|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 29 KASIM 2005 SALI | ||
|
|
Konuyu biliyorsunuz; Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın brövesinden Atatürk'ün silueti kaldırılmış, yerine miğfer, defne yaprakları filan konulmuştu. Bu değişikliğin niçin yapıldığını bilmiyoruz. Birtakım açıklamalar yapıldı; tümünü hatırlayamadığım açıklamalar arasından benim dikkatimi, daha çok, "sade bir grafik düzenleme" mealindeki cümle çekti. Benim için ikna edici bir açıklamaydı. Demek ki, basında ve Atatürkçü çevrelerde büyük infial uyandıran olay, sıradan bir grafik düzenlemeden ibaretmiş. Muhtevada bir değişiklik yok. Eski brövedeki bilgiler (Milattan Önce 209 vs...) aynen korunmuş. Tartışma, Atatürk'ün siluetinden kaynaklanıyor... Gerçi Murat Belge, amiyane tabiriyle zıpçıktılık yapıp, eski brövenin de en az yenisi kadar sorunlu olduğunu yazmış, "brövelerin özünü", bröve bilgilerinden (Milattan Önce 209 ve 16 Türk devleti) yola çıkarak tartışmaya açmıştı ama, kim başına bela almak isterdi böyle bir zamanda. Hele, birlik ve beraberliğe her zamankinden muhtaç olduğumuz böylesine kritik bir eşikte... Büyüklerimiz, kuşkusuz, tarihi bizden iyi biliyorlardı. (Bu "kritik eşik" nitelemesi Zülfü Livaneli'nin anlaması içindir.) Meselenin bir de şu boyutu vardı tabii; yine Belge'nin ifade ettiği gibi, yaşatılamamış şeylerin (devletlerin) kurulması niçin meziyet sayılıyordu? Demek ki kurmakla övündüğümüz şeylerin 15'ini daha önce batırmıştık. Bu da tarihini, kurduğu şeyleri fetişleştiren bir toplum için iyi bir şey değildi. Meseleye geç intikal ettiğimin farkındayım; bröve savaşları neredeyse sona erdi, bir anlamda sulh sağlandı; çünkü suçlanan kesim (Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı) yeni bröveyi de değiştirme, daha doğrusu ıslah etme kararı aldı. En yeni brövede, tahmin ediyorum ki, Atatürk'ün itibarı iade olunacak... Yeni bir grafik düzenleme, mevcut bröve bilgileri ve Atatürk'ün silueti... Böylece mesele kapanacak, Genelkurmay Başkanlığı'nı "Atatürkçülük" konusunda köşeye sıkıştıran ve mevcut komuta kademesini yeterince Atatürkçü bulmayan sivil köşe yazarlarının da gönlü alınmış olacak. Fakat, asıl tartışmamız gereken konu, bence, "sivil köşe yazarları"nın meseleyi gündeme getiriş biçimi ve tartışmada kullandıkları dil... Bröve savaşlarının başladığı andan itibaren, hemen hemen bütün gazeteleri taradım, bütün köşe yazarlarına baktım; "zıpçıktılık" yapmayı alışkanlık haline getirmiş malum kişileri saymazsanız, neredeyse eli kalem tutan her partizan, pardon her refikimiz meseleye el atmış. Yazılanlar üç aşağı beş yukarı şöyle: Genelkurmay Başkanlığı inisiyatif koymuyor. Ordu içinde Atatürkçü olmayan subaylar var. Mevcut Genelkurmay Başkanı hem iktidarın yaptığı bazı şeylere ses çıkarmıyor, hem de gizlice iktidarı destekliyor. "Özelleştirme" adı altında memleket satılıyor ama ordu müdahale etmiyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bröveden Atatürk'ün siluetini çıkararak, "gizli şeriat özlemi taşıyanlara" taviz veriyor. Demek ki askerin darbe yapanı makbul. Demek ki, Atatürk'ün siluetini bröveden çıkaranlar, "demokratik normale müdahale etmemek" gibi, siyaset alışkanlıklarımız arasında yer almayan bir büyük suçu işliyorlar.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |