T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 23 KASIM 2005 ÇARŞAMBA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet ŞEKER

Bosnalı gözüyle Türkiye

Bekim Muftaroviç, Türkiye'de yaşayan bir Bosnalı. TRT'de spikerlik ve mütercimlik yapıyor. Yeni tanıştık ve hemen kırk yıllık arkadaş gibi sohbete başladık. Sözlerini iki cümleyle özetleyebiliriz:

Bir: Etle tırnak ayrılır, Türk'le Müslüman ayrılmaz. İki: Sürüden ayrılanı kurt kapar.

Haydi, bir üçüncü cümle: Türkiye, "Büyük Türkiye" olmaya mahkûmdur.

Koltuklarınızı dik tutun, sorulara geçiyoruz.

Türkiye'ye ne zaman geldiniz?

92 Aralık'ta geldim. Bizim bulunduğumuz Sancak bölgesi abluka altındaydı. O tarihten beri buradayım. Ankara'ya geldim. TRT'de çalışmaya başladım. Yeni açılan Boşnakça Yayınlar Servisi'nde.

Daha önce yok muydu o servis?

O zamanlar Yugoslavya vardı biliyorsunuz. Bütün dünyada Boşnakça geri plandaydı. Boşnak milleti diye bir şey bilinmiyordu. Boşnakça konuşuluyordu ama resmiyette geçerli değildi, yasaktı. Sırp-Hırvatça diye uyduruk bir dil vardı. Uyduruk çünkü Sırplar Sırpça konuşurdu, Hırvatlar Hırvatça.

Boşnakça nasıl bir dil?

Gramer olarak Slav grameridir. Teknik terimler Almanca, İngilizce ve Latince ağırlıklı. Güncel hayatla ilgili, kültürel yönden ise kullanılan kelimeler Türkçe'dir. Bu bakımdan, Boşnakça'dan Türkçe kelimeleri aldığınız zaman ortada bir şey kalmaz.

Günde ne kadar süre yayın yapıyorsunuz?

Bir saat Boşnakça yayın ve yarımşar saat Sırpça ile Hırvatça yayınlar olmak üzere, Dış Yayınlar Başkanlığı bünyesinde, Türkiye'nin Sesi olarak halen devam ediyor. Üç dilde spikerlik ve mütercimlik yapmaktayız. Bir de radyo dışında, TRT 3'te yayınlanan Kültürel Zenginliğimiz adlı program hazırlıyorum.

Mütercimlik yalnız TRT bünyesinde mi?

Ayrıca resmî görüşmelerde tercümanlık var. Dışişleri'nden, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı'ndan istek geldiği zaman görev alıyoruz.

TÜRKİYE'DEKİ BOŞNAK SAYISI 75 MİLYON

Türkiye'de ne kadar Boşnak var?

Bunu bana hep sorarlar ve ben de hep aynı cevabı veririm. Türkiye'de 75 milyon Boşnak var. Tıpkı Bosna'da 4.5 milyon Türk olduğu gibi.

Biraz açıklar mısınız?

Bunu açıklamak çok kolay. Boşnaklar Kapıkule'den bu tarafa geçtikten sonra o kimlik anlamını kaybeder. Hiçbir şey ifade etmez. Sınırı geçince hepimiz Türk oluruz. Kendimizi öyle hissediyoruz. Kaldı ki Bosna'da da bize Türk derler. Biz bir bütünüz. Tek bir şikâyetimiz var, o da Türkiye'nin Bosna'da daha fazla olmamasıdır.

Aradaki ilişkinin yeterli olduğunu düşünmüyor musunuz?

Gördüğüm kadarıyla yetersiz.

Neler olmalı mesela?

Her türlü ilişki mümkün. Ekonomik, siyasi ve özellikle kültürel. Bosna'da bu yönde çok yüksek bir talep var. Yalnız bunu yaparken de son derece organize bir şekilde bakmak lazım. Profesyonel yaklaşmalı. Birkaç çıkışla başlayıp sonra geri durmak olmaz.

BOSNA,TÜRKİYE'Yİ HEP YANINDA İSTİYOR

Uzun vadeli mi bakmalı?

Elbette. Planlı, programlı ve uzun vadeli.

İşadamlarının Bosna'ya gitmesini tavsiye ediyorsunuz.

Srebenitza soykırımının onuncu yıldönümünde gittiğimizde, oradakiler şunu diyorlar: Buradaki camilerimiz savaşta yok oldu. Osmanlı camileri. Şimdi Araplar gelip yapıyorlar. İşyerlerimiz dükkânlarımız yok oldu. Batılılar gelip yapıyorlar. Biz onları sevi-yoruz ama Türkiye'den insanımız gelsin onlar inşa etsin istiyoruz.

Batı'dan kimler geliyor?

Genelde Avusturya ve Slovenyalılar. Yaşlı bir kadın şöyle söylemişti: Oğlum, Türkler gelsin de beş kat fazla ödeyelim.

İşadamlarına çok açık bir davet bu.

Kesinlikle. Siyasi ve kültürel münasebetler ticari sahada taçlandırılmalı. Hem devlet hem sivil kuruluşlar mesela KOBİ'ler bağlantı kurmalı. Ancak işleri sağlam tutmak lazım. Bosna'da kanunlar çok karmaşık. Dayton Anlaşması'ndan sonra doğan karışıklığın etkisi devam ediyor.

Davet edelim derken korkutmayalım.

Yok yok. Bosna'ya yatırım yapmak için önce iyi niyetli olmak, ikinci olarak Bosna'daki bağlantıları iyi araştırmak gerekir.

MUTFAĞIMIZ AYNI

Mutfaklar da benziyor mu?

Hiç farklı değil. Gidince görürsünüz, dolmalar, kebaplar her şey aynı.

Adetler, gelenekler, törenler nasıl?

Bakınız, Bosna tam bir dondurulmuş Osmanlı'dır. Türkiye'de unutulmuş bazı hususiyetler orada devam etmektedir. Mesela kahve içme adabı.

Nasıl içilir kahve?

Biz kahveyi kulpsuz fincanda içeriz.

Neden?

Kulplu fincanda Hıristiyanlar içer. Baba oğul kutsal ruh deyip üç parmakla tutarlar. Biz o yüzden kulpsuz fincanı özellikle tercih ederiz ve İslam'ın şartı beş deyip, kallavi fincanı avucumuza alırız.

Farklı inanç, farklı hayat tarzı ve farklı semboller...

Gayet tabii. İkinci olarak erkekler kıtlama içerler. Yandan çarklı denir, sade kahvedir. Kadınlarsa mektepli yani tatlı kahve içer. Sonra erkeklerin fincanında hilâl ve yıldız vardır yani albayraklı olur. Hatun fincanı ise hilâl ve üç yıldızlıdır. Bir de üst kademedeki insanların, devlet yöneticileri mesela, onların fincanı üç hilâllidir. Herkes o fincandan içemez. Güvenlik dolayısıyla.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi