | 19 KASIM 2005 CUMARTESİ | ||
|
Felluce'de Amerikan Halepçe'si
Irak'ın yeni yöneticilerinin, ABD savunma bakanlığı Pentagon sözcülerinin Felluce'yi savunanlara ve sivillere karşı Amerikanlıların kimyasal silah -beyaz fosfor- kullandığı yönündeki itiraflarını izlerken neler hissettiklerini bilmiyoruz. Fakat "Amerikalı efendi"ye tek bir kınamada bile bulunmadılar. Çünkü bu katliamın kurbanları Kürt değildi. Ayrıca bu katliamların sahibi ve infazcısı da her türlü eleştiri veya kınamadan muaf "Amerikalı efendi"ydi. Eğer bu sessizlik devam ederse, Amerikalılar dilediklerini yapacak ve istedikleri yöntemle Irak'ı yakıp yıkacaktır. Amerikan güçlerinin Felluce'de kullandığı beyaz fosfor, insan bedenini yakan tehlikeli bir kimyasal silah. Ve kullanılması, kitle imha silahlarının yerleşim bölgelerinde kullanımını yasaklayan uluslararası sözleşme'ye göre (1993) yasak. Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin rejiminin kendi halkına (Halepçe) karşı kimyasal silah kullanması, Amerikan yönetiminin Irak'ı işgal etmesinin en önemli gerekçelerinden biriydi. Ama bu kez Amerikan güçleri, aynı kimyasal silahları sözümona "seçilmiş" Irak yönetiminin de alkış tutmasıyla kullanıyor. Irak bütünüyle toplu mezara, bütün silah türlerinin denenme sahasına, açlığın, fakirliğin, işsizliğin ve güvenlik yokluğunun kol gezdiği bir modele dönüştü. Irak'ın yeni yöneticileri, devlet adamı değil, bir grup hırsız, iki yüzlü ve intikama susamış kin dolu ayırımcı. Tek ilgileri, ülke kaynaklarını, olabildiğince talan etmek, ülkede bozgunculuk çıkaran kendi yandaşlarına ve milis güçlerine dağıtmaktır. Onlar, sanki Irak, geçici transit bir durakmış gibi hareket ediyorlar. Ellerinden geldiğince zenginlikleri yağmalıyorlar. Çünkü projelerinin başarısız olduğunu ve halkın bu suçlarından ve hırsızlıklarından ötürü kendilerini yargılayacağını iyi biliyorlar. Bu yüzden, geldikleri son duraklarına, yani kendilerini ülkelerine savaş açmak ve işgal etmenin aracı ve kılıfı olarak kullanan Batılı başkentlere kaçma hazırlığı yapıyorlar. Yaşanan bir dizi skandal, onların içine düştüğü durumu gözler önüne seriyor: 1- Resmî olarak güvenliği sağlamak, adaleti temin etmek ve vatandaşlarının canlarını korumakla mükellef İçişleri Bakanlığı'nın hapishanelerinden birinde açlık, kötü beslenme ve iğrenç işkencelere maruz kalan 173'ten fazla Iraklının varlığını su yüzüne çıkması. Bu Iraklıların bir kısmı fiziksel olarak çökmüş, bir kısmının ise derileri yüzülmüş. Üstelik Bakanlık, onlara hiçbir suçlamada ve yargılamada bulunmamış. Hatta aileleri onların nerede olduğunu bile bilmiyor. 2- Güvenlik güçlerince kaçırılmış elleri arkalarından bağlı ve başlarından kurşun sıkılarak öldürülmüş insan cesetlerinin ortaya çıkmadığı tek bir hafta geçmiyor. 3- Sadece Savunma Bakanlığı bütçesinden 2 milyar dolardan fazla, petrol aidatlarından ise 4 milyar dolar çalınmış. Hırsızlar, özel uçaklarla Batılı başkentler arasında mekik dokuyan mafya liderleri gibi hareket ediyor; Amman, Dubai ve Londra'da yüz milyonlarca dolarlık gayri menkul ve hisse senedi satın alıyorlar. Oysa içlerinden bazıları, üç yıl öncesine kadar İngiltere gibi bazı Avrupa ülkelerindeki mütevazı sosyal sigorta yardımlarıyla yaşıyordu. Irak'ta gerek yöneticiler, gerekse işgal güçleri eliyle hali hazırda yaşananlar, insanlık için bir utançtır. Daha iki yıl geçmeden skandallar ve suçlar gün ışığına çıkmaya başladı. Şu âna kadar katliam ve insan hakları ihlallerine dair öğrendiklerimizden bir buz dağı çıkabilir. Felluce'de olanlarla ilgili çok az şey biliyoruz. Tam bir medya karartması yaşanırken, acaba Kaim, Telafer, Semerra'da yaşanan gerçekleri ne zaman öğreneceğiz? Basın özgürlüğünden ve yeni Irak'ta bilgi akışından dem vuran ABD yönetimi, bir saptırma ve yalan kampanyası yürüttü ve bilgileri dünya kamuoyundan sakladı. Yeni Irak, komşularına demokrasi ve insan hakları değerleri değil; terör, şiddet, yalan ve masumlara karşı kimyasal silah kullanımı ihraç eden bir model oldu.
Irak'ta kullanılan kimyasal silahları, ürkütücü cinayetleri ve işkence olaylarını araştırmak için derhal bir uluslararası soruşturma komisyonu kurulmalı ve bu iğrenç savaşın bütün sorumluları, savaş suçlusu olarak yargılanmalıdır.
|
![]()
|
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |