T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
K Ü L T Ü R - S A N A T 24 KASIM 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Modern dünya Rab ile kulunu ayırıyor

Sadık Yalsızuçanlar, son kitabı "Ayan Beyan"da toplumda yaşam kaosunu ve modern dünyanın kul ile Yaratıcı arasına koyduğu engelleri anlatıyor.

  • ELİF YILDIZ/ İSTANBUL
    Çağın sıkıntılarını sırtlanmış bir yazar olan Sadık Yalsızuçanlar, son kitabı "Ayan Beyan"da yaralanmış ve toplumun düçar olduğu belalara uğramış insanların yaşamlarına pencereler açıyor. Toplumda yaşam kaosunu, bu kaosun ortasında bulunan ve belki de nedeni sayılan insanı; insanın dünya üzerindeki varoluşunun nedenini ve yerini, insan ve iktidar ilişkilerini ve bunun 'zorunlu' bir sonucu olan zulmü, şiddeti ve işkenceyi, dogmaları, toplumsal rolleri... kısacası insana tekine ve dünyaya ilişkin temel çıkmazları zihinsel bir boyutta imgelerden ve mistik motiflerinden yararlanarak sorguluyor.

    Ama en çok modern dünyanın kul ile Yaratıcı arasına koyduğu engellerden duyduğu acı dökülüyor kaleminden. Bu acıyı çeken bireyler Allah'a ulaşma mücadelesinde topluma, insana yabancılaşmış, iletişimsizleşmiş ve dünyaya hiçmiş bakan bireylere dönüşüyor. Bu durumu "Toplumun hakiki değerleri tersyüz edilmişse ona yabancılaşmak hakikati arayan insanlar için kaçınılmaz olacaktır" şeklinde açıklıyor Yalsızuçanlar.

    KEMÂLE ERMEK İÇİN...

    Öykülerinde kullandığı açık ve temiz dil ile dikkat çeken yazar, kelime-Yaratan ve insan üçgeni kuruyor. "Kâmil insan ilahi bir kelimedir, Kur'an'daki 'Ey insan' hitabı kamil insana yapılmıştır, insanlığı kâmil insan temsil eder" diye konuşuyor ve ekliyor: "İnsan kemâle ermeksizin İlahi isimleri yansıtan bir ayna olamaz. Modern ve kapitalist düzenden arınmak, huzura kavuşmak için -kâmil insan olabilmek için- şarttır. Bir parçası haline geldiğiniz şeye ne müdahale edebilir ne de onu görebilirsiniz". Bir öyküsünde buna paralel olarak kahraman, ailesini, işini terkederek, modern dünyanın tüm dayatmalarından kurtularak huzura koşuyor. Öykünün sonunda, 'Bu çözüm önerisi ne kadar gerçekçidir? Bizi ve toplumsal bilinçaltımızı kuşatan modern düzenden ve bizi içine eklemlemesinden kaçmak ne denli olanaklıdır?' soruları zihnimizde canlanıyor.

    Protezler medeniyeti

    Hayatı, oyun ve oyalanma olarak gören bakışı da gözlerden kaçmıyor Yalsızuçanlar'ın. Bu bağlamda "Modern burjuva uygarlığı bir protezler mdeniyeti değil midir? Ruhları sakatlamıyor mu? Sakatladığı ruha protezler üretmekle meşgul değil mi?" sorularını arka arkaya soran yazar şunları söylüyor: Modern yaşam insanı kendi doğasından uzaklara savuran bir kurgudan ibaret. Burada insan, varlığa ilşikin ne bir şey soruyor, ne de duyuyor. Burada hakiki olan birşey yok.

    Yaraları kadın saracak

    "Modern yaşam içerisinde insan yalan söyleyerek varoluyor. Ötekileştirerek ilişki kurabiliyor. Vicdanın, gönlün, vefanın, sırrın çekildiği bir dünya bu" tespitinde bulunan Yalsızuçanlar, "ben insana değil, şehrin insanına güvensizim" diyor. Onun bu bakışı öykülerinde de "ayan beyan" yansıyor. Öykülerinde kadın sorunlarına eğilen yazar, kadın bakışını oldukça iyi yakalamış. Bir öyküsünde doğayı ve nesneleri dişi ve erkek olarak ayırdığı gözlerden kaçmıyor. Kirlenmiş yeryüzünü dişi olarak nitelendirirken, kaçtığı ve negatifleştirdiği kalabalığın dişi olduğundan şüpheleniyor. "Bu öyküden hareketle dişinin kirli, dolayısıyla yeryüzünün de kirli oluşu önermesi çıkması beni üzer" diyen yazar bu konuyu şöyle açımlıyor: Kadınları toplumun yaralarını sarmak üzere anlatma ihtiyacı duyuyorum. Bir toplumun kalitesini görmek isterseniz öncelikle kadınlara bakarsınız. Bir ölçü sunarlar çünkü. Bugün kirli iktidar ilişkileri ve çıkar savaşları kadınlar üzerinden yapılmıyor mu?


    Sembolik formlar üçlüsü

    Bilgi kuramı, simgeler, efsaneler üzerine çalışmış çağdaş düşünür Ernst Cassirer'in felsefeye kazandırdığı "Sembolik Formlar Felsefesi" adlı üç ciltlik eser, Hece Yayınları arasından çıktı. Eserin ilk cildi "Dil" bir iletişim aracı olarak dilin kaynağı ve doğasını sorguluyor, mantıksal ve duyusal ifade edişlerle dili masaya yatırıyor. İkinci cilt olan "Mitik Düşünme"de toplumsal bilinaçaltımızı oluşturan efsaneleri bilimsel bir yaklaşımla irdeliyor. Son cilt "Bilginin Fenomenolojisi" ise bilginin hakikatleri açma amacını anlatırken, felsefe tarihinin, içindeki bütün sistematik çelişkilere rağmen, okulların kavgaları arasında yolunu şaşırmadan, aynı yönü izlemiş olduğu tespitini de okuyucu ile paylaşıyor.
    Bilgi tel: 0 312 419 69 13


    Yaratılış gerçekleri roman tadıyla

    Taşkın Tuna imzasını taşıyan "Ol Dedi Oldu" hem izleyicisi hem de oyuncusu olduğumuz evren sahnesinin serüvenini bilimin ışığında anlatıyor. 14 milyar yıl öncesinden günümüze kadar uzanan, keyifli olduğu kadar düşündürücü bir yolculuk vaad eden roman tadındaki eser Şule Yayınları arasından çıktı.
    Bilgi tel: 0 212 528 23


    Yusuf İslam'dan İslam'a

    Ali Köse'nin Etkileşim Yayınları'ndan çıkan kitabı "Üç Yusuf Bir İslam" çıkış noktasını Yusuf İslam'ın hayatının üç evresinden alıyor. Ünlü müzisyenin iman edişinden, İslam'ın güleryüzünü tanımasına kadar geçen sürede yaşadığı değişimlerden yola çıkarak İslam'ı sosyolojik boyutlarıyla mercek altına alıyor. Bilgi tel: 0 212551 32 25


    Sözcükler ilahi bir zenginlik

    "Kalbinizde ancak O'nun kelimeleri var ve ancak o kelimelerle şükrünüzü eda edebilirsiniz" diyerek sözcüklere ilahi bir zenginlik olarak bakan Mustafa Özçelik'in "Gece Işıltısı" isimli kitabı Sütun Yayınları'ndan çıktı. Kitapta insan ve edebiyat döngüsündeki saptamalara yer veriyor.
    Bilgi tel: 0 216 519 39 33


    Hesaplaşma ve Avusturyalılık

    Thomas Bernhard'ın "Yok Etme" adlı romanı YKY Edebiyat Dizisi'nden çıktı. Kitap, Roma'da yaşayan Franz Josef Murau'nun ailesinin kaybetmesinden sonra yaşadığı hesaplaşmayı merkezine alıyor. Bernhard, bu konu etrafında Avusturya toplumunu, vatan, eğitim, Katoliklik ve Nasyonal Sosyalizm kavramları ekseninde eleştirel bir yaklaşımla ele alıyor.
    Bilgi tel:0 212 252 47 00


    Gençliğin sorunları üzerine

    Tüm dünyanın okuduğu ödüllü yazar Christine Nöstlinger'in ikinci gençlik romanı "İşte Şimdi Hapı Yuttum" Türkçe'de. Yazar, yalın ve gündelik konuşma diliyle kaleme aldığı öyküyü bir genç kızın günlüğünden aktarıyor. Günışığı Kitaplığı'ndan çıkan romanda gençliğin temel sorunları ekseninde ergenlik çağındaki iki gencin ilk ilişkileri anlatılıyor.
    Bilgi tel:0 212 212 99 73


    Öğretmenim canım benim

    Rehber Yayınları, Öğretmenler Günü için "Eserine Kıymet Biçilemeyen Sanatkar Öğretmenler" ismiyle bir kitap yayınladı. Eğitim hayatımızda, ruh dünyamızın imarında öğretmenin etkisi, öğretmenlerde bulunması gereken özellikler, Peygamber Efendimiz'in öğretme metodları ele alınıyor.
    Bilgi tel:0 216 318 10 00

    Geri dön   Yazdır   Yukarı


  • ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi