T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 29 KASIM 2005 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Melikşah UTKU

Güveniyorsan istikrar devam eder

İstikrarın temeli güvendir. İstikrarın temini için güven unsurunun ne kadar önemli olduğunu, güvenin olmadığı bir ortamda, ekonomi politikalarını yönetenler ne yaparsa yapsın, istikrarın sağlanamadığını Türkiye'de defalarca denedik ve sonuçlarını bizzat yaşadık. Mevcut hükümetin iktisat politikaları ile bir önceki koalisyon hükümetinin politikaları arasında ciddi farklılıklar olmamasına rağmen, bu politikaların AK Parti iktidarı sırasında başarılı olmasının temel sebebi, ekonomiye güven gelmesi değil midir?

Yatırımcı açısından güven, yaptığı yatırımın geri dönüşü sağlanana kadar yatırım ortamında ciddi değişikliklerin olmamasını gerektirir. Bir portföy yatırımcısı için piyasaya güvenin ufku birkaç ay ile sınırlı olabilir. Hatta spekülatif amaçlı yatırımlar aşırı dalgalı sulardan hoşlanabilir bile.

Ancak sınaî bir yatırımın ufku yıllara uzanır. Türkiye gibi, daha bir iki yıl öncesine dek enflasyonun ve mali istikrarın ay be ay değişiklik gösterdiği bir ekonomiye, yabancıların bugüne dek neden ciddi bir doğrudan yatırım getirmedikleri kolaylıkla anlaşılabilir. Yerli yatırımcıyı bugüne dek ayakta tutan, her türlü dalgalanma karşısında spekülatif konum almasını sağlayan mekanizmaları geliştirmiş olmasıydı. Kayıtdışılığı ve fiyat hareketlerinden kâr etmeyi amaçlayan katma değer anlayışını bu mekanizmalar besledi bugüne kadar. Öte yandan bu mekanizmalar, istikrarlı bir ortamda avantaj olmaktan çıkar. Durgun suda seyir, dalgalı sularda seyirden farklı bir yaklaşım gerektirir. Bugün birçok KOBİ'nin istikrar ortamına alışmakta çektiği sıkıntılar, bu şirketlerin sadece dalgalı sulara göre donanımlı olmalarından kaynaklanıyor.

* * *

Türkiye'deki istikrar ortamı hâlâ büyük ölçüde insanların gidişata olan güveni ile idame ettiriliyor. Oysa bizatihi istikrarın güven oluşturucu olması gerekiyor. Ne yazık ki, Türkiye henüz bu aşamaya gelemedi. Gelemediği için de, ülkenin siyasi ve sosyal alanlarındaki gelişmeler, ekonomiye olan güveni ve dolayısıyla iktisadi istikrarı yakından etkiliyor.

Son günlerde ülke gündemi birkaç siyasi ve sosyal gelişme ile eski dinginliğini yitirmeye başladı. Bugün Şemdinli'de veya Gazi Mahallesi'nde yaşananlar veya bundan sonraki Genelkurmay Başkanı'nın kim olacağı veya mevcut Meclis'in cumhurbaşkanını seçip seçemeyeceği gibi tartışmalar, herhangi bir ülkede karşılaşabileceğimiz türden gelişmeler. Ancak bu tür gelişmelerin ülkenin iktisadi ortamını etkilemesi, ancak Türkiye gibi ülkelerde mümkün.

Bu türden etkileşimleri güçlendirip zayıflatmak, normal şartlar altında hükümetlerin kudretinde değil. Ekonomide kendi kendini doğrulayan ve doğuran kehanetler vardır. Kimi iktisadi gelişmeler, altlarında yatan temel dinamiklerden bağımsız bir şekilde, sırf ekonomideki karar alıcılar böyle inanıyor diye gerçekleşebilir.

İstikrarsızlığa inanırsanız, istikrarsızlığı garantilersiniz. İnanmazsanız, yer yarılsa bile istikrar devam edebilir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi