|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 23 KASIM 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Çok roman okuduğumdan herhalde 'gizli' işler merakımı çekiyor. Rauf Denktaş'ın TMT günlerine dair anlattıklarını gazetelerde okuyunca kulak kabartmam bu yüzden... Rauf Denktaş'ı Kıbrıs'taki Türk cemaati lideri, sonra da 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı' sıfatlarıyla tanıyoruz. Oysa, onun bir de 'gizli' kimliği var: 1960 öncesi Kıbrıs'ta Rumlar'la silâhlı mücadele yürüten Türk Mukavemet Teşkilâtı'nın (TMT) liderlerindendi Denktaş... Bu tür örgütler, doğaları gereği, karanlık işlere de karışırlar. 'Cumhurbaşkanı' sıfatını taşıyan birinin geçmişinde 'karanlık' bir bölge bulunduğunu itiraf etmesi beklenmez. Oysa, Denktaş, hem de şu günlerde, tam da bunu yapmış... Dünkü gazetelerde geniş biçimde yer aldı. Denktaş, Nezire Gürkan'ın yazdığı kitapta TMT ilişkisini anlatıyormuş... Kendisi ve Dr. Fazıl Küçük TMT liderlerindenmiş... Denktaş'ın TMT içindeki kodadı 'Toros', Dr. Küçük'ün de 'Ağrı' imiş... 'Casus' diye yaftalanan bazı Türklerin öldürüldüğünü de itiraf etmiş Denktaş; hatta, bir grubun öldürülüşü kendisini 'deliye döndürmüş'... Tansu'ya göre, TMT'yi kuran kadro, Kıbrıs görevini üstlendiği sıralarda bir başka uluslarası operasyonda daha kullanılmış. Kullanıldığı konuyu güncelliği olduğu için buraya kaydetme değeri var: Irak... Temmuz 1958'de Irak'ta darbe yapıldığı duyulunca, Türk Genelkurmay'ı, TMT için ayrılan kadroyu, düşürülen Iraklı devlet adamlarından Türkiye'ye yakın olanları mümkünse kurtarmakla görevlendirmiş... Ürdün'e kadar kendilerine tahsis edilen uçakla gitmiş de kadro; ancak orada düşürülen Iraklı devlet adamlarının hepsinin öldürüldüğünü öğrenmişler... Tarih kitaplarında yer almayan bu olayı anlatan Albay Tansu, "Operasyonumuz başarılı olsaydı, Türkiye'nin itibarı yükselecekti" diyor. Bazı yöneticileri kurtarmayla sınırlı değilmiş operasyon; DP yönetimi ve Genelkurmay, Irak'a müdahaleyi de düşünüyormuş çünkü... "Yazık ki, olmadı" diyor İsmail Tansu. Örgütlenmeyi sağlamak üzere Türkiye'den rütbeli subaylar değişik kisveler altında Kıbrıs'a gönderilmiş. Ara sıra listeler de sunan Albay Tansu, bir yerde (s. 61), o sırada yedek subay olarak orduda bulunan 'ilâhiyatçı' Nihat Keklik'in de ismini veriyor. Sonradan İslâm felsefesi profesörü olan Nihat Keklik'in o günlere dair ilginç anıları olabilir... Denktaş keşke 27 Mayıs sonrasında uğradıkları hayal kırıklığını anlatsaydı. Darbeci subayların Kıbrıs'ı nasıl ihmal ettiklerini, 1958-1960 arasında direnişçiler tarafından kullanılabilsin diye adaya 'gizlice' gönderilen silâhların Yassıada'da "Yandaşlarını silâhlandırdılar" diye dâvâ konusu yapılmasını... Neyse... Sadece bazı anılarda ve Rum kaynaklarında varolan TMT ile irtibatını ifşâ etmekle yetinmiş Denktaş... Konuyla ilgilenmemi sağlayan İsmail Tansu, TMT günlerini anlattığı anı kitabının sonunda (s. 266), hayret edilecek bir başka olaya da yer veriyor. İKA adıyla yakın zamanlara kadar faal olan haber ajansının sahibi Ziya Tansu anıların sahibi İsmail Tansu'nun kardeşi. 27 Mayıs sonrasında İKA adına 'Öncü' gazetesini Ziya Tansu yayınlar; İsmail Bey de kardeşinin yanındadır. Medyada bugün de şöhretlerini sürdüren gazeteciler vardır Öncü'de: Altan Öymen, Oktay Ekşi, Nilüfer Yalçın, Mete Akyol, Yaşar Aysev, Mustafa Özkan, Erdoğan Tokatlı, Hıncal Uluç... Başyazar Aydın Yalçın ile muhabirler Mustafa Ekmekçi ve Örsan Öymen bugün hayatta değiler... Darbeciler arasında çıkan ihtilâfta 14'ler diye bilinen grubun tasfiye edilerek yurtdışına gönderildiğini biliyoruz, ama bunun darbeyi desteklemek üzere çıkarılan 'Öncü' gazetesini etkilediğini bilmiyoruz. Hiç değilse ben bilmiyordum. İsmail Tansu olanı şöyle özetliyor: "14'leri tasfiye den Milli Birlik Komitesi'nin öteki üyeleri hızlarını alamamışlar, bu defa da adamları vasıtasıyla 13 Kasım 1960'da, kardeşim Ziya Tansu'nun sahibi olduğu Öncü gazetesinde bir darbe yapmışlardı." Esenboğa'da bulup Ankara Valiliği'ne getirmişler Ziya Tansu'yu ve Turan Güneş'in hazırladığı bir protokolü imzalamaya mecbur etmişler... İsmail Tansu haklı olarak şunu soruyor kitabında: "O zaman Öncü'ye yapılan bu 'askerî darbe operasyonunda' aktif rol oynayanlarla ona âlet olanların ve alkışlayan demokrasi çığırtkanların 'askerî müdahalelere şiddetle karşı olduklarını' ikide bir öne sürmeye hakları var mı?" Öncü'de darbe yapanlardan biri cevap verse iyi olur. Oktay Ekşi lutfeder mi?
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |