T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 22 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Davut DURSUN

Siyaset ve yönetimde etik

Bir eylem alanı olarak siyaset ve yönetimin ahlak ve etik boyutu son yıllarda tartışılan önemli sorunlardan biri haline geldi. İster bu alanda faaliyette bulunan bir aktör olun, isterse kamusal hizmet alan bir vatandaş olun, siyaset ve yönetim alanındaki ilişkilerde ahlaki çerçevenin ihmal edilmesi rahatsızlık yaratmaktadır.

Aslında modern dönem öncesinde toplumsal/kamusal alanda belli sorumluluklar yüklenen ve kolektif karar alma sorumluluğu olan kişilerin eylem ve davranışlarının yerleşik ahlak çerçevesinde gerçekleşmesi için yoğun bir talep, baskı ve eğilim mevcuttu. Bireylere bir tür "eylem kılavuz"luğu yapan değerler, ilkeler ve kurallar bütünü olarak ahlak, geleneksel toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçasıydı.

Ne var ki radikal bir değişme sürecinin ifadesi olan modernleşme ile birlikte Aydınlanma felsefesinin yücelttiği rasyonalite ve pozitivizm ahlakı kenara itip eylemleri süreçlerle değil sonuçlarla değerlendirme yolunu tercih edince, ahlak toplumsal ilişkilerden çekilmemişse de değersiz hale gelmiştir.

Bu durum hem birey katında, hem de toplumsal ilişkilerde ciddi sorunlar ve sonuçlar doğurmuştur. Kendisini ahlakın değer ve ilkelerine karşı bigane sayan birey ve gruplar rasyonellik adına, grupsal veya ulusal çıkar adına her şeyi mubah görmüşlerdir. Bu anlayış modern toplumlarda son derece ciddi bir toplumsal sorun olarak gündemin başlarına yerleşmiştir.

Temel sorun şu: Modern toplumlarda siyaset ve yönetim faaliyetleri ahlaki ilkeler ve değerler düzleminde icra edilebilir mi? Daha doğrusu siyaseti ve yönetimi ahlak temelinde inşa etmek, siyasi ve idari karar alan aktörleri ahlak/etik çerçevede eylemde bulunmaya, davranmaya yöneltmek mümkün mü?

Bu ve bu doğrultuda formüle edilen sorular geçen hafta sonunda Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü tarafından düzenlenen bir sempozyumda tartışılmaya çalışıldı. Birinci 1997 yılında yapılmış olan sempozyumun 2'incisi Siyaset ve Yönetimde Etik Sempozyumu adıyla gerçekleştirildi. İki gün toplam dokuz oturum halinde icra edilen sempozyumda Siyaset ve Yönetim Etik konusu farklı boyutlarıyla ele alınıp tartışıldı.

* * *

Sempozyumun birinci gününde açılış panelinde etik sorununun genel bir değerlendirilmesi yapılırken arkasından etiğe ilişkin teorik tartışmalar, meslek etiği, kötü yönetim ve çözüm önerileri ile etik ve çeşitli sorunlar ayrı ayrı oturumlarda çeşitli üniversitelerden bilim adamlarının sundukları tebliğlerle ele alındı.

İkinci gününde ise kamu yönetimi ve etik-I, II yerel yönetimler ve etik ile siyaset ve etik başlıklı oturumlarda değişik tebliğler tartışıldıktan sonra sempozyumun düzenlenmesinde büyük payı olan Kamu Yönetim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bilal Eryılmaz'ın sempozyumu değerlendirme konuşmasıyla sempozyum tamamlanmış oldu.

Siyaset ve yönetimle ilgili değişik konularda tebliğ sunan bilim adamları, genel olarak ahlak ve etik boyutu ihmal eden bir siyaset ve yönetim anlayışından doğan sorunlar ile kamusal sorunların çözümü ve kaliteli bir kamu yönetimi hizmetinin üretiminde ahlak/etik ilkelerin önemi üzerinde durmuşlardır. Modernitenin ve pozitivist-materyalist insan anlayışının açmazları karşısında ahlak ve etik boyutun önemsenmesiyle toplumsal ilişkilerin kazanacağı yeni içeriğin güncel sorunların çözümüne yapacağı katkı ve insani çerçeveye özellikle dikkat çekilmesi önemli bir açılımdı. Sadece ekonomik ilişkilerde değil siyasi, idari ve endüstriyel alanlarda nerede ise tek egemen ölçü olarak rasyonelliğin yol açtığı sorunlar ihmal edilebilir nitelikte değildir.

Siyaset ile ahlakı bağdaştırmanın ne kadar zor olduğu, günlük gözlemlerle bellidir. Siyasette önemli muharrik unsur "menfaat"tir. Bütün mesele "menfaat" ile bir "vazife" olarak çerçevelenen "ahlak"ın nasıl bütünleştirileceğidir.

Cevaplanması zor olan soru şudur: siyaset alanında faaliyet gösteren aktörler, ahlaki ilkelere göre eylem ve davranışlarda bulunarak başarıya ulaşabilirler mi? Bu sorunun cevabını bulmak için daha çok sempozyumlar yapmak gerekir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi