|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 30 KASIM 2005 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Son günlerde gündemi işgal eden "alt kimlik", "üst kimlik" tartışmalarına bulaşmak gibi bir niyetim yoktu aslında. Ama iş öylesine absürd bir noktaya geldi ki, iki kelam etmeden geçemezdim. Tartışma sadece kendi anlam boyutu içinde kalsa bir sorun yok. Ama gerek siyasi çevreler, gerekse medya, toplumdaki bazı hassasiyetleri kanırtarak bir "nifak" ortamı oluşturmaya özel bir gayret sarfetmeye başladılar. Malum, Türk medyası toplumdaki duyarlıkları kaşıyarak "fitne fücur" üretmekte pek maharetlidir. Eğer fırsat bulurlarsa, "kimlik" tartışmasından "rejim sorunu" bile üretebilirler. Hatta biraz abartı gibi gelebilir ama, Türk medyası bir fırsatını bulursa bu işi krize dönüştürüp "siyaset dışı" bir gelişmeye vesile bile kılabilir. Ne de olsa Türk medyasının 'postmodern baronları', '12 Eylül', '28 Şubat' gibi modern ve postmodern dönemlerde 'doktora' derecesine kadar yükselmişlerdir... Aslında siyasiler de, "kimlik" tartışmalarından Türkiye'deki 'siyasi istikrar'a 'kriz senaryoları' karıştırmak isteyen medya da, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Şemdinli'de söylediklerinin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Çünkü yıllardır, farklı kimlikleri yok sayarak, dağa taşa "Türkçü" bir kimlik giydirmek için sarfettiğimiz anlamsız işgüzarlığın toplum olarak hepimize nelere malolduğunu hepimiz biliyoruz. İşte tam da bu noktada Başbakan Erdoğan, bu ülkede yaşayan herkesin "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" üst kimliği altında etnik kimliklerini rahatça ifade etmeleri gerektiğini söylüyor. Ve tabii kıyamet kopuyor... "Yugoslavya sendromu"ndan "ayrılıkçı teröre" uzanan bir çizgide akla, insafa sığmayacak yorumlar yapılıyor. "Küsurat partileri"nin abuk açıklamalarını bir tarafa bırakalım. Çünkü onların geleceğe ilişkin bir umutları olmadığı için, Türkiye'ye ilişkin ciddi projelerinin olmaması doğal. Ya CHP lideri Baykal'ın Türkeş'i bile aratmayacak kadar "Türkçü çizgi"ye kaymasına ne demeli? Sanırsınız ki, Baykal Altaylardan daha dün gelmiş… Sayın Baykal'ın özellikle AB sürecinde bilinçli bir şekilde "ulusalcı" bir çizgiye yöneldiğini biliyorduk ama, doğrusu Türkçülüğü böylesine köpürteceğini düşünemezdik. Türkiye'nin temel sorunlarını ıskalayarak siyaset yapmak böyle bir şey olsa gerek… Kimse yıllarca yaşadığımız acıları neden yaşadığımızı sorgulama cesaretini gösteremiyor. Oysa bu ülkede, bazı insanlar yıllardır anasının babasının dili olan Kürtçe'yi özgürce konuşamadığı için sıkıntılar yaşıyor. Daha da önemlisi, sadece Güneydoğu'da değil, Türkiye'nin pek çok bölgesinde insanlar, çocuklarına devletin anlamsız korkuları yüzünden istedikleri ismi bile veremiyorlar. Peki neden bunları oturup tartışmayalım, ya da bunları tartışınca rejim tehlikeye mi girer? Elbette girmez. Kimliklerin, inançların özgürce ifade edildiği bütün toplumlar özgür ve demokratik toplumlardır, birlik ve beraberliğin daha güçlü olduğu toplumlardır. Tarih, acımasız baskıların ve dayatmaların yaşandığı toplumların barış ve huzur içinde yaşadığına tanıklık etmedi henüz... Ama, henüz Etiler'in ve Boğaz'ın 'entel barları'ndan başka bir Türkiye ile tanışmamış Türk medyasının baronlarına göre, 'etnik kimliği'ni ifade etmek ya da inancının gereği gibi yaşamak Türkiye'yi böler!.. Özgürlükler Türkiye'yi bölmez ama, 'Beyaz Türkler'in konforunu bozabilir...
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |