T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 30 KASIM 2005 ÇARŞAMBA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Nazif GÜRDOĞAN

Dinlenen yazılır yazılan kalır

Seksenli yıllarda kurulan özel radyo ve televizyonlar, Anadolu insanının dilini ve kültürünü bütün dünyaya taşıdı ve tanıttı. Türkçe bilirseniz, Semerkant'tan Saraybosna'ya kadar Anadolu şehirlerinde gezer gibi, hiç güçlük çekmeden, geniş bir coğrafyada, büyük ailenin bir üyesi olarak gezebilirsiniz. Orta Asya'dan Kafkaslar'a, Ortadoğu'dan Balkanlar'a bütün Osmanlı coğrafyasında Anadolu Türkçesi kusursuz bir biçimde konuşulur hale geldi.

Radyo ve televizyonlar, sınır tanımayan yayınlarıyla, hem ulusal hem de uluslararası ölçekte en büyük ve en etkili eğitim ve öğretim kurumlarına dönüştüler. Öğrenmesini öğrenme dünyasında duyulan, toplumun bütün kesimlerinde konuşulur, konuşulan günü gelince yazıya dökülür, yazılan da ölümsüzlük kazanır. Radyo, televizyon, gazete, dergi ve yayınevleriyle, bütün basın ve yayın kuruluşlarının, bu süreçte yeri doldurulamaz bir önemi vardır.

Geçen hafta sonunda Moral FM'de Abdullah Arıdoru'nun hazırlayıp sunduğu "Mihmandar" programında, bizim kuşağın gençlik, üniversite, kültür, ve yayın kuruluşlarını konuştuk. Program sonrasında Moral FM'in yöneticileri Haluk İmamoğlu, Safa Mürsel, Gültekin Alihocagil ve Mehmed Paksu ile birlikte "Bursa ile Berlin"i dost kılma sürecinde, Anadolu insanının görev ve sorumluluklarını tartıştık.

Basın ve yayın kuruluşlarının, ülkeler arasındaki sınırları ortadan kaldırmasıyla, bütün dünya, her radyo ve televizyonun potansiyel izleyici ve dinleyicisi oldu. Artık her yayın kuruluşu, hem ulusal, hem de uluslararası bir eğitim kurumudur. Evrensel iletişim ilkeleri ve değişmez ahlak kurallarına dört elle sarılan yayın kuruluşları, dilleriyle birlikte değerlerini de bütün dünyaya taşımasını başarırlar. Onların, mikrofon ve ekranlarının dünyada ulaşamayacağı yer ve insan yoktur.

Radyo ve televizyonlar, eğitimin yeri, zamanı ve yaşı olmadığını gösterdi. Onlarla günde yirmidört saat düşünce, kültür ve müzik programları yapılabilir, istenildiği zaman her program yeniden yayınlanabilir, bilgisayar ortamına aktarılabilir ve yazıya da dökülebilir. Yayın kuruluşları dil, ırk ve inanç farkı gözetmeden, duyurulacak "Söz"ü olan kesime, elli sene önce hayal bile edilmesi mümkün olmayan fırsat ve imkanlar sunuyor.

Türkiye ve İslam dünyasında savaşların önüne geçmek için, hayatın odak noktasına politikayı değil, dünyayı kapısız ve duvarsız bir okula dönüştüren medya kuruluşlarını yerleştirmek gerekir. Hayatın yaşanır kılınmasının sırrı, insanın gönlünü zenginleştiren, çevreyi güzelleştiren ve kültüre yeni boyutlar kazandıran eğitimdedir. Medya kuruluşları, eğitim kurumlarının dünyaya açılan pencereleridir. Onlar birbirini besleyen bir bütünün, ayrı gibi görünen, iki yüzüdür.

Yayın kuruluşları ve eğitim kurumlarıyla dünyanın her ülkesine ulaşmasını bilmeyen bir kültür, ekonomik ve siyasal boyutlarıyla hiçbir ülkede varlığını koruyamaz. Bu bağlamda, eğitim ve medya kuruluşları, Anadolu insanının değerlerinin can damarlarını oluştururlar. Onlar canlılığını yitirirse, hiçbir kurum ve kuruluş varlığını koruyamaz.

İletişim araçlarının ritmini yakalayamayan bir toplum, zamanın ruhunu kavrayamaz.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi