T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 24 KASIM 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet OCAKTAN

Olmayan 'rapor' ve Şemdinli oyunu...

Birileri 'Şemdinli olayları' konusunda adresleri karıştırıyor ama kim? Toplumun hemen bütün kesimlerinden "Şemdinli, Susurluk olmasın" talepleri daha güçlü olarak yükselmeye ve 'siyasi irade'nin 'kararlı' duruşu önplana çıkmaya başladıkça, dikkatler de sanki farklı cephelere kaydırılmaya çalışılıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, gerek Hakkari gezisi sırasında, gerekse grup konuşmasında ısrarla, "kime ve nereye kadar gidiyorsa" ifadesini kullanırken, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "örten gider" diyor. Görüldüğü gibi siyasi iradenin tavrı son derece net.

Ancak devlet içindeki bazı farklı oluşumlar ve 'merkez medya'nın bir ayağı, kartları karıştırıp, 'Şemdinli olayı'nda devlete ait unsurları tereyağdan kıl çeker gibi temizleyerek kamuoyuna kullanımı son derece kolay bir 'olay tarifi' sunmaya çalışıyor. Nasıl mı?

Hürriyet gazetesi önceki gün bir haber yayımladı. Haberin bir bölümü şöyle: "Başbakanlık'ta yapılan güvenlik zirvesinde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri, Başbakan Tayyip Erdoğan'a çok gizli belgeleri içeren bir dosya verdi. Dosyada, Şemdinli'deki Umut Kitabevi'nin sahibi Seferi Yılmaz'ın Kandil Dağı'nda terörist Murat Karayılan liderliğindeki, PKK terör örgütü ile direkt bağlantı kurduğunu ortaya koyan belgeler ve bazı telefon konuşmalarının deşifreleri yer aldı.

Orgeneral Türkeri'nin toplantıda yaptığı değerlendirmede, patlama ile ilgili bağlantılı oldukları yolunda haklarında iddia ortaya atılan 2 astsubay Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in sicili ile ilgili bilgi verdikten sonra şu değerlendirmeyi yaptığı öğrenildi:

'Her iki görevli de bazı istihbari bilgiler nedeniyle Şemdinli İlçesi'ne görevli olarak gönderildiler. Görev izin kağıtlarında ilgili Cumhuriyet Savcısı ile İl Jandarma Alay Komutanı'nın imzaları var. Bunlar kendi başlarına bu ilçede bir araştırma için bulunmuyordu. Patlamanın yaşandığı anda olay yerine 200 metre mesafede bulunuyorlardı."

Haberin yayınlandığı aynı günün akşamında, Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, "Başbakan'a haberlere konu edilen içerikte böyle bir dosya sunulmamıştır. İddia konusu raporun içeriği ile ilgili bilgilerin de yer aldığı bu haberler gerçeği yansıtmamaktadır" açıklamasını yaptı. Doğrusu kafamız karıştı.

İyi de, durup dururken bu haber niye servise sokuldu? Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri'nin Başbakan'a sunmadığı bir rapor neden sunulmuş gibi gösterildi? Böyle bir raporu, Orgeneral Türkeri sızdırmaz, çünkü bunun "farklı" bir anlam taşıyacağını bilir. Böyle bir durumda, Hürriyet'in birileri adına Şemdinli'de hedef saptırdığını düşünmek gerekir ki, bu akıllara ziyan bir durum olur...

Eğer Şemdinli bir Susurluk'sa, derinlerine inildikçe altından sadece bazı 'devlet görevlileri' değil, ucu terör örgütü PKK'ya kadar giden karışık durumlar çıkacağı kesin. Bir kere Şemdinli, kendi başına oluvermiş bir olay değil. Görünen o ki bu aynı zamanda, iktidarı sıkıştırma, zora sokma ve AB sürecini torpillemeyi de içine alan karmaşık bir oyun...

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi