T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 29 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 


Fehmi KORU

Bir zirvenin ardından

BARSELONA (İspanya)- Her iyi fikir hep başarılı sonuç getirmiyor. Avrupa Birliği’nin (AB), muhtemelen Türkiye ile ilişkilerinden de esinlenerek tasarladığı ‘EUROMED’, aslına bakılırsa, kâğıt üzerinde bayağı iyi bir fikir: AB’nin 25 üyesi, çoğu Müslüman olan Akdeniz ülkeleriyle biraya gelsin ve günün önemli konularında ortak bir karara varılsın... İyi fikir, bu kez, fazla başarılı sayılamayacak bir sonuç doğurdu...

İspanya ile dönem başkanı İngiltere’nin başını çektiği AB ülkelerinin bütününe yakını devlet veya hükümet başkanları düzeyinde katıldı Barselona’daki EUROMED Zirvesi’ne; AB-üyesi olmayan ülkelerden ise katılım düzeyi hayal kırıklığı duyulacak düşüklükteydi. Arap liderler, muhtemelen İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile aynı karede görünmemek için bilerek isteyerek zirveden uzak durdular; oysa Şaron ülkesindeki son siyasî gelişmeler yüzünden yardımcısını yollamıştı Barselona’ya... Bir kısım ülkeler üst düzey katıldılar katılmasına, ama daha ilk günden ‘uzlaşmaya varılmasın’ düşüncesiyle zirveye geldiklerini belli ettiler.

Başbakan Tayyip Erdoğan dışarıdan edinilen ‘zirve başarısız’ görüşüne pek katılmıyor. Katılımı da küçümsememek gerektiğine inanıyor... Ülke liderleri arasında yürütülen ikili ve çoklu görüşmeleri ise umut verici buluyor. “Suriye ile Lübnan sözgelimi, araları açık gibi görünmedi; birinin başbakanı ötekinin dışişleri bakanıyla biraraya gelip ortak kaygılar üzerinde işbirliği yapabildi.” Bu tespit ona ait.

İyi hazırlanılmış zirveyi zora sokan, ana tartışma olarak ‘terör ve terörle mücadele’ konusunun seçilmesiydi. Katılımcılar daha tanımında birbirlerinden ayrıldılar ‘terör’ konusunda: Kimi ‘direnişçi’ ile ‘terörist’ arasında varsayılan geçişliliğe itiraz etti; kimi de terörün tanımında uzlaşmaya yanaşsa bile, sıra onunla nasıl mücadele edileceğine geldiğinde, itirazlarını birbiri ardına sıraladı. Başbakan Erdoğan, “Genel hatlarıyla, terörün tanımı üzerinde İsrail dışındaki ülkeler arasında bir uzlaşma belirdiği söylenebilir” dedi.

Bu zirvenin yeterince başarılı olamaması, ya da başarısızlıkla sonuçlandığı kanısının yaygınlaşması, AB’nin on yıldır 10 milyar Euro’dan fazla kaynak aktardığı ‘Barselona Süreci’ için ciddi sonuçlar doğurabilir. AB’nin genişleme stratejisinin bir parçası olan Akdeniz ülkeleriyle yakın işbirliği, kısa vâdede bazı kurumsal yapılanmalarla sürecekti; bu zirvenin başarısızlığı 2010 yılında faaliyete geçmesi planlanan ‘serbest bölge’ projesini de olumsuz yönde etkileyebilir.

Gelişmelerin aldığı biçim, liderlerin veya temsilcilerinin aynı masa etrafında oturup belli bir konuda uzlaşmaya varmalarının hayli zor olduğuna işaret ediyor; ancak Başbakan Erdoğan yine de olumlu gelişmeler yaşandığı kanısında. Başbakan, İsrail iç siyasetindeki çalkalanmayı, Gazze’deki yerleşim merkezlerinin boşaltılmasını, Batı Şeria’da da benzeri bir tavrın benimsenmesini, Filistinliler tarafından teslim alınan Refah gümrük kapısının Mısır tarafının altı ay sonra mal giriş-çıkışı için de devreye girecek olmasını bu olumlu adımlara örnek olarak saydı.

Dönüş yolundaki söyleşimizde, Başbakan Erdoğan, Barselona Zirvesi’nin ‘fiyasko’ olarak nitelendirilmesine karşı çıktı. Ona göre, AB ile Akdeniz’e komşu ülkelerin biraraya gelişleri her bakımdan yararlı sonuçlar getirecek. Zirve vesilesiyle görüştüğü Alman Şansölyesi Merkel’le ‘dostluk tazelemesi’ yapmış. Merkel geniş bir işadamları grubunu yanına alıp Türkiye’ye gelecekmiş; kendisi de benzer bir ziyaretle cevap verecekmiş... Danimarka Başbakanı Rasmussen ile ROJ-Tv konusunu bir daha görüşmüş. Avusturya Başbakanı Schussel, kendisine, “Medeniyetler İttifakı projeniz AB müzakere sürecine de yardımcı olacaktır” demiş... Bu arada, AB ile müzakerelerin Avusturya’nın dönem başkanlığı sırasında başlayabileceğini de söyledi Başbakan Erdoğan...

Barselona Zirvesi biz oradan ayrılanana kadar sonuç bildirgesi üzerinde bir anlaşmaya varamamıştı, ama sürüyordu.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi