|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Ç A L I Ş A N I N S E S İ | 21 KASIM 2005 PAZARTESİ | ||
|
|
Ahmet ALBAŞ (işçi): Tahsin Bey, 01.01.1954 doğumluyum, işe giriş tarihim 22.02.1976. Toplam ödenmiş prim gün sayım 2388 ve halen sigortalı olarak çalışıyorum. Askerlik borçlanmamı yaptırmadım. Bu şartlar altında en yakın hangi tarihte yaşlılık aylığına hak kazanırım? Ayrıca son günlerde SSK affından bahsedilmektedir. Bu affın kapsamı çalışan personel için nedir? Daha açık bir tabirle, geçmişte belli dönemler aralığında sigorta primini ödememiş olanlar, bu günleri ödeyebilirler mi? Böyle bir imkan var mıdır? *SSK prim affı, doğrudan çalışan personel için değil, beyan edilmiş, fakat zamanında ödeyememiş işverenler ve eğer kapsama alınmışsa isteğe bağlı sigortalı olanlar için olabilir. Geçmişte belli dönemler aralığında sigorta primi ödenmemiş olanlar, bu günleri genellikle ödeyemezler. Böyle bir imkan yoktur. Çünkü prim affına ilişkin olarak çıkarılabilecek bir yasa, geçmiş dönemleri borçlanma yasası olmayacaktır. Okuyucularımın böyle bir beklenti içerisinde olmaması gerekir. Okuyucumun emekliliği hususuna gelince: Sigortalılığı 08.09.1976 öncesinde olduğu (22.02.1976) için yaş şartına tabi olmadan, 25 yıllık sigortalılık süresi ve en az 5000 prim ödeme gününü tamamlaması şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacaktır. 25 yıllık sigortalılık süresini 22.02.2001'de tamamladığından, en az 5000 prim ödeme gününü tamamlaması şartı öne çıkmıştır. Kalan 2612 prim ödeme gününden 18 aylık askerliğini borçlanıp öderse, 540 gün daha azalacaktır. Bakiye prim borcunu ise çalışarak zorunlu sigortalılık veya isteğe bağlı sigortalılık yoluyla tamamlaması gerekmektedir. Kamuda sözleşmeli personel, emekliliğinde kıdem tazminatı alabilir mi? Yavuz ŞİMŞEK (muhasebeci): Ben, 657 sayılı Kanunun 4B maddesi gereği sözleşmeli olarak 17 yıldır çalışmaktayım. 550,00 YTL maaş alıyorum. Ben şükür diyorum, ama, aynı odada çalışan diğer işçi arkadaş 10 yıllık 600,00 YTL maaş ve yılda 5 kez ikramiye alıyor. Bu sizce adalet mi? Ve aynı odada oturan 25 yıllık şef, 740,00 YTL maaş alıyor. Bunun adalet neresinde? Bizim dairemizde yeni işe giren işçi, 600,00 YTL maaş artı 5 ikramiye alıyor. Bu insana güç yetiremiyoruz. Hatta bizlerle alay bile ediyor, biraz daha okuyup da işçi olsaydınız diye. Sayın Başbakanımız memura ve sözleşmeliye gelince çok cimri davranıyor. Ama işçiye gelince bütçe açık filan vermiyor. Takır takır maaşını da ikramiyelerini de alıyorlar. Bu nasıl iştir, masabaşı görev yapan işçiye ikramiye olur mu? Bizden fazla iş yaptığı yok, hatta bizden az bile çalışıyorlar. Sendika arkamızda diyorlar, hiç de kimseden çekinmiyorlar. Buna dur diyen çıkacak mı? Ben emekliliğim halinde kıdem tazminatı alabilecek miyim? *Kamudaki maaş çelişkisi hakkındaki okuyucu mesajını kamuoyuna duyurmak amacıyla e-maildeki mesajı aktardım. Kamu Personel Reformunun bu tür çelişkileri de ortadan kaldırması beklenmektedir. Verimli ve özveriyle çalışmanın sağlanabilmesi için bu adaletsizliklerin de giderilmesi gerekmektedir. Okuyucumuz, İş Kanunu'na tabi işçi statüsünde bir personel olmadığı için, emekliliği halinde kıdem tazminatı alamaz. Emekli Sandığı'ndan emekli ikramiyesi alıp alamayacakları hakkında daha sonra başka okuyucularımın sorularını da cevaplamak üzere ayrı bir yazı yazacağım.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Kültür |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |