|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 22 KASIM 2005 SALI | ||
|
|
Antitürbanistlerin, korkusuna en iyi örnek geçtiğimiz cumartesi CNN ekranlarından çıktı. Başörtülüler üzerinden alan araştırmaları yönetmiş olan Tarhan Erdem, "üniversitelerde başörtüsü serbest olursa başı açık tek kişi kalmaz" görüşünü ortaya attı ve akademyayı temsil edenler sustu. Söz konusu kişi görüşüne delil olarak Arapça ezan serbest bırakılınca bir daha Türkçe ezan okunmadığını gösterdi. Korku tam da budur işte. Olmazlar ile olabilirleri birbirine ekleyerek, zihinde ortaya çıkan hayalin altında kala kalmak. Kıpırdayamamak. Oysa başörtüsü yasağı ortadan kalktığında sadece dindarlığın gereği olarak başını örtenler kalacak. Halbuki şimdi abdest-namaz olmadığı halde bir gençlik eylemi olarak, protest bir duruş olarak başını örten kızlar ile üniversiteli kızlara özenen işçi kızlar var. Ne siyasi bilinci var mesela tekstil atölyelerindeki işçi kızların ne de dini bilgisi. Ama başlarını örtüyor ve bu örtü ile üniversite kazanmış, fakat okuluna gidememiş kızların duruşunu taklit ederek onlardan biri olduklarını varsayıyorlar. Köşe yazarlarının ikide bir kalemine doladığı, erkek arkadaşı ile yakın plan sohbet eden kızlar işte bu protest kızlar ile işçi kızlar. Yırtmaçlı etek, dar pantolon giyip ful makyaj ile dolaşan kızlar... Onlar, başlarını örterek üst sınıf saydıkları üniversite öğrencisi kızlara yaklaştıklarını düşünüyor, aileleri de tesettürün kabuk kısmına sahip çıkan evlatlarını "özgür" bırakıyor. Türkçe ezan ile başörtüsü yasağını aynı bağlamda değerlendiren programın yayınlandığı gün, kadın basketbolcuların vücutlarını saran forma talepleri yer aldı gazetelerde. Formaların kadınsı hatları ortaya çıkartır şekilde tasarlanmasıyla seyircinin de artacağının ifade edilmesini, hiçbir köşe yazarı eleştiri konusu yapmadı. Kadınların soyunma talepleri hiç sorun arz etmiyor çünkü. Ne düşük bel pantolonların sağlığa aykırı oluşu gündeme geliyor Türkiye'de, ne tahrik edici kıyafetlerin spormentliği bozacağı. Oysa dünya bunları konuşuyor. İtalya ve İngiltere'de okullar düşük bel pantolonlarla mücadele etmeye çalışıyor. Buz pateninde ise kadınların giydiği kıyafet seyirciyi tahrik ettiği için, mini eteğin altına taytımsı çoraplar giyilme kararı alındı birkaç yıl önce. Dünya, çıplaklık ile baş etmeye uğraşıyor. Örtünmeyi sorun olarak gören tek ülke bizim ülkemiz. Korkunun sahipleri emin olsun ki,üniversitelerde başörtüsü serbest olduğunda, bedenini önceleyen, güzelliğini herkesle paylaşmayı tercih edenlerin sayısında bir azalma olmayacaktır. Delil olarak çok sevdikleri İran örneğini hatırlatmak isterim. İran'da baş açmak yasak olduğu için her geçen gün saçını gösterenlerin sayısı artıyor. Türkiye'de ise, baş örtmek yasak olduğu için her geçen gün bir genç kız daha başını örtüyor. Başörtüsü yasaklarını savunun kadınların, alt düzey söylemleri gençlerin tepkisine yol açıyor. "Gelecekler ve başımızı örttürecekler" korkusunun dışında kendisine var olmak için alan oluşturamayan kadınlar ekranları işgal edip akıllara durgunluk verecek "görüşlerini" ortaya attıkça, protest bir tavır ile başını örten kızların sayısı artıyor. "Belki de onlar beni kısıtlayacak, öyleyse ben onları şimdiden kısıtlayayım" anlayışı yaşadığımız yüzyıla uymuyor çünkü.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |