T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 20 KASIM 2005 PAZAR
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Resul TOSUN

Gözleve'de bir sabah namazı (2)

Hava aydınlanınca camiin etrafının gezdik, kitabeleri okumaya çalıştık. Birkaç resim aldıktan sonra Bahçesaray'a doğru yola çıktık. Bahçesaray Kırım hanlığının başkentliğini yapmış tarihi bir şehir. Bu tarihi şehirde yine Türkiye'deki Fen Lisesine denk bir Türk koleji var. Sabah kahvaltısını bu kolejin müdürünün evinde yaptık ve koleji gezdik.

Daha sonra Bahçesaray'a geçtik. Sanki bir Anadolu şehrine giriyor gibiydik. Komünizm döneminde dokunulmamış ender eserlerden biri olan Hansarayını bizzat müdürü Server beyle gezdik. Daha doğrusu o bizi gezdirdi. Müze müdürü Server beyin emeği çok büyük. İlk kez burada ezan sesi duyduk. Öğle namazını Hansarayında hanların namazgahında cemaatle eda ettik.

Oradan İsmail Bey Gaspıralı'nın doğduğu eve geçtik. Restore edilmiş. Müze olarak kullanılıyor.

Daha sonra biraz ilerde bulunan Zincirli Medrese'ye geçtik. Doğu Avrupa'nın bu ilk medresesine zincirli isminin verilmesi kapısına asılan ve girenlerin eğilmeye mecbur bırakan bir zincir. Bu zinciri Tatar hanı koydururken, "Biz düşmana kılıç çalar galebe ederiz ve asla baş eğmeyiz ama ilmin önünde eğilmemiz gerekir." dediği rivayet edilir. Bu medresenin restorasyonunu da TİKA yaptırıyor!

Uzatmayalım biz yola devam ettik. Oradan Sivastopol'a geçtik. Öncelikle Tatarlara ait tarihi izler aradığımız için 19. asrın başlarında inşa edilmiş ve halen ayakta olduğu söylenen bir camie gittik. Uzunca minaresi ve görkemli binasıyla ben buradayım diye haykıran bu camii de ziyaret ettik ve ikindi namazını da burada kıldık. İki kişilik cemaati vardı. 8 kişi de biz 10 kişi olduk. İmam sevincinden ne yapacağını şaşırmıştı.

Sivastopol'de son zamanlarda büyükelçiliğimizin gayretleriyle bir de Türk şehitliği açılmış. Şehitliğimize de uğradık.

Bu arada bizim Kırım harbi diye bildiğimiz meşhur Sivastopol muharebesinin panoramik canlandırmasının yapıldığı illüstrasyon merkezini de ziyaret ettik.

Daha sonra ikinci dünya savaşını bitiren meşhur konferansın yapıldığı Yalta'ya geçtik. Yalta'da da İsmail Bey Gaspıralı'nın okul olarak kullandığı bina camie tahvil edilmiş ve oradaki müslümanların merkezi haline gelmiş. İnşaat vardı. Camii imamı koşarak geldi akşam namazını bu camide eda ettik. Sonra Simferopol (Akmescit)e dönmek üzere yola çıktık.

Yolda Akmescit yakınlarında Tahta Cami diye bir levha gördük. Bir Tatar köyüymüş. Yola yakın da bir camileri var. Ebu Bekir Camii. Girdik yatsı namazını da bu camide yine cemaatle kıldık. Burada Ankara'da İstanbul'da yapamadığımız bir şey yaptığımızı fark ettik. 5 vakit namazı 5 ayrı camide cemaatle kıldık üstelik Kırım'da.

Aslında Kırım Tatar Milli Meclisi'nden, Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesi'ne varıncaya kadar yazacak çok şey var. Benim sütunumda yer kalmadı. Ama gazetemizin web sayfasındaki diziler bölümünde yer alan M. Cemal Çiftçigüzeli'nin hazırladığı "Kırım ah kırım" yazı dizisinden faydalanabilirsiniz.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi