T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 24 KASIM 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ali BAYRAMOĞLU

Şemdinli: İki tanıklık

Yazı yorumsuz olacak. Bugün Şemdinli olaylarının tanıkları konuşacak.

Kaynak dün sözünü ettiğimiz ilk insan hakları heyeti raporu.

Düşünülmesi gereken konular sırasıyla:

Yasal iktidar boşluğu, meşru iktidar adresi, kurumsal yalanlar ve güvensizlik...

İlk söz Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin'in:

"Patlama meydana geldiği zaman ilçede değildim. Taziye için bir köyde idim. Kaymakam telefonumdan arayıp 'başkan hemen ilçeye gelmeniz gerekiyor, ilçede olaylar meydana geliyor, gelip olayları yatıştırmanız gerekiyor' dedi. 15 dakika sonra ilçeye vardım. İlçede halkın panik içinde olduğunu gördüm. İlçenin önde gelen şahsiyetlerini yanıma alarak halkı sükunete devam ettim. Bu arada kalabalık bir grubun ilçe girişinde bulunan polis noktasına doğru yürüdüğünü ve üç polisin orada mahsur kaldığını güvenlik güçleri bana bildirdi. Benden mahsur kalan polisleri kurtarmam istendi. Bunun üzerine olay mahalline gittim (...) İlçe emniyet müdüründen polis noktasını oradan kaldırmasını istedim. Cevaben orada ağır silahların bulunduğunu ve bu yüzden noktanın terk edilemeyeceği tarafıma bildirildi.

Bir süre sonra İlçe Jandarma'ya Hakkari Milletvekili Esat Canan, Hakkari Belediye Başkanı Metin Tekçe, Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız, ilçede bulunan Yüksekovalı avukatlar ile birlikte durum değerlendirmesi için çağrıldım. Toplantıda mülki erkandan vali, kaymakam ve üst düzey yetkililer ve cumhuriyet savcısı vardı. Toplantıda bu gerilimin nasıl dindirileceği tartışıldı ve emniyete teslim edilen üç kişinin göz altında olduğunun teyit edilmesi, olayda kullanılan aracın emniyet müdürlüğüne ait olduğunun teyidi istendi. Emniyet müdürü söze girip aracın kendilerine değil jandarmaya ait olduğunu belirtti. Vali de müdürü teyit etti. Teslim edilen üç kişinin ise üç değil tek kişi olduğu belirtildi."

Söz sırası görgü tanığı esnaf Zeydan Özel'in:

"Benim dükkanım patlamanın meydana geldiği pasajın tam karşısındadır. Ben olaydan 15 dakika önce o üç kişinin pasajı araç içerisinden gözlemlediklerini gördüm. Bunlardan kuşkulandım. Çaktırmadan amcam oğlunun dükkanına girip gözetlemeye devam ettim. Onlar da pasaja bakıyorlardı. Arabanın içinde üç kişi bulunuyordu. İkisi önde biri arkada oturuyordu. Arkada oturan sarıya çalan montlu kişinin elindeki siyah poşetle arabadan çıkıp pasaja doğru yürüdüğünü gördüm. Ben de dükkandan çıkıp arabanın yanına gittim. Elimi cebime koyup hiç görmüyormuş gibi orada beklemeye başladım. Top sakallı olan beni gördü. Bu arada sürücü arabayı çalıştırıp yavaşça oradan uzaklaştı. Bu arada aracın plakasını aldım. Plaka 30.AK.933 idi. Beyaz renkli bir Renault 19 marka araç idi. Tekrar kendi dükkanıma gittim. Birkaç dakika sonra pasajın içinden büyük bir patlama sesi geldi. Halk patlama yerine koşarken ben de oraya doğru yöneldim. Sarıya çalan montlu kişi pasajın aşağısına doğru telaşlı bir şekilde telefonu elinde konuşarak "neredesiniz şu an" diyerek hızlı adımlarla ilerliyordu. Ben de o adamın arkasından hızlı bir şekilde yürüdüm. Bu adam dükkan önünde bekleyen aynı araca bindi. Ben de halka 'bombayı patlatan bu adamdır' dedim. Halk da aracın önünü keserek onları tartaklamaya başladı. Sonrasında resmi polisler gelerek havaya ateş etmeye başladı. Aynı zamanda polisler bu üç kişiyi ablukaya alıp iki kişiyi arabaya bindirerek götürdü. Bu arada top sakallı olan kişi olay yerinden uzaklaşmaya başladı. Ben de kendisini tanıdığım için takip ettim. İleride yarbay ve askerler vardı. Ben de yarbaya yanaşarak 'yarbayım olaya karışan kişilerden bir tanesi de budur' dedim. Yarbay da 'tamam oğlum yakaladık' dedi. Üç asker koluna girerek şahsı ilçe jandarmaya götürdü" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Sonuç?

Mutlak güvensizlik ve meşru ile yasal olanın birbirinden kopması...

Bu ne yazık ki bugün Güneydoğu'nun resmidir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi