|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 23 KASIM 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Ne olduğunu çözemediğimiz, hangi fikriyata yakın durduğunu bilemediğimiz bilimadamlarının başında Emre Kongar geliyor. Hayır, temellük ettiği düşünce belli. Neye göre temellük ettiğini bilmiyoruz. Kendisi, aslında, tipik sol-kemalist-jakobenlerimizdendir. Sosyologdur. Kalın çerçeve gözlük kullanmaktadır. Sakallıdır. Kırmızı fular takmaktadır. Bu çok gözlüklü, kültürlü, sakallı sosyolog bey, haftanın belli günlerinde NTV marifetiyle evlerimize konuk oluyor ve ne hazindir ki yaptığı her güzellemeden sonra münazaracı arkadaşı Mehmet Barlas'tan ayar üstüne ayar yiyor. Son güzellemesini izlerken şunu düşündüm: Sözlüklerden "feodal" ve "yapı" sözcüklerini çıkarın, ortada Emre Kongar diye bir şey kalmaz. Bu iki sözcük olmadan nasıl düşünecek, nasıl konuşacak, nasıl bilim yapacak? Bu iki sözcük, sanki Emre Kongar için icat edilmiş. Emre Kongar okusun, bilimadamı olsun, içinde "feodal" ve "yapı" geçen parlak cümleler kursun. Parantez açıp, Kongar güzellemesine bir örnek sunalım: Aynı düşünceyi temellük etmiş benzerleri gibi, Kongar'da da "dil bilinci" fevkalade yüksek. "Feodal" sözcüğünü sık kullanmakla birlikte Türkçe konuşmayı, Türkçe düşünmeyi yeğliyor. Partneri (Mehmet Barlas) bir programda, "Geçenlerde okurumdan bir e-mail aldım" diye bir giriş yaptı, lafı hemen muhatabının ağzına tıkadı: "Ben e-mail demiyorum, elektronik posta demeyi tercih ediyorum Sayın Barlas..." Niye? Çünkü "e-mail" Türkçe bir kelime değil. Gelgelelim, Türkçe konuşan, Türkçe düşünmeye özen gösteren, Türkçe konuşmayan (!) partnerlerine karşı kendisinde istihfaf yetkisi vehmeden bir bey olarak Emre Kongar, "elektronik" ve "posta" sözcüklerinin Türkçe olmadığını bilmiyor. Bir şey daha: Emre Kongar, yaşayan en büyük aydınlanmacılarımızdandır. Aydınlanma düşüncesinin anayurdu Fransa'da, "aydınlanma" gibi tuhaf arkaik kavramlarla konuşan bilimadamlarına hangi nazarla bakıldığı bir başka verimli tartışmanın konusu olabilir... Gelgelelim, fırsatını bulduğunda kendine hakim olamayıp cefelkalem "aydınlanma" ve "Türk aydınlanması" (!) konularına dalan, hele güncel/ideolojik görüşleriyle seçkin gönüllerde taht kurmuş Kongar'ın, boş bir zamanında, vaktiyle "bu hanım" diye küçümsediği Tülin Bumin'in aydınlanma felsefesi konusunda yazdığı kitaba (hiç değilse "şöyle bir") göz atmasında yarar görüyorum. Hadi, "rica ediyorum" diyelim. Çünkü yaşayan en büyük aydınlanmacımız olarak Kongar'ın, "aydınlanma felsefesi" konusunda esaslı bir "aydınlanmaya" ihtiyacı var. Çünkü Kongar'ın "aydınlanma"dan anladığı, ötekine "fikir" ve "yaşam biçimi" dayatmak. Ötekini dönüştürmek, kendisine benzetmek, kendisi gibi düşünmesini sağlamak. Bu uzun girizgah, aslında, kendisinde "istihfaf" yetkisi vehmeden bir "bey" olarak Emre Kongar'ın "türban" ve "özgürlükler" konusunda ne düşündüğünü tartışmak içindi. Yer kalmadı. Gerek de kalmadı. "Türban bir saldırıdır" diyen biriyle neyi tartışacaksın! Şu kadarını söyleyeyim: 12 Eylül'ün sıkıdüzeninde, bireysel özgürlüğünün simgesi olan "sakalına" sahip çıkmış, üniversitedeki görevinden istifa etmişti. Biz de yasakçılara karşı sergilediği bu onurlu davranışından dolayı onu alkışlamıştık. Madem konu "başkalarının özgürlüğü"; insan hiç değilse sakalına gösterdiğin özeni gösterir...
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |