T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
O K U R   S Ö Z C Ü S Ü 14 KASIM 2005 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Yusuf Ziya CÖMERT

Burası Yeni Şafak'ın 'vicdan'ı
Gazetenin içinde, kendi yanıbaşındaki sayfaları sorgulayan bir sayfa. Yani 'vicdan' gibi bir şey.
Özeleştirinin, yani insanın kendi kendisini sorgulamasının, insan hayatını anlamlı kılmaya yarayan 'nitelik'lerden biri olduğunu düşünebiliriz.
Bu sayfanın ortaya çıkışı, Yeni Şafak'ın, kendi 'fiil'lerini okurlarının eleştirilerine açması ve haberlerini sorgulama işlemini kamuya açık olarak yapmaya karar vermesi anlamına geliyor. Gazetenin içinde, kendi yanıbaşındaki sayfaları sorgulayan bir sayfa. Yani 'vicdan' gibi bir şey.
Böyle sayfalar, başka bazı gazetelerde de var. Ama, bana sorarsanız, bizimki diğer gazetelerdeki sayfalara göre biraz daha 'vicdan'. Çünkü sadece bizimki, gazetenin yönetiminde görevi olan biri tarafından hazırlanıyor. Gazeteciliğin en önemli gerçeği, mesleğin, zamana karşı icra edilmesidir. Gazeteci, bir bilim adamı gibi uzun uzadıya araştırma, ince eleyip sık dokuma imkanına sahip değildir.
Tanık olduğunuz ya da olmadığınız bir olayla ilgili, değişik kanallardan bilgiler toplayacaksınız. Bu bilgilerin bazısı bazısıyla çelişecek. Çelişen bilgileri sağlamaya, teyid ettirmeye çalışacaksınız. Kaynaklarınızdan bazısı bilgilerin bir kısmını, bazısı diğer bir kısmını teyid edecek. Dakikalar, koşaradım ilerlerken, siz bir karar vereceksiniz. Bir değil, bir çok, gazetenizdeki haber sayısı kadar karar vereceksiniz.
Doğal olarak, bu yoğun çalışma süreci içinde, yanlışlar da yapacaksınız.
İşte biz, 'Beyaz Sayfa'da, daha çok bu yanlışlarla ilgileneceğiz.
Gazetedeki haberlerde, okuyucularımızın dikkatine takılan, gözünü tırmalayan noksanları, yanlışları, bakış açılarını tartışacak, sorgulayacak ve eğer varsa, bunlara tatminkar izahlar getirmeye çalışacağız.
Bu hafta, elimizde bu sayfanın varolduğu bilinmeden yazılmış bir kaç okur mektubunun dile getirdiği sorunlar var. Önümüzdeki haftalarda, Beyaz Sayfa'daki hareketliliğin artacağından hiç kuşkum yok. Burası, okurlarımızın sayfası. Maillerinizi, telefonlarınızı, fakslarınızı bekliyorum.
Gazete, ilanlarından
ne kadar sorumludur

İçinde Yeni Şafak'ın ve Yeni Şafak okurlarının paylaşmayacağı bir çok ifadeler bulunan kitap ilanı, Zahid Uçar'la birlikte bir çok okuyucunun tepkilerine sebep oldu. Tepkiler haklı. Peki bu ilan nasıl girmiş gazeteye?

Zahid Uçar, 8 Kasım'da, Yeni Şafak'ın 3. sayfasında yayımlanan bir ilanı soruyor. İlanın içeriğini burada tekrarlamak istemiyorum. Şöyle diyor Zahid Uçar:

"Gazetenizin 3. sayfasında yer alan kitap reklamında İlim Yayma Vakfı'na yönelik saçma sapan iddialar yer almaktadır... Ben cemiyetin Ankara şubesinde ikamet ediyorum. Öğrenci-yim ve Yeni Şafak'ı her gün takip eden biriyim. Kitapta cemiyet hakkında soru şeklinde (yani herhangi bir suçlama yapılmaksızın ama kasıtlı ifadelerle) ithamlarda bulunuluyor. Gazetenizde (reklam da olsa) böyle bir ifadenin yazılması tarafınıza olan güvenimi ciddi bir şekilde sarsmıştır. Bizler birer Yeni Şafak okuru olarak sizlere teessüflerimizi bildiririz... Bu konuda bir açıklama yapmanızı bekliyoruz... şimdiden teşekkürler."

GAZETELER HER REKLAMI BASMAZ

Gazetelerde ve başka yayın organlarında yayımlanan reklamların içeriğiyle ilgili bir ahlaki ölçünün bulunması gerekir. Bu ölçüyü, belirleyen şey, yayın politikasıdır.

Yine de, reklamların, gazetenin yayın politikasını doğrudan doğruya yansıttığı söylenemez. Okurların, bir metnin, bir görsel malzemenin, reklam olduğunu göz önünde bulundurduğu varsayılır. Gazete, bu gerçeği de dikkate alarak, okurlarını yanıltmamak içen gerekli özeni reklamlarında da gösterir.

OKUYUCU HAKLI

Ancak, Zahid Uçar'ın ve bir çok başka okuyucumuzun dikkat çektiği sözkonusu ilanda, Yeni Şafak'ın izlediği yayın politikasıyla çelişen bir çok unsur var. (Uçar'ın örnek olarak verdiği İlim Yayma Cemiyeti de, gazetede zaman zaman güzel hizmetleri vesilesiyle haber ve makale konusu olan bir kuruluştur.)

Yeni Şafak'taki normal prosedür, içeriğinde yayın politikasıyla çelişme ihtimali bulunan ifadeler ya da görsel unsurlar bulunan ilanların, Yazı İşleri'nin onayına sunulması ve onaydan geçtikten sonra yayımlanması…

Yapılan soruşturmada, bu reklamın gazetenin denetim mekanizmasına hiç girmediği tespit edildi.

Bu elbette mazeret sayılmaz. Çünkü, ilan servisinin bu ağır ihmali, gazetedeki başka sorumlular tarafından telafi edilebilirdi.

Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Karaalioğlu, Yeni Şafak'ın ilan yayınlama politikasına şu cümleyle açıklık getiriyor: Yeni Şafak ürünlerini satan dürüst tüccarların reklamlarına açıktır, para ödeyerek ideoloji satmak isteyenlere değil.

Biz, bu ilanın yayımlanmasını, gazetenin istemeyerek yaptığı önemli bir yanlış olarak kayda geçirdik. Gazetedeki, ilanlarla ilgili denetim mekanizması yeniden gözden geçirildi ve güçlendirildi. Aynı hatanın tekrarlanmaması için gerekli tedbirler alındı. Gazete yönetimi, okurlarının bu konudaki hassasiyetini paylaşıyor ve hatadan dolayı içtenlikle özür diliyor.


Fak-Fuk-Fon'dan yoksul kredisi alamıyoruz

OKUYUCU İTİRAZI
Kayseri'den Cankat Şafak ve çok sayıda başka okuyucumuz, 4 ve 8 Kasım tarihlerinde "Garibana patron ol diyoruz gelmiyor" ve "Projeni getir 140 milyarı al" başlıklarıyla manşetten verilen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu kredileriyle ilgili Erhan Seven imzalı habere dikkat çektiler. Bu haber, Malatya'daki 'Yuvada dayak' haberinden sonra okuyucularımızın ilgisine en çok mahzar olan haberdi. Çokları, kredilerin nasıl alınabileceğini sordu. Zaten, 8 Kasım'daki manşet, kredinin hangi yollarla alınabileceğiyle ilgiliydi.Cankat Şafak, 140 milyarlık kredinin sadece toplu başvurularda geçerli olduğunu söylüyor. Toplu başvurularla ilgili bilgi, 8 Kasım tarihli haberde ayrıntılı bir şekilde veriliyor. Alt limit olan 4 ve 7 milyar liralık krediler yerine manşet için 140 milyarlık üst limitin seçilmesi, gazetecilik açısından yanıltıcı bir özellik taşımıyor. Çünkü, diğer bilgiler, haberin devamında veriliyor.

Konya'dan Mustafa Pek ise, haberin gerçek dışı olduğu görüşünde. Konya FAK FUK FON şubesinin, haberi doğrulamadığını söylüyor. Her iki haberi de, aynı zamanda Ankara temsilcimiz olan Erhan Seven'le konuştum. Seven, verilen bilgilerin kaynağının, ya doğrudan konuyla ilgili Devlet Bakanı, ya da Fon'un yöneticileri olduğunu belirtiyor. Bilgiler, Seven'in belirttiği gibi, kaynağından alındığı şekilde yansıtılmış. Yine de, Yeni Şafak, 'kamu görevi yapan' bir yayın organı olarak, gerekli şartları taşıdığı halde kredi alamayanların gerçek öykülerine yer vermeye hazır.


'Güzel Huriler' haberindeki 'fazlalık'

Numan Işık, 6 Kasım'da Dünya sayfasında yer alan 'Arap TV'lerinde güzel huriler dizisi' haberinin moralini bozduğunu söylüyor

Haberde, Ramazan ayında Arap TV'lerinde yayımlanan 'El Hur El Ayn-Güzel Huriler' adlı dizinin adını, 'İslamcı örgütlere mensup intihar eylemcilerinin cennette kendilerini beklediğine inandıkları hurilerden' aldığı belirtiliyor

Numan Işık, "Haber moralimi bozdu. Haberdeki 'Dizi adını, İslamcı örgütlere mensup intihar eylemcilerinin cennette kendilerini beklediğine inandıkları hurilerden alıyor' ibaresi çok çirkin" diyor.

Haberde, (Dizi, adını İslamcı örgütlere mensup intihar eylemcilerinin cennette kendilerini beklediğine inandıkları hurilerden alıyor) cümlesindeki benim siyahla dizdiğim ifadeler, haberin içinde yer almaması gereken fazladan bir yorum cümlesi olarak görülüyor. Numan Işık, eleştirisinde haklı.

Yine de haberin hikayesini araştırdım. BBC kaynaklı bu haber, sayfada işgal ettiği yere göre, detaylı bir haber. Dizinin konusu, intihar eylemcileri. 'Huriler' dizide önemli bir unsur. İntihar eylemcilerini cennette hurilerin beklediği dizide vurgulanıyor. Ancak haber, sayfaya girerken kısaltılmış ve cümlenin o kısmı, 'bu ifadenin burada ne işi var' dedirtecek şekilde ortada kalmış.

Dünya sayfaları, yerli ve yabancı çok çeşitli kaynaklardan gelen çok sayıda haberin işlendiği, değerlendirildiği trafiği yoğun sayfalar. Editörler, genel olarak, bu tür hassas ifadelere dikkat ediyorlar. Ancak, zamana karşı yarışırken, bazı 'korsan' cümleler, haber metninde kalabiliyor. Okuyucunun hassasiyeti, 'özdenetim' konusunda teşvik edici bir faktör. Numan Işık'a ve bütün dikkatli okurlarımıza teşekkür borçluyuz.


ADSL'ye zam mı yapıldı indirim mi?

1 Kasım'da, 15. sayfada yayımlanan 'ADSL aboneleri internette uçacak' başlıklı haber, çok sayıda ADSL abonesi okurumuz tarafından eleştirildi. Haber, Telekom'un en düşük internet bağlantı hızını, 254/64 Kbps'den 512/128 Kbps'ye yükseltildiğini duyuruyor. Habere göre, 254/64 Kbps hızıyla internete bağlanan aboneler, ek ücret ödemeden, internete 512/128 hızıyla bağlanabilecek. Buraya kadar sorun yok. Bazı okurlarımız, haberde zammın indirim gibi sunulduğu görüşünde. Haberde, zamlanan fiyatlarla ilgili de bilgiler veriliyor. Yani zammı indirim gibi sunma çabası yok.

Bir gün sonra, aynı konuda bir devam haberi var. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, 99 YTL'ye çıkarılan fiyatın 49 YTL'ye indirilmesi için talimat verdiğini açıklıyor. Başlık: ADSL'de yapılan yanlış düzeltildi.

İki haber bir arada düşünüldüğünde, birinci haberde yüksek hızda bağlananların zamlı tarifeden ödeme yapacağını ara başlıkla belirtmenin yararlı olacağı sonucuna varabiliriz.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi