T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 29 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

İbrahim KARAGÜL

Tepemizde uçan CIA uçakları ve esir ticareti

CIA'nın gizli cezaevleri ve işkence uçakları nihayet Türk basınının da dikkatini çekti. Gazete ve televizyonlar, aylarca direndikten sonra konuyu gündemlerine almak zorunda kaldı. Skandal öyle bir patladı ki, görmezden gelmek için gerekçe bulamaz oldular. Gazeteler konuyu manşetlerine taşırken Pentagon dostlarının örtbas çabası başarılı olamadı.

Irak'taki işkenceleri sayfalarına taşıyan Yeni Şafak'ı mahkum etmek için sayfalarını ABD eski Büyükelçisi Eric Edelman'a açan gazeteler bile kendilerini yalanlama pahasına konuyu işlemek zorunda kaldılar.

Oysa bu köşeyi izleyenler, gizli cezaevi ve işkence uçakları gibi daha bir dizi can alıcı gelişmeden aylar, hatta yıllar önce haberdar oldu. Onlar için yeni bir şey yoktu. Sadece dünyanın neden bu kadar suskun kaldığını, neden bu insanlık dışı uygulamalara karşı çıkmadığını, neden medyanın bu gerçekleri gizlediğini anlamaya çalışıyorlardı.

Resmen yalanlansa da onlar; Irak'taki işkence ve tecavüzleri herkesten önce öğrendiler. Ebu Gureyb skandalını herkesten önce öğrendiler. Guantanamo utancıyla ilgili ayrıntıları herkesten önce öğrendiler. CIA'nın gizli cezaevleri kurduğunu bir yıl önce öğrendiler. CIA'nın özel uçaklarla insan kaçırdığını bir yıl önce öğrendiler.

Gerek bu köşe gerekse Yeni Şafak, doğru bilgiler verdiği için saldırılara maruz kaldı. Batı başkentlerinde yargılandı, yalancılıkla, palavra üretmekle, gazetecilik ahlakına uymamakla suçlandı. Ne oldu?

Hepsi doğrulandı. Hem de Pentagon'un resmi açıklamalarıyla. CIA uçaklarının kullandığı ülkelerin başbakanları tarafından. Ya da bağımsız raporlarla...

Afganistan'daki toplu mezarları yalanladılar, doğrulandı. Irak'taki işkence ve tecavüzleri yalanladılar, doğrulandı. Felluce'deki kimyasal saldırıları ve katliamı yalanladılar, doğrulandı. CIA uçaklarını yalanladılar, doğrulandı. Gizli işkence merkezlerini yalanladılar, doğrulandı. Bütün bunlar bu köşede ve Yeni Şafak sayfalarında ayrıntılarıyla yer yer aldı. Hem de günü gününe. Türk ve dünya basınından aylar önce.

Gizli cezaevleri ve CIA uçaklarıyla ilgili skandal derinleşecek. ABD müttefikleri ve işgal koalisyonunda yer alan ülkelerin ayıpları bir bir ortaya dökülecek. 21. yüzyılın insan hakları, refah yüzyılı olacağı propagandası yapanların nasıl bir suça karıştıkları ortaya çıkacak.

Yalanlamak için çaba harcayanlar dikkatli olmalı. "CIA uçağı olduğunu bilmiyorduk, yakıt ikmali yapmak için indi" gibi açıklamalar, kamuoyunu hafife almaktan başka anlam taşımıyor. İnandırıcılıktan uzak bir tavır. Çünkü skandal savunan, örtbas etmeye çalışan herkesi altında ezecek kadar büyük!

Avrupa değerlerini göklere çıkaran, özgürlük ticaretini kimseye bırakmayan ülkelerin kolektif cinayette nasıl rol üslendiklerini ibretle izliyoruz. Barış ödülü dağıtanların hava sahalarının, üslerinin bu kirli trafikte nasıl kullanıldığını da.

Avrupa Birliği dünyaya ne diyecek? Almanya, İspanya, Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka dünyaya ne diyecek? İngiltere, Kanada ne diyecek?

AB yolundaki Türkiye, CIA uçuşlarını nasıl açıklayacak? Sabiha Gökçen uzun süredir bu trafikte kullanılıyordu. İskenderun Körfezi Irak işgalinde en önemli sevkıyat merkezlerinden. İncirlik Üssü esir ticaretinin merkezi oldu. Bu kadar mı? Değil tabi…

21. yüzyılın mimarlarının kirli dünyaları perde perde aralanıyor. Tekrar soralım: 80 bin kişi sorgulandı. Kaybolan binlerce insan nerede? Bu insanların aileleri, eşleri, çocukları, ana babaları nasıl bir dram yaşıyor? Bu insanlar ne ile suçlanıyor? Neden hiçbir şekilde haklarında yargı süreci başlatılmıyor? Neden hiç biri hakkında resmi suçlama yapılmıyor? Bazıları dükkanından, bazıları caddede yürürken kaçırıldı.

İşkenceyi meşrulaştıranlar, devlet terörünü meşrulaştıranlar, adam kaçırmayı da yasallaştırdı. İşkence kurumsallaştığı gibi devlet eliyle korsanlık da kurumsallaştı.

Paris'in göbeğinden Tayland'ın yağmur ormanlarına, oyanusta dolaşan hayalet gemilerden, Kuzey Afrika'nın çöllerine ve Avrupa'nın merkezine kadar sayısız işkence kampında yaşananları, haberimiz olmadan tepemizde uçan CIA uçaklarını nasıl hazmedeceğiz?

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi