|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 23 KASIM 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Bilmem seyrettiniz mi, 20 Kasım Pazar günü akşamı Habertürk kanalında Leyla Şahin vardı. Zaman gazetesi yazarı hanımın dışında 3 bayan gazeteci kelimenin tam anlamıyla birer mustantık gibi Leyla Şahin'i sigaya çektiler. Zaman zaman haddi aşan biçimde sorular yönelttiler. Şahin'i bunaltmaya çalıştılar. Programı 2 saat seyrettim. Karşısındaki kendini savcı yerine koymuş hesap soran o üç bayan karşısında her soruya akıllıca, mantıklıca cevap vermesini, tuzak soruları ustalıkla atlatmasını karşı sorularla muhataplarını ilzam etmesini bildi Leyla. O üçünün sıkıştıran, sıkan, zaman zaman konu dışına çıkıp tuzak kuran ve seviyeyi düşüren söylemlerine karşı hep seviyeli, hep olgun ve hep hanım hanımcık bir eda ile başörtülü bir kültürlü hanımın nasıl olacağını canlı canlı ispat etti Leyla. Karşısında oturan Yazgülü Aldoğan, Pınar Türenç ve Özlem Gürses üçlüsü, Leyla Şahin karşısında bilgi yönünden ne kadar zayıf kaldıklarının bilmem farkına vardılar mı ama yetersiz oldukları program boyunca çok net bir biçimde ortaya çıktı. Hem Leyla Şahin davası konusunda yetersiz bilgiye sahiptiler, Leyla her seferinde onları ilzam etti. Hem Batı'daki uygulama konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdi, Leyla her defasında onların yanlışlarını düzeltmek durumunda kaldı, hem de İslami bilgi açısından son derece yetersizdiler Leyla onlara doğrusunu anlattı. Bilgi ile bastıramayacaklarını anlayınca bu kez Suudilerin ve Taliban'ın hesabını Leyla'ya sormaya kalkıştılar. Leyla ise akıllıca, zekice ve tam bir hanımefendi olarak hepsinin üstesinden geldi. Olmadı bir siyasi partiye yamamak istediler, Leyla o konuda da onları hayal kırıklığına uğrattı. Olmadı, bir yerlerden para desteği almış olabileceğini, gülünesi iddiaları gündeme getirdiler Leyla onu da mütebessim bir çehreyle ikna edici biçimde cevapladı. Leyla yaşça o bayanlardan küçük olmasına rağmen, program boyunca o üç bayandan da daha olgun, daha tecrübeli, daha bilgili ve daha bir hanım olduğunu ortaya koydu. Leyla AİHM'nin kararının kendisini hayal kırıklığına uğratmadığını, fakat üzdüğünü, çünkü dosyasının incelenmeden soyut olarak siyasi bir karar verildiğini, muhalefet şerhine göndermeler yaparak mükemmel bir şekilde anlattı. AİHM'nin Leyla Şahin davasına bakmaktan ziyade Leyla Şahin'in şahsında İslam dininin başörtüsü hükmünü irdelediğini, Batılı kadınlara hak olarak görülen inanç özgürlüğünün Müslüman kadınlar için hak olmayacağı gibi hukuki olmanın ötesinde siyasi bir karar verdiğini açıklamaya çalıştı. Başörtüsü sorununu Türkiye'de sağ ve soldaki siyasilerin kaşıdığını, sol cenahtaki siyasilerin irtica gerekçesiyle, rejimi irticaya karşı korumak gerekçesiyle istismar ettiklerini, sağcı siyasetçilerin de bu sorunu çözeceklerini iddia ederek suistimal ettiklerini söylerken Leyla Şahin yerden göğe kadar haklıydı. Leyla Şahin'i dinledikten sonra başörtüsü tartışmalarına Leyla Şahin'in ya da aynı seviyedeki bizzat başörtüsü mağduru kızlarımızın katılmasının daha yararlı olacağını, hele siyasetçilerin bu hususta hiç konuşmamalarının daha yararlı olacağına bir kez daha kanaat getirdim. Başörtüsünü savunan siyasetçilerin ne kadar haklı olurlarsa olsunlar konu istismara açık olduğu için bu konuda konuşmak yerine güçleri yetiyorsa icraat yapmalarının aksi takdirde ben de susmalarının daha isabetli olacağına inanıyorum. Leyla Şahin kızımızı dinlerken bu kanaatim daha da pekişti ve kendisini yemeye niyetli görünen üç kurdun karşısında gösterdiği zeka, olgunluk, bilgelik, hanımefendilik ve içtenliğini bu sütunda takdir etmek istedim. Dinledikçe "Aferin kızım" demekten kendimi alamadım.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |