|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| O K U R S Ö Z C Ü S Ü | 21 KASIM 2005 PAZARTESİ | ||
|
|
Gazetede 'kültür sayfası'nın bulunmayışı, bir çok okuyucumuz tarafından önemli bir eksiklik olarak görüldü. Gazete yönetimi, kültürün başka sayfalarda telafi edildiğini söylüyor. Bakalım doğru mu?
Gazetenin sadece mizanpajı değişmedi, Mustafa Karaalioğlu'nun yönetiminde, yeni yazarlar, yeni diziler, yeni sayfalar da eklendi. Bunlarla ilgili, genellikle çok olumlu mektuplar aldık. Bir çok okurumuz, yeni yazarlar, Teşkilat-ı Mahsusa, Sağlık dizileri, Düşünce Gündemi, sinema ve kitap sayfaları ile Yeni Şafak'ın daha zengin bir içerik sunduğunu dile getirdi. Ama benim işim daha çok 'negatif' puanlar. Bunlar arasında, en kayda değer olanı, Kültür sayfası ile ilgili. Durmuş Taşkıran diyor ki: "Bu gece ömrümde ilk defa bir yazara mesaj gönderdim. Gökhan Özcan Bey'e. Tam okuyacağım yazarları okudum tamam derken kültür-sanat sayfasına bakmayı unuttuğumu hatırladım ama kültür sayfasını göremedim. Yenilik güzel olmuş ama acaba bu sayfayı ben mi göremedim yoksa bu sayfa tedavülden kalktı mı?"
Kültür sayfasının nereye gittiğini soran başka mektuplar da var. Ama konu anlaşıldı zannediyorum. Gazetenin açıklamasını, kültür sayfası dışındaki bazı konularda da okuyucuyu bilgilendirir diye, özetliyorum. Gazetemiz, 24 sayfa. Yakın gelecekteki hedeflerimizden biri de sayfa sayısını 28'e çıkarmak. Sayfa sayısı 28'e çıktığında, sadece Kültür değil, başka sayfalar da olacak Yeni Şafak'ta. Toplumun değişik kesimlerinin ilgisini çekecek, gençlerle, çocuklarla gazete arasında daha yakın ilişkiler kurulmasına yarayacak sayfalar tasarlanıyor. Ancak Kültür sayfasının bulunmayışı, gazetede 'Kültür'ün yer almadığı anlamına gelmiyor. Şöyle açıklık getireyim. Kültür sayfasında yazan yazarlarımızın tümü, Rasim Özdenören, Mustafa Kutlu, İhsan Deniz, İbrahim Kardeş, Osman Akkuşak ve Fadime Özkan, yazılarına devam ediyor. Kültür sayfamız, haftada bir günü kitap, bir günü sinema sayfası olarak çıkıyordu. Şimdi, kitap sayfamız haftada iki güne çıktı. Sinema sayfamız da, Ali Murat Güven'in yönetiminde, daha etkili, daha aktif bir nitelik kazandı. Kültür haberleri, başka sayfalarda, kültür sayfasında olduğu kadar geniş bir şekilde verildi. Bir anlamda, Kültür, gazetenin geneline yayılmış oldu. Ve yeni Şafak, sayfa sayısını 28'e çıkarmayı planlarken, daha tatminkar bir Kültür sayfası için hazırlık yapıyor. Yine de, gazetede 'Kültür' başlığı altında bir sayfanın bulunmaması, kayıtlara bir noksanlık olarak geçebilir. Doğru bir kültür politikası ve tatminkar bir kültür sayfası, Yeni Şafak'ın gündeminde olmalı.
Teşkilat-ı Mahsusa soruları
Abdullah Muradoğlu'nun dizisi ilgiyle okunuyor. Ancak, bazı okurlarımızın Bediüzzaman Said-i Nursi ve Enver Paşa hakkında soruları var. Abdullah Muradoğlu'nun araştırıp yazdığı 'Teşkilat-ı Mahsusa' dizisi bir çok okurumuz tarafından 'heyecanla' karşılandı. Bazı okurlarımızın bana ulaştırdığı soruları diziyi hazırlayan arkadaşımız Abdullah Muradoğlu ile konuştum. Bir okuyucumuz, Trablusgarb Savaşı'ndan 1. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar aktif olan Teşkilat'ın bazı mensuplarının, sözgelimi -Onbinlerce askerimizin Sarıkamış'ta soğuktan ölmesine sebep olan harekatın mimarı- Enver Paşa'nın, kahraman olup olmadığını sorguluyordu. Abdullah Muradoğlu, Teşkilat-ı Mahsusa'nın çok önemli ve çok büyük bir misyon üstlendiği anlatılıyor. Dizinin, 'Enver Paşa' dizisi olmadığına, 'kahramanlık' sıfatının, Teşkilat'ın misyonundan hareketle genel bir ifade olarak kullanıldığına dikkat çekiyor. Teşkilat mensupları arasında, bazı okurlarımızın aynı sıfatla anmak istemeyeceği kimselerin olabileceğini bunu normal karşıladığını söylüyor. Ben, dizinin, okuyucularımızın büyük çoğunluğu tarafından Muradoğlu'nun 'murad'ı doğrultusunda anlaşıldığını düşünüyorum. Çünkü, diziye gelen tepkiler arasında bu eleştiri, yaygın değil. Bediüzzaman Said-i Nursi'nin Teşkilat'ta görev alıp almadığını soranlar, hatta sorgulayanlar da oldu. Abdullah Muradoğlu'nun yaklaşımını buraya aktarıyorum: Bu soru, daha çok, bir 'gizli servis'le çalışmanın ilk bakışta rahatsız edici bir izlenime sebep olmasından. Ancak şu gerçeği herkes biliyor. Bediüzzaman Said-i Nursi'nin, özellikle Trakya'nın Bulgar güçlerinden kurtarılması, İstanbul önlerinden Meriç'in öte yakasına hatta daha içerilere kadar sürülmesi mücadelesinde önemli katkıları olmuştur. Teşkilat'ın en önemli operasyonlarından biridir bu ve Bediüzzaman'ın bu mücadeleye katılması Teşkilat'la çalışmak anlamına da yorumlanabilir, ülkeyi savunmak olarak da yorumlanabilir. Diziyi okuduktan sonra, herkes kendi değerlendirmesini yapar. Biz, okurlarımızın, okudukları metinler karşısında 'aktif' olduklarını düşünüyoruz. Ayrıca, Teşkilat-ı Mahsusa, faaliyet gösterdiği dönemde, ülke savunması için görev yapan bir kuruluştu. O varolma savaşında Teşkilat'la çalışmak, bizim baktığımız noktadan, olumlu görünüyor. Bu diziyle ilgili bir başka nokta da, yine aynı Teşkilat'ta görev alanların Teşkilat'ın 'vatanı, milleti kurtarma' misyonu sona erdikten sonra, bazı mensuplarının yaptığı, bu misyonla bağdaşmayan işlerle ilgili. Bu işler de, 'Teşkilat-ı Mahsusa' faaliyetleri değil, dolayısıyla dizinin kapsamı dışında. Abdullah Muradoğlu, dizinin sonlarında bu konulara değineceğini söylüyor.
Projesini getirmiş, kabul de edilmiş, parasını alamamış
Bu sayfanın işlevi dışında olmasına rağmen, geçen hafta gerekli şartları taşıdığı halde başvurusundan sonuç almayanların öykülerine gazetede yer vereceğimizi söylediğim için, Muhammed Musab Öztürk adlı okurumuzun öyküsünü buradan aktarıyorum. Öztürk, Devlet Bakanı Beşir Atalay'a e mail göndererek meramını anlatmış. Mektubunda, 2004 Eylül ayında "Organik Bal ve Bal Ürünleri Üretimi " adlı projesini hazırladığını ve Sivas'ta Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkililerine müracaat ettiğini yazıyor. Ancak Musab Öztürk, projesi kabul edilmesine, sözleşmenin imzalanmasına ve ödemenin 29 Nisan 2005 tarihinde yapılacağı belirtilmesine rağmen, proje bedeli olan 3 bin 555 YTL'yi alamamış. Kendisine, makul bir gerekçe de söylenmemiş. Projesi kabul edildiği ve ödeme tarihi verildiği için, 12 adet arı kovanı satın alarak borçlanan Musab Öztürk'ün adres ve telefon bilgileri bende mahfuz. Herhalde Sivas'taki fon yetkililerinde de aynı bilgiler vardır.
Abonelerimiz cevap istiyor
Yeni Şafak okurlarının büyük çoğunluğu, gazetelerini, yurdun dört bir yanındaki temsilciliklerimiz vasıtasıyla, evlerinde ya da işyerlerinde, dağıtıcılarımızdan alıyor. Bu, bir taraftan bütün okurlarla doğrudan, insan insana temas kurma imkanı sağladığı için faydalı bir yöntem. Ama zorlukları da var. Dağıtımdaki en küçük aksaklık, sözgelimi, bir bölgedeki dağıtıcı arkadaşımızın rahatsızlanıp bir gün gazeteyi dağıtamaması, telafisi güç sorunlara yol açıyor. Türkiye'deki hemen bütün il ve ilçeleri kapsayan bir dağıtım sistemini 'sıfır' sorunla yürütmek çok zor. Buna rağmen, sorun çözmede bir ilkemiz olması gerekiyor. Çözemesek bile, bütün sorunlarla ilgilenmek, en azından çözmeye çalışmak zorundayız. İdari Koordinatörümüz A. Halik Çimen'le bu sorunları zaman zaman görüşüyoruz. Kendisiyle konuştuğum zaman, Çimen'in bütün sorunlara vakıf olduğunu, çözmek için, abone ve dağıtım servisindeki arkadaşlarla birlikte var gücüyle çalıştığını anlıyorum. Abonelerimizden gelen bütün şikayetler, Halik Çimen'e de ulaşıyor. Çimen, hemen ilgililere gerekli talimatları veriyor, sorunların üzerine gidiyor. Ancak doğal olarak, mesela, bir dağıtıcı ya da temsilci işi bıraktığı zaman, sorunun çözülmesi birkaç gün sürebiliyor. İlke olarak, gazetesi düzenli ulaşmayan ya da herhangi bir sorunla karşılaşan bütün okurlarımıza bölgesindeki sorunla ilgili bilgi veriliyor. Yine de, 'hiç cevap alamıyoruz' diyen abonelerimiz var. Halik Çimen'le konuştum, o da teyid etti: Bugünden itibaren, hiç cevap alamayan okuyucumuz olmayacak. Sürekli, 'sorun' 'aksaklık' diyoruz ama, şunu kabul etmemiz lazım. Abonelerimizin yüzde 99'u, gazetelerini düzenli alabiliyor. Bir çalışmada bu oranın tutturulması, başarı sayılmalı.
Web sayfamızdaki sorunlar
Bazı okurlarımız, Yeni Şafak'ı internetten okuyor. Her gün 80 bin civarında okuyucu, internetten Yeni Şafak sayfalarına giriyor. Bu okurlarımızın önemli bir kısmı yurtdışında ikamet ediyor. Sorunlardan biri, sayfanın geç güncellenmesi. Bu sorun, geçtiğimiz Cuma günü giderildi. İnternetteki güncelleme saatimiz, 02:00 civarına çekildi. Yazarlarımızın geçmiş yazılarına ulaşmakta güçlük çeken okurlarımız var. Haklılar, çünkü, internetteki 'arşiv'e ulaşıp, yazının tarihine göre geçmiş yazıları bulabiliyorlar. Oysa, internette, bir önceki yazının daha kolay bulunması mümkün. Bir başka talep de, gazetenin internet sayfasına, internet sayfasında yayımlanmak üzere mesaj, yorum vs. gönderebilmek. Bu da, web sayfamıza ilgiyi arttıracak bir unsur. Web sayfamızın editörü Melih Bayram Dede, sitemizin altyapısının beklentileri karşılamak için şimdilik yetersiz olduğunu söylüyor. Yeni bir tasarım ve altyapı üzerinde çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki günlerde, bu eksikliğimizin tamamlanması için bir toplantı yapılacak. Gazete yönetimi, sürecin hızlandırılması için gerekli tedbirleri alıyor.
Her zaman daha iyisi yapılabilir
Okuyucularımızın büyük çoğunluğu, Yeni Şafak'ın yeni görünümünü beğendiklerini söylediler. Görsel anlamda, özellikle renkli sayfalardaki hareketliliği 'karmaşa' olarak algılayanlar, köşe yazarlarının resimlerinin biraz karanlıkta kaldığını söyleyenler vardı. Ama bu görüşler, hemen hemen istisnai görüşlerdi. Ne olursa olsun, bütün görüşler dikkate alındı. Yazı İşleri Müdürümüz Ergün Diler'le birlikte, eksiklerin ve fazlaların değerlendirilerek, nihai bir çerçevenin oluşturulması kararlaştırıldı. Diler, gazetedeki görsel gelişmelerin devam edeceğini söylüyor. Tabii ki bu değişikliklerin amacı, tekdüzelik hissini okurlarımızdan ve kendimizden uzak tutmak ve 'iyi şeyler' bulduğumuz zaman, o iyi şeyleri okurlarımızla paylaşmak.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |