T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 24 KASIM 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ahmet KEKEÇ

Maden bulduk, maden!

Emre Kongar severlere güzel haber: Ben de severim kendisini. Bakmayın yaptığı çatıkkaşlı ve ezber sosyoloji analizlerine, şeker bir adamdır aslında. Hiç müşerref olmadık ama, herhangi bir yerde karşılaşsak, eminim, bilgisine muhtaç bir öğrencisiyle konuşuyormuş rahatlığı içinde, güleryüzle, samimiyetle, hatta şefkatle yaklaşacaktır.

Bir yerde hepimiz onun öğrencisi değil miyiz?

Bütün Türkiye sosyolojiyi ondan öğrenmedik mi? (!)

Hayır, (dünkü yazımda) ölçüyü kaçırdığımı düşünmüyorum. Ona saygısızlık yapmak aklımın ucundan dahi geçmez. Sevenlerinin "size yakıştıramadık" dediği "sosyolog bey" nitelemesi, hemen belirteyim, Emre Kongar'dan mülhem.

Hatırlayacaksınız, değerli sosyolog Emre Kongar, Hürriyet gazetesinden Ayşe Arman'a verdiği mülakatta, "Nilüfer Göle ve Tülin Bumin adlı iki hanım var" diyordu, kendisinden beklenmeyen (aslında nicedir beklediğimiz) bir nezaketsizlikle.

İki hanım...

Kongar, başörtüsü konusunda ileri-geri konuşan Göle ve Bumin'i istihfafla karşılıyordu; yani hafifsiyordu, daha doğrusu küçümsüyordu.

Konu türban (ya da başörtüsü, her neyse) olunca, türbana ılımlı yaklaşan herkese, hemen her düşünce ve görüşe karşı, Nuray Mert'in de altını çizdiği gibi, nedense "hoyratça, küçümseyici bir eda ile karşılık verme, üst perdeden konuşma üslubu" benimseniyor.

Kongar da üst perdeden bakıyordu, yani küçümsüyordu.

Hadi "üst perdeden bakıyordu" demeyelim. Kongar gibi, her fırsatta, her şeraitte bizi "Fransız Devrimi" ve "aydınlanma" konusunda aydınlatan biri üst perdeden bakmayacak da, kim bakacak!

Fakat, Kongar'ın nezaketsizliği "bu iki hanım" nitemelesiyle sınırlı değildi; biri kendisi gibi sosyolog, diğeri de felsefeci olan (ve aydınlanma konusunda bence Türkçe'deki tek önemli esere imza atmış) iki hanımı cehaletle, bilgisizlikle, daha da kötüsü "popüler kültürün esiri olmakla" suçluyordu.

Sanki ortada (yine Nuray Mert'in sözleriyle söylersek) bu mevzulardan tamamen uzak ve durduk yerde enteresan fikirler ileri sürme gayretiyle çırpınan "iki hanım" varmış gibi...

Oysa, istihfaf yetkisini elinde tutan bir "bey" olarak kendisi de öyle pek ahım şahım şeyler söylemiyordu.

Mesela, tarih ve sosyoloji konusunda (Bkz. Kongar'a göre "Rönesans, aydınlanma, tarım ve endüstri devrimi") neredeyse lise kitaplarının diliyle konuşuyordu; sosyoloji durağan bir alanmış ve son yıllarda hayat (toplumlar) hiç değişmemiş, ortaya hiç yeni kuram atılmamış gibi ezber laflar ediyor, dahası bunu "bilimsel bilgi" sanıyordu; Türkiye Cumhuriyeti bu alanda rüştünü ispat etmemiş gibi hâlâ laiklik ve aydınlanma propagandası yapıyordu; insanlara dönüştürülebilir, ikna edilebilir, "aydınlatılabilir" nesneler gözüyle bakıyordu.

Bakalım insanlar, şimdilerde taşıyıcılığını Emre Kongar gibi kıymetli bilimadamlarının yaptığı ve çoğunluğun niza halinde bulunduğu düşüncelerle aydınlanmak istiyor mu? Bakalım buna ihtiyaç duyuyor mu?

Hem, Emre Kongar ne hakla beni aydınlatıyor?

Bu yetkiyi nereden alıyor?

Kaldı ki, ben aydınlanmışım aydınlanacağım kadar. Tarım ve endüstri devrimini de biliyorum, buharlının icadını da, yeni üretim ilişkilerini de, teknoloji çağını da. Hatta, interneti de... "Toplum bilgisi" konusunda ise, okuyan, düşünen, "toplumun içinde eğleşen" biri olarak, belki de Kongar'dan fazlasını biliyorum...

Durun bakalım, mevzu bitmedi daha...

Maden bulduk...

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi