T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 22 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Osman AKKUŞAK

Türkçe'nin iki problemi

Dilimiz, güzel Türkçemiz; bir taraftan bazı işgüzarların marifetiyle birçok eski kavram ve kelimelerini kaybederken, bir taraftan da teknolojinin, küreselleşmenin ve genişleyen ekonomik münasebetlerin empoze ettiği batı kökenli kelimelerin istilâsına uğramaktadır.

Bilgisayar, elektronik ve diğer iletişim tabirlerinin Türkçe karşılıklarını bulmaya, yapmaya veya îcadetmeğe bu sâhalardaki sür'atli gelişmeye ve değişmeye fırsat ve imkân vermemektedir.. onun için bu kelime ve terimleri aynen almaya ve kullanmağa mecburuz.. fakat bu mecburiyete uyarken dikkat etmemiz gereken en ehemmiyetli husus; bu kelimelerin kendi dillerinde yazıldığı gibi değil, okunduğu gibi dilimize aktarılması gerektiğidir.. medyada ve basında bu hususa riayet edilmemekte, yeni ithal edilen kavramlar, orjinal imlasıyle metinlerde tekrar edilmektedir.. orjinal imlâsıyle yazılan kelimeleri, o lisanı bilen okuyucu yadırgamadan okusa da, büyük halk kütlesi, hem telâffuz etmekte hem de mânâsını anlamakta güçlük çekmektedir.. bu mevzuda ortak bir tutum sağlayabilmek için, Türk Dil Kurumu'nun da katkısıyle Millî Eğitim Bakanlığı'nın, hattâ Kültür Bakanlığı'nın müşterek bir deklarasyon yayınlaması, pratik bir hal çaresi bulmaya kâfi gelebilir.. dilimizin korunması ve işin, fikir hürriyetini zedelemeden bir düzene sokulması için bir kanun çıkarılması bile düşünülebilir.. bunu hükûmetin, bilhassa bu mevzudaki hassasiyetine şahid olduğumuz Sayın Başbakan'ın dikkatlerine sunmak isterim.. Başbakanın, maksadını en mükemmel kavram ve deyimlerle ifade edebilmesindeki sebebler arasında, dilimizin eski-yeni demeden bütün kelimelerine hâkim bulunması da vardır.. eski dediğimiz kelimeleri terkederek yaptığımız iş; ifade gücümüzü ve düşünme kuvvetimizi kısırlaştırmaktan başka bir şeye yaramamaktadır.. yeni kelimeler ve yeni kavramlar yapalım ve onları kullanmağa başlayalım; fakat bu işi eskileri tedavülden kaldırmadan yapalım.. yeni kelimelerin doğruları ve güzelleri dilimize yavaş yavaş yerleşsin!.. Ne demiş ünlü dil filozofu Ludvig Witgeinstein (Vitgenştayn): "dilimin hudutları, dünyamın hudutlarıdır"..

Türkçe'nin batı kökenli kelimelerin istilâsına uğradığını söylerken esef ettiğimi söylemek istemiyorum.. modern dünyanın kavramlarını dilimize nakletmek bizim için bir mecburiyettir.. ancak dilimizde karşılığı bulunan mefhumların (kavramların) da frenkçelerini kullanmaya mecbur değiliz.. bazı yazarların ve medya mensuplarının dikkatini çekmekte isabet vardır!..

Kültür Bakanlığının, dilimizin meseleleriyle daha çok ilgilenmesini beklediğimize şüphe yoktur!..

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi