T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 25 KASIM 2005 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Yasin DOĞAN

AB ateşle oynuyor

AB çevrelerinden yükselen ses Türkiye'nin ifade ve basın özgürlüğü konusunda AB standartlarına uygun hareket etmesi ve sansürcü davranmaması şeklinde. Tezlerini dayandırdıkları konu ise Peygamber Efendimiz ile ilgili karikatürlerin eleştirilmesi, Roj Tv yayınlarının engellenmeye çalışılması ve bazı yazarlar hakkında açılan davalar.

Tansiyon giderek yükseliyor, AB ile Türkiye arasındaki ipler tehlikeli şekilde geriliyor.

Orhan Pamuk, Hrant Dink ve Neşe Düzel gibi bazı yazarlar hakkında açılan davalar konusunda siyasetçilerin önemli bir kısmı bunun yanlış olduğunu vurguluyor ve düşüncenin cezalandırılmasına karşı olduklarını söylüyorlar. Bu noktada AB'nin baskı yapması, Türkiye'deki demokratikleşme eğilimini teşvik edici olabilir, olmalıdır da.

Ancak Roj Tv meselesi biraz farklı.

Terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden birinin başkanlığında yayın yapan ve bölgedeki eylemleri yayınlarıyla yönlendiren Roj Tv'nin engellenmesi talebine karşı yapılan eleştiriler, Türkiye'deki demokratikleşme sürecini hızlandıracak bir mahiyet taşımıyor. AB bu konuda gösterdiği tavırla Türkiye'yi "üyeliğe karşı soğutan" bir duruş sergiliyor.

PKK/Kongra-Gel'i "terörist örgüt" olarak tanımlayan Avrupa ülke ve kurumlarının, bu örgütle bağlantılı finans ve yayın kuruluşlarına göz yumması Türkiye'nin değil bugün, yarın da kabul etmeyeceği bir konudur.

Olli Rehn'in Pamuk konusunda bastırmasıyla, Roj Tv konusunda bastırması Türkiye'de aynı etkiyi yapmaz.

Danimarka'dan sonra AB komiserinin de Türkiye'yi hazımsızlıkla suçlayarak, işi oldu bittiye getirmesi Kopenhag Kriterlerine Türkiye'yi uyarlamaya çalışmakla da izah edilemez.

Sanırım Rehn Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini ve bu konunun "kırmızı çizgi"lerden biri olduğunu yeterince kavrayamamış durumda.

Rehn'in "Türkiye'de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı uygulamaların devam etmesi halinde AB müzakereleri durdurabilir. Türkiye'de ifade özgürlüğünün engellenmesi endişe verici bir hale dönüştü. Bu konu, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri zorlaştırabilir. Daha önce belirttiğim gibi, eğer sözkonusu sorun çözülmezse, Ankara'nın AB ile üyelik müzakereleri durdurulabilir" şeklindeki sözleri AB'nin Türkiye ile ilişkilerde "frene basmayı" arzuladığını gösteriyor. Bardağın boş tarafını görerek başa kakma tavrı, AB komisyonunun bildik sıkıştırma hamlesine pek benzemiyor.

İfade özgürlüğü konusunun Roj Tv'ye endekslenmesi ve böyle bir konuya sıkışması büyük talihsizliktir. Türkiye'nin bu konuda geri adım atmayacak olması, AB ile ilişkileri daha da gererek onarılmaz yaralar açabilir.

Bunun neticesinde de diğer özgürlük alanlarındaki açılımlar zarar görebilir.

"Roj Tv bundan sonra da burada görev yapacaktır" diye tartışmaları kestirip atan Türkiye-AB KPK Eş Başkanı Joost Lagendijk, son görüşmelerdeki tartışmalarda ise ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını gösteren bir tavır içine girmiştir.

KKTC'de Türk bayrağını çalan Avrupa Parlamentosu üyesi Marios Matsakis'in görüşmelerde "Kıbrıs'ta terörist PKK kampları olduğunu iddia ediyorsunuz. Gelin size her metrekaresini gezdireyim. Tek bir terörist bulursunuz. O da kuzeyi işgal eden Türk

Ordusu" şeklindeki sözleri gerek bizim parlamenterler gerekse AB komisyonu yetkililerince "saldırgan" ve "kabul edilemez" bulunmuştur.

Lagendijk, Matsakis'a "Provokasyon yapma rolünüzü iyi oynuyorsunuz. Bu şekilde devam etmemenizi istiyorum. Parlamento başkanına bir mektup yazarak sizi buradan ihraç ettireceğim. Bundan sonra da size söz vermeyeceğim" diyerek tepki gösterdi. Demek ki ifade özgürlüğünün de bir sınırı varmış.

AB ile Türkiye arasındaki Roj Tv gerilimi bir an önce kontrol altına alınmaz ve AB tek taraflı dayatmacı tavrını sürdürürse süreç temelden zarar görecektir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi