|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 23 KASIM 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Türkiye yıllardır, "devlet içindeki devlet"i aşamadığı için kriz oluşturmaya aday hemen bütün ciddi sorunlarda devletle halk karşı karşıya geliyor. Son olarak Şemdinli'de meydana gelen olaylar, hep varolduğunu bildiğimiz devlet içindeki "karanlık odalar"ın varlığını bir kez daha ortaya çıkardı. Artık, Şemdinli'deki olayların bir tarafında bazı devlet görevlilerin de varolduğunu biliyoruz. CHP Hakkâri Milletvekili Esat Canan, Radikal'deki söyleşisinde, "Yakalanan araçtan Astsubay Ali Kaya'nın 'Her yere girebilir' kimliği çıktı. Kara Kuvvetleri Komutanı, 'Kaya iyi çocuktur' dedi. Bu, aşağıya 'Onu koruyun!' mesajıdır. Savcı, olayları ayırdı ve bunları tek sanıklı davalar yaptı. Bombalama da, halkı tarama da basit vakalar oldu. Oysa, iki olay birleşse çete davası olurdu." diyerek işin "derin" boyutuna dikkat çekiyor. Açıkçası, bütün bir toplum ve özellikle de Güneydoğu halkı Şemdinli'nin de "Susurluk"un akibetine uğramasından endişe etmektedir. Bilelim ki, hukuk devletinin ilkeleri çerçevesinde aydınlatılamayan bütün "karanlık odalar" sonunda terör örgütünün ekmeğine yağ sürecektir. Nitekim, Susurluk'ta bir türlü aydınlatılamayan "çete-mafya-siyaset" üçgeni toplumsal hafızada bir "umutsuzluk miladı" olarak yeralmıştır. Şimdi toplum, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde Şemdinli'nin aydınlatılmasını ve sonuç alınmasını bekliyor. İşte tam da bu yüzden Başbakan Tayip Erdoğan'ın Şemdinli ziyareti, zaman zaman "devlet- millet" buluşmasını gölgeleyen olaylara karşı bir "kararlılık duruşu" olmuştur. Başbakan Erdoğan, Şemdinli'de olanların üstünün örtülmeyeceğini çok açık ve net bir dille, "Biz bir şeyin halli için buradayız… Bu işi ortada bırakmanın ihmalkarlığı içinde olmayız… Müfettişlerimizi gönderdik, Adalet Bakanlığı bünyesinde özel komisyon kurduk……" diyerek ortaya koymuştur. Şemdinli dönüşü dün AK Parti grubunda konuşan Başbakan Erdoğan, devletin kıyısına, köşesine saklanarak "karışık işler" yapanlara da, "puslu hava"dan nemalanmak isteyenlere de önemli mesajlar verdi: "Kimse bizden bir kayırmacılık beklemesin. Bunun ucu nereye dayanırsa dayansın sonuna kadar gideceğiz... Bazıları puslu havayı sever. Puslu havanın beklentisi içinde olanlar var. Bizzat yerinde de görme imkanım oldu... Türkiye'de uzun yıllardır tezgahlanan oyunlar bozulmaya başlamıştır, bozulacaktır... Kimse, hukuk dışı yollara tevessül etmesin. Kimse yanlış ve yasa dışı yollardan hak aramaya kalkışmasın. O devirler kapanmıştır... Hukuk devletinde, hukuktan yoksun hiçbir alan yoktur. Hukuk devletinin karanlık odaları da yoktur..." Evet, siyasi iradenin kararlılığı açıktır. Bir kere, siyasi iktidarın kararlı duruşunu, bütün kesimlerin doğru okuması gerekiyor. Eğer hala, geçmişteki "Susurluk dönemi" şartlarını hayal ederek siyasi rant ya da 'derin' hesap yapanlar varsa, bunun çıkmaz sokak olduğunu anlamalarında yarar var.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |