|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 29 KASIM 2005 SALI | ||
|
|
Ahmet Hakan dünkü yazısında, Ahmet Taşgetiren'in "Laikçi kesim İslamcıların günahını seviyor" cümlesini tartışmaya açarak, Müslümanların sevabı sevdiremeyişi üzerinde duruyor ve mesele bu kadar basit mi diye soruyor. Mesele basit değil. Laik kesim, müminleri İslami kesim olarak kodladığında; hayat tarzı bir çatışma alanı olarak görülüp, ara bölgeye mayın yerleştirilen yabancı ülke uzaklığına hapsediliyor. Çatışma imajlar üzerinden denetlenip savunulmaya başlandığında, tek tek bireylerin Allah'ın rızasını kazanmak için yaptığı her türlü amel "modern hayat tarzını tehdit" eden bir unsur olarak değerlendirebiliyor. Oysa yaşadığımız dünyanın seküler aurası, İslamcıları da laikçileri de aşan bir değişim ve dönüşümden besleniyor. Bu dönüşümün aşamalarını göz önünde bulundurmadan sağlıkı bir tartışma ortamının olabilmesi mümkün gözükmüyor. Maruz kaldığımız her teknolojik değişim /gelişme bizim zihin dünyamızı yakından etkiler. Ne var ki bizler değişimin içinde kalan özneler olarak ne kadar etkilendiğimizi anlayamayız. Onun için her teknolojik gelişmenin değiştirdiği davranış kodları ve hayat tarzı en az bir kuşak sonra idrak edilebilecek şekilde ortaya çıkar. Görsel devrim ve medya çağı, insanların iyilik ve kötülük ile ilişkide olma biçimlerini, modern öncesi zaman ile mukayese edilemeyecek kadar değiştirmiştir.Modern öncesi zamanlarda geçerli olan her ilke,modern zamanlarda tersine evrilerek "değer" kazanmıştır.Mesela kadim dünyanın "kötülüğü ortaya getirmeyin muhakkak alıcısı çıkar" ilkesi, modern zamanların görsel kültüründe, sadece kötülüğün ortaya getirilmesi anlayışına evrilmiştir.İyiliğin dili, görsel dünyanın hızına yetişebilecek yapıya sahip değildir.Teknolojinin getirdiği hız içinde, olması gerekenin, haber değeri/görünürlük değeri kazanmadığı, anormalin/kötülüğün öncelik hakkını elinde bulundurduğu bir yapılanma söz konusu.Kötülük, masa başında üretilebilen ve hayatın her alanında kolaylıkla rastlanılabilecek bir şey iken, iyilik ortaya getirildiği anda kırılmaya uğrar. Sevap gösterilebilir bir şey değildir. Sevap göstermek kastıyla yapıldığında azalır. Günah ise gösterildikçe artar. Günahların göründükçe artan özelliği ile mücadele etmek için İslamiyet gizli kalmasını günaha şahit tutulmamasını, Hrıstiyanlık ise işlenilen günahtan, Papaz'ı şahit tutarak kurtulmayı emreder. Onun için Hristiyan dünya "günahın dilini" sanata uyarlamakta bir sorun ile karşılaşmamıştır. Ahmet Hakan, Ahmet Taşgetiren'e sevabı sevdirecek ne yaptınız diye soruyor. Medeniyetler çatışması projesiyle, İslami olan her değerin olumsuz imaj içinde hapsedildiği bir dünyada; dinin kamusal alandaki her çehresinin "laikliği tehdit" unsuru olarak algılandığı bir ülkede, arada kalın ve yüksek duvarların örülü olduğu kesimlere sevabı sevdirecek bir şey yapamazsınız. Sevap tek başına sevilmez zaten. Çünkü o nefse ağır gelen bir durumdur. Post modern dünyanın nefsi azat eden ikliminde sevap sevilmez. Ancak, bir müminin rikkati, sabrı, Allah'a teslimiyeti, başkalarının yardımına koşuşu, vücud dilindeki nezaketi vs. sevilir. Ama bütün bunları görmek için yüksek duvar ahalisinin (seküler zihniyet-mümin kalb) birbiriyle temas halinde olması gerekiyor. Çünkü sevabı gösteremezsiniz. Onu fark edecek olan muhatabınızın gönül kumaşıdır.Siz gösteremezsiniz ama, görmesini bilen görür. Müminlerin, modern dünyaya direnmek için kendini sağlama alma çabası, sevabın gösterilmesi ile değil,günahtan kaçmaya çalışmak ile alakalandırılabilecek bir durumdur. Cuma günü söylediğim gibi, müminler günah ile barışık yaşayamaz,ama kendi günahı ile barışık yaşamak isteyenlere yalnızca kalbi ile buğz eder.Kalbi ile buğz etmesinin sebebi, günahı bir değer olarak benimsememek içindir.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |