|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 23 KASIM 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Farkındayım, "kuyu" hikayesi giderek tefrikaya dönüştü. Ancak takdir edersiniz ki bu meseleyi artık bugüne kadar olmayan biçimde, yani çok daha etraflıca düşünmek ve bir çözüm yolu bulmak zorundayız. Eğer önümüzdeki 15 yılı da "türban tartışması" ile geçirmek istemiyorsak. Meselenin (üniversitede başörtüsü yasağı) "yürürlükteki yasalar" çerçevesinde çözülmesi gerektiği muhakkak. Meselenin çözümü için kuvvetler (Yasama-Yürütme-Yargı) arasında bir bilek güreşi tertip edilemeyeceğine göre, dikkatimizi ve çabamızı yasağa temel oluşturan (ve var olduğu söylenen) "yürürlükteki yasalar"ı tekrar gözden geçirmeye, onları tekrar anlama, yorumlamaya ve uygulamaya yöneltmeliyiz. Dünkü yazımda söyledim: 1989'da bugünkü gibi bütün üniversiteleri kuşatmamış olan "başörtüsü yasağı", dönemin iktidarı tarafından 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Yasası'na eklenen bir madde ile aşılmak istenmiş, ancak maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda, ortaya o güne kadar yürürlükte olmayan bir "yasa" çıkarak mesele hepten içinden çıkılmaz bir hal almıştır. 1992'deki girişim ise bir başka "acemilik" örneğidir. Yani bir bakıma "kendim ettim kendim buldum" durumu... Oysa 1989'da sonu hüsranla biten bu girişimde bulunulmasaydı, bugün meselenin çözümü çok daha kolay olabilecekti. Ortada artık AİHM'in bile atıfta bulunduğu bir "yasa" olmayacağından meselenin çözümü başbaşka zeminlerde aranacaktı. Neyse, artık geçmişte olup biteni bir kenara itip üniversitelerde başörtüsü kullanımını serbest kılacak bir "yasal düzenleme"ye nasıl ulaşabileceğimizi düşünmeye başlayalım. Anayasa Mahkemesi'nin 1989'da verdiği iptal kararının tartışılacak bir yönü yoktur. Mahkeme, bir yasal düzenlemenin din kurallarına, dinsel inançlara ve gereklere göre yapılamayacağına karar vermiştir. Mahkeme'nin 1991'de verdiği "Ek Madde 17'nin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddi" kararına konu olan Ek 17. madde ise (ne kadar şaşırtıcı bir biçimde kaleme alınmış olursa olsun) 89'daki iptal kararına konu olan madde gibi dinsel değerlere işaret eden özellikte değildir. Ancak Mahkeme, Ek 17. maddeye ilişkin iptal istemini reddetmesine rağmen geliştirdiği yorumla "Kanunkoyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis eden" bir kurum haline gelmiştir. 1991'deki karara ilişkin ilginç bir "karşıoy yazısı" da o yıllarda mahkeme üyesi olan Cumhurbaşkanı Sezer'in de aralarında bulunduğu üç üyeye aittir. Bu üyeler, Mahkeme'nin Ek 17. maddenin iptaline karar vermesi gerektiğini, aksi takdirde "yükseköğretim kurullarında kılık kıyafetin tümüyle serbest" bırakılacağı sonucunun çıkacağını belirtmişlerdir. Yani özetle, Mahkeme'den iptal çıkmadığına göre Ek 17. madde yürürlüktedir. Söylemiştim; Prof. Mustafa Erdoğan başta olmak üzere bazı hukukçularımızın görüşü de Ek 17. maddenin yürürlükte olduğu yönündedir. Ancak bu görüşü paylaşanlar bu yöndeki tezlerini istedikleri kadar tutarlı bir biçimde savunsunlar, "çoğunluk görüşü"nü bir adım geriletebilmek mümkün değildir. Peki o zaman ne yapmalı? Başbakan'ın sıkça tekrarladığı "mutabakat" arayışı, herhalde, tek çözümdür. Nerede mutabakat? Tabii ki Mahkeme'nin 1991'deki kararının kavranmasında bir mutabakat. Bu yolda kendilerine en fazla görev düşen kesim de -tabii ki- hukukçulardır. Anayasa Mahkemesi'nin "bileşimi"nin değişmesini beklemek yerine bu yönde bir çalışmaya girmek her bakımdan çok daha yerinde değil midir? Unutmayın, Mahkeme eski kararını düzelten yeni bir karar almayacaktır; yapılması gereken, yürürlükte olan kararın hatalarının düzeltilmesinden ibarettir. Böylece çözüm nereye varacağı kestirilemeyen "milli irade" çıkışlı siyasetlerde değil yine "hukuk dairesi" içinde bulunacaktır.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |