|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 29 KASIM 2005 SALI | ||
|
|
Dünyanın gördüğü en büyük popstar o. Figürleri takip etmekte bile zorlanılan havalı dansı, söylediği her şarkıyı yeniden vareden gırtlağı, kıyafetleri, yapıp ettiklerinin bütününden oluşan 'cool'uyla, gezegende varoluşunu bildirmediği insan neredeyse kalmayan bir dünya starı. 90'lar başındaki, kafalar süratle çevrilerek döndükçe, ırk ırk, renk renk yüzlerin de birbirini izlediği Black or White klibi, ilkgençlik yıllarına denk gelenlerin yetiştiği yıldız: Michael Jackson. Mekanik ama estetik dansı ve arada bir kulağa değen tiz çığlıklarıyla dünyayı hayran bırakan şaşaalı yıllarını çoktan geride bırakmış starın son eseriydi bana kalırsa o albüm. Ondan sonra gelen The Essential'lar, Best Of'larla cepten yemeye başlayan Michael Jackson'ın yeni albümleri de çıktı çıkmasına ama, yıllarca sürecek pedofili skandalının yanında esamesi bile okunmayacaktı elbette. Çocuğunu kaldığı otelin penceresinden sarkıtarak, "Çok mu merak ettiniz, işte bu" tarzı çılgınlıklarının, çocuk tacizi suçlamalarına, bir de çocuklara eziyet eklenerek servis yapılmasından çok rahatsız olduğunu "Çocuğumu görmek istediler, gösterdim, bunu anlamıyorum" şeklinde bir esefle anlatıyordu bir belgeselde Michael Jackson. Ahlaki tartışmaların ortasındayken de, beraat ettikten sonra da, dünyayla söyleşmeyi reddeden, neonlu bir sıkıntının adı gibi susan yıldızın masumiyeti de, suçu da tartışıldı, tartışılıyor. Ama, bu hırgür arasında popstarın yüzündeki kararsızlığa kimsenin dikkati kaymadı. Sürekli bıkkınlık hali, "Yaşamın da, şöhretin de hiçbir numarası yokmuş meğer" duruşu hep yüzündeydi megastarın. Bildiği şeylere tutunamayacağını anladığında, kalıp ifadelerden soyunuvermiş yüzünde. Vitiligo hastalığı siyahlığın pasını sildikçe geriye 'fiyaskoyu gördüm' meali kalan yüzünde. Ne hissettiğini göremeyeceğiniz, açık yara haline gelene dek soyunmuş bir yüz onunkisi, dünyayı sallayan Michael Jackson toplumlarüstü belleğin en popüler 'Cyborg'u şimdi. Çok izlenmiş, çok sevilmiş, çok serüven görmüş hayatların, zamanla yörüngesinden çıkarak yalpa vura vura savrulup gittiğini çok görmedi mi insanlık tarihi? Michael Jackson, pek çok starın yaptığı gibi, acındırma hissiyatıyla değil, kendine zerkettiği buz gibi bir kibirle şöhretten intikamını aldı sanki. Nirengi noktasını vaktinden önce görmüş yüzü, ıslanınca yol yol dağılan mürekkep kalem yazısına benzemiyor mu sizce de? Bu kâbustur. Starların, yaş aldıkça tiftimelerinin nedeni de, o tacın dikeninden kaynaklanıyor olsa gerektir. Bu yüzden yüzü gibi, kararsızdır kendisi de. Yıllar geçtikçe yavaşlamamış, tembelleşmemiş, yorgun düşmemiş, boyun eğmemiş ama kararsız kalmış bir starın bu hali, inançsızlık demektir. O yüzden işte, megastarın yüzünden önünüze akan, bitkin bir inanmazlıktır. Hedefine varmış bir hayatın, doyurulmuş bir egonun, nail olunmuş büyük bir ikbalin zahmet noktası olabilir ve bu zahmetin ağırlığı işte, geri kalanların delice istediği nimetlere galebe çalabilir. Yılllarca peryotlarla kulağa çalınmaktan, inandırıcılığını yitirmiş bir bilgi olarak düştü ajanslara Michael Jackson'ın İslam'ı seçmesi. Uzun süre önce Bahreyn'e yerleşen dünya starının, çocuklara taciz suçlamalarını Yahudilere malettiği ses kasedinin ABD TV'lerinde yayınlandığı haberi de hemen öncesinde geldi. O'nun yüzüne inanmak kadar zor, İslam'ı seçtiğine inanmak da. Kararsızlığa güven duyulmamasından değil sadece bu. Cat Stevens'ın huzurunu asla Michael Jackson'ın yüzünde göremeyecek olmamızdan galiba.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |