|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 25 KASIM 2005 CUMA | ||
|
|
ŞAM- Refik Hariri soruşturmasıyla kendini iyice hissettiren Suriye'ye yönelik tecrit kampanyasının sonuçlarını görmek için Şam sokaklarında biraz dolaşmak yeterli. Yoğun stres brikimini farketmemek mümkün değil. Hem içerideki değişim sancıları, değişime direnen yerleşik bürokrasinin oluşturduğu gerilim hem de dışarıdan gelen tehdit dalgaları Suriye'yi bölgenin en stresli ülkesi haline getirmiş. 4 ay önceki ziyaretimizden bu yana Şam'da çok şey değişmiş. Lübnan'dan çekilme ile başlayan moral çöküntüsü şimdi doğrudan Suriye'nin hedef alınmasıyla daha da katlanılmaz hale gelmiş. Yeni yüzler, gençler değişimin göstergesi olarak önemli pozisyonlara yerleştirilmiş. Ancak bu kadrolarla yerleşik bürokrasi arasındaki gerginlik giderek tırmanıyor. Suriye, Beşşar Esad'ın kararlılıkla sürdürdüğü reformlarda başarı sağlarsa çok şey yapmış olacak. Ancak şimdi iki savaşı birden yürütmek zorunda. Hem içerideki yenilenme savaşını hem de ABD öncülüğünde kendine yönelen savaşı kazanmak zorunda. Şam'ı zor bir gelecek bekliyor. BM'nin ABD tezlerine dayanan uydurma ifadelerle dolu raporu Irak'tan sonra Suriye'nin de kurtlar sofrasında yem olmasının yolunu açıyor. İşgal öncesi Irak için uydurdukları "kanıt"lar gibi, Suriye için de yalanlar hazırlanıyor ve bu yalanlarla Ortadoğu'nun bir ülkesi daha ateşe atılıyor. Bu ortamda Türkiye'nin yapabileceği katkı çok büyük önem taşıyor. Çünkü Suriye için Türkiye Arap dünyasından çok daha önemli. Şam Türkiye'yi bir nevi çıkış yolu olarak görüyor. Suriye, şimdilik bir işgal beklemese de katı bir ambargo tehdidi altında. Ekonomik, siyasi ve askeri ambargo Suriye'yi nefes alamaz hale getirecek. Şimdiden derin bir tedirginlik yaşanıyor. Yatırımların ertelenmesi, ekonomik belirsizlik ve gelecek endişesi kendini gösteriyor. Ambargo, ekonomik atılımları, siyasi reformları sona erdireceği gibi Suriye'yi yavaş yavaş ölüme sürükleyecek bir süreç. Irak'a uygulanan ambargonun yüzbinlerce çocuğun ölümünün yanısıra ülkeyi nasıl bir talana hazırladığını hatırlatalım.
Her taraf bayraklarla donatılmış!
Şam sokakları bayraklarla süslenmiş. Evlerin balkonlarında, dükkanlarda, araçlarda Suriye bayrakları var. Ancak bu sefer Baas Partisi'nin bayrakları asılmamış. Bayraklarla birlikte "Allah Suriye'yi korusun" yazıları ve caddelerde asılan dev afişler dikkat çekiyor. Şam Üniversitesi öğrencileri her gün üniversiteden ABD Büyükelçiliği'ne yürüyor. Sokaklarda ellerinde bayraklarla yürüyen gençlere sıklıkla rastlanıyor. Kentin değişik bölgelerinde dayanışma çadırları kurulmuş.
Suriye'den KKTC açılımı
Azerbaycan'dan sonra ilk kez bir Arap ülkesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya yönelik adımlar attı. Bir Suriye heyeti geçtiğimiz hafta KKTC'ye gönderildi. Azerbaycan'dan sonra Gürcistan ve Türkmenistan'la başlayan KKTC'yi izolasyondan kurtarma girişimine destek veren Suriye, Türkiye ile yakınlaşma politikasına paralel olarak KKTC'ye bir resmi heyet gönderdi. Rumlarla yakın ilişkileri olan Şam'ın girişimi Türkiye'nin teşvik edici politikalarına endeksli biçimde devam edecek.
Şam Üniversitesi'nde söyleşi
Şam Üniversitesi Tarih Bölümü'nde öğrenciler ve öğretim üyeleriyle yaptığımız söyleşiye ilgi yoğundu. Sorular ABD'nin bölgeye müdahalesi, Irak işgali ve Suriye üzerinde yoğunlaştı. Herkesin ortak kaygılarla sorduğu soruların yoğunluğu, özellikle Türkiye'nin tavrı konusundaki merak dikkat çekiciydi. Nuray Mert'le birlikte katıldığımız söyleşide, öğrencilerin yüzlerinde Suriye'yi (saran) tedirginliğin izleri vardı.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |