T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 19 KASIM 2005 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fadime ÖZKAN

Bu yazıyı okuyan herkes Babam ve Oğlum'u mutlaka izlesin

Babam ve Oğlum, Çağan Irmak'ın üçüncü filmi. Genç ve üretken yönetmen bundan sonra daha kaç film çekerse çeksin, kendini ne kadar aşarsa aşsın şuna hiç kuşku yok: Babam ve Oğlum onun en iyi filmlerinden biri olarak hep anılacak.

Çağan Irmak son dönemin dikkat çeken yönetmenlerinden biri. 2001 tarihli "Bana Şans Dile"den sonra Türk televizyon tarihinin en popüler dizilerinden "Asmalı Konak"a imza atarak yönetmenlik konusundaki başarısını ortaya koyan Irmak, popüler sinema ile kişisel sinema arasında duran ikinci sinema filmi "Mustafa Hakkında Her Şey"de ısırgan bir hikayeyi, kimi kusurlarına rağmen eli yüzü düzgün bir bütün içinde anlattı. Sonra, tutkulu bir aşkın etrafında 1980 döneminde yaşananları işlediği "Çemberimde Gül Oya" dizisi ile bu tür hesaplaşmaların televizyonda yapılamayacağı zannını boşa çıkarıp kendine has yönetmenlik anlayışını ortaya koydu. Dizinin en çarpıcı sahnelerinden "Sultan'ın ölümü" sahnesi bile onun hem yaptığı işe, hem televizyon izleyicisine duyduğu saygıyı göstermeye yeter de artar.

Televizyonda başladığı 80 hesaplaşmasını daha sıcak bir hikâyeye sahip olan "Babam ve Oğlum" ile sürdürüyor Çağan Irmak. Türkiye'nin darbelerle dolu geçmişine, demokrasiye çekilen haşin ayarlara, askeri müdahalelerin insan hayatlarını nasıl derinden etkilediği gerçeğine seyirci kalmıyor ve üzerine düşeni yapıp bir 'baba-oğul çatışması'ndan hareketle 1980 darbesiyle bir kez daha hesaplaşıyor.

12 Eylül 1980 gecesi başlayan film sonraki yedi yılı kapsıyor. Oğlundan memnun olmayan bir baba, yaşanmışın ağırlığı altında ezilen oğul ve onun, neler olup bittiğini bilmeyen ama hayatı bundan fena halde etkilenen 7 yaşındaki oğlu etrafında, darbenin sert gerçeklerinin, işkencenin, geri dönüşsüz sonuçlarının neşeli, gürültücü bir Egeli aileye nasıl yansıdığını, izleyicinin yüzüne "samimi bir şamar" gibi indiriyor.

Bunları yazdığım için filmin kara, karanlık bir film olduğunu sanmayın sakın. Film neşeli, sıcacık ve aydınlık. Güler yüzlüyle umut aşılayan, geçmişle barıştırıp yaralarımızı iyileştiren, ihtiyacımız olan bakışı ve duyguyu önceleyen bir film Babam ve Oğlum. Çağan Irmak da zaten, "Seyircimle beraber biraz da kendi ruhumu tedavi etmek istedim" diyor.

Metaforik anlatımlara kaçmayan yönetmen yazdığı senaryo, anlattığı hikaye ve bunu anlatmadaki başarısı ile izleyiciyi kendisine hayran bırakıyor. Filmin kurgusu, yerel söyleyişlere riayet eden diyalogları, cesaretli çerçeve anlayışı, farklı atmosferler yaratmadaki başarısı, çevreye, ayrıntılara gösterdiği hassasiyeti, isabetli 'cast'ı ve oyuncu yönetimi ile ayrı ayrı alkışı hak ediyor.

Oyuncu kadrosunda yer alıp da rolün hakkını verememiş, oynayamamış diyebileceğiniz tek bir oyuncu yok filmde. Ama Çetin Tekindor, Hümeyra, Ege Tanman, Fikret Kuşkan, Şerif Sezer, Yetkin Dikinciler ve Binnur Kaya adları mutlaka anılması gereken oyuncular. Özellikle Çetin Tekindor, yıllar öncesinin 'Küçük Ağa'lığını unutturacak ama unutulmayacak bir performans sergiliyor.

Sadece 2005'in en iyi filmi değil Babam ve Oğlum. Hiç tereddüt etmeden En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday gösterilebilecek, büyük ihtimalle de ödülü alıp dönebilecek 'cayır cayır' bir film.

Abarttığımı sanmayın sakın. Bu yazıyı galadan çıkar çıkmaz yazmış olsaydım çok daha coşkulu bir yazı okuyacaktınız. Filmi izlememin üzerinden iki gün geçtiği için bu kadarını yazabiliyorum ancak ve ısrar ediyorum; ne yapın edin bu filmi mutlaka görün. Sinemaya giderken yanınıza bir paket mendil almayı da unutmayın. Kahkaha atacağınız ama göz yaşlarınızı da zapt edemeyeceğiniz bir filmden bahsediyorum çünkü. Gözyaşınızın öyle yavaşça yanağınızdan süzüleceğini falan da sanmayın. İçinizi çeke çeke ağlayacaksınız ve bunun için önce Çağan Irmak'a sonra bana teşekkür edeceksiniz.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi