|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 25 KASIM 2005 CUMA | ||
|
|
CHP'yi anlayışla karşılamaya hazırız: Muhalefet iktidara muhalif olmayacak da kime olacak? Eh, Türkiye'de "Dün dürdür" felsefesi sağ-sol bütün politik söyleme sinmiş olduğuna göre, geçmişte CHP adına yapılmış açıklamalar ve yayımlanmış raporlarda konu adlı adınca 'Kürt meselesi' olarak konulmuş ve çözümü için 'kimlik' kavramı üzerinde durulmuşsa ne olmuş? Ancak, bu noktada durmamız gerekiyor: Ak Parti tarafından benimsenen söylemle kendi arasına mesafe koyma çabası, CHP için, muhalifliğinin değil, bir parçası haline dönüştüğü 'iktidarı yıpratma' amaçlı kampanyanın bir gereği... Yoksa, CHP de iktidar olsa, Güneydoğu söz konusu olduğunda, soruna 'alt-üst kimlik' ve 'anayasal vatandaşlık' çerçevesi dışında yaklaşmayı herhalde denemeyecek... Başka bir çözüm yok çünkü... 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı' veya 'anayasal vatandaşlık' kavramı, bir kişinin kendisine "Türküm" demesini engellemiyor. Tam tersine, takıntılar ve kompleksler geride bırakıldığında, kendini 'Türk' olarak hisseden herkes bunu daha da vurgulayacaktır. O kavram, bütün insanlarımızı 'anayasal çerçeve' içerisinde vatandaşlıkla buluşturmayı amaçlıyor. Kendisini ne olarak tanımlıyorsa tanımlasın, herkes, 'vatandaş' olma yönünden eşitlenmiş oluyor. Bu söylemin, bugüne kadar izlenen politikalardan en belirgin farkı, esasen varolan ve anayasa tarafından da çerçevesi çizilmiş bulunan bir formülün daha yüksek bir sesle ifade edilmeye başlamasıdır. Yoksa, devlet, daha 1980'li yıllardan beri, değişen dünya şartlarında Türkiye'nin yeni yerini belirlerken, bunu en iyi ifade edecek kavramın 'anayasal vatandaşlık' veya 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı' olduğunu biliyor. Bilmeseydi, Süleyman Demirel, 1991'de başbakan olduktan kısa süre sonra bazı bilimadamları aracılığıyla kavramları tartışmaya açar, yanına Erdal İnönü'yü alarak gittiği Diyarbakır'da "Kürt realitesini tanıdık" der miydi? Türkiye'de devletin nasıl çalıştığını bilenler açısından bu sorunun doğru cevabı şudur: Bugün cesaretle telâffuz edilmeye başlanan kavramlar, 1980'li yılların sonlarından başlayarak, devlet içerisinde yürütülen tartışmaların ürünüdür. Önceleri kısık sesle ifade edilen kavramların bugün çok güçlü bir biçimde tartışma gündemine girmesi, Türkiye'nin yakın zamanlarda kazandığı özgüvenle yakından ilişkilidir. Tartışmanın sağlıklı bir zeminde yürümesini ve değişimden ülkenin kârlı çıkmasını sağlamak yalnızca iktidarın değil muhalefetin de görevidir. CHP'nin anlayışla karşılamaya çabaladığımız 'muhalefet anlayışı' bu noktada sorunlu işte. Ana muhalefet partisi, kavramların geçmişte kendi resmî belgelerinde yer aldığını unutmuş ya da umursamıyor olabilir; bunu anlayışla karşılayabiliriz. Kavramların üzerine al görmüş boğa gibi gitmemesi şartıyla... CHP'ye düşen, kavramların kullanımında veya kavramlara atfedilen anlamlarda herhangi bir yanlışlık varsa bunlara işaret etmek ve tartışmanın sağlıklı bir zeminde yürütülmesine katkı sağlamak olmalı. Hepimiz anayasada çerçevesi çizilmiş hak ve yükümlülüklere sahip eşit insanlar değil miyiz? Bu da bizi 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı' yapmıyor mu? 'Vatandaşlık' sıfatımız kendimizi daha bize ait ve daha dar bir alana bakan özelliklerimizle ortaya sürmeye engel mi? Benimle her yönden aynı özellikleri taşımayan insanların aynı devletin vatandaşı olması mümkün değil mi yani? Mümkün değilse, Türkiye, geleceğe nasıl güvenle bakabilecek? 'Erken seçim' isteyen CHP konuya bir de bu yönlerden yaklaşmayı denemeli. Halkımız, oy verdiği partilerde, sorunların üzerine kararlılıkla gidip gidemediği özelliği de arıyor çünkü. Kafa karıştıran, her fırsatta hır çıkaran, yapmaktan çok bozan partilerin seçmen karşısında şansı yok. Muhalefet elbette muhalefet gibi davranmalı, ama sorumlu ve sandık sayesinde iktidar olmayı arzulayan bir muhalefet gibi...
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |