T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 30 KASIM 2005 ÇARŞAMBA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv
Salih TUNA

Silahlar ve yalanlar

Gelin bağdaşımızı bozalım da İkinci Dünya Savaşı yıllarına kaçamak bir bakış zula edelim.

Dünyanın yörüngesini, çekirdeğini savunmak için "Yıldız Savaşları" çıkararak uzaylıların iflahını kesen, kimyasal silah bahanesiyle de gariban Irak halkına çullanan Amerika, bakalım o zamanlar cici silahlarını hangi yalan çuvalına sokuyordu. (Efendim? Sinemayla gerçekleri karıştırıyorum? Ben mi karıştırıyorum?!)

Almanya fizikte, özellikle de atom fiziğinde bütün ülkelere nal toplatacak seviyededir. Mesela, Planck, "Kuantum Kuramı"nı, Berlin Üniversitesi'nde ortaya atmıştır. Einstein aynı üniversitede "Genel Görecelik ve Çekim Kuramı"nı bularak dünyaya dilini çıkarmıştır. Heisenberg ise "Belirsizlik Kuramı" ile Newton mekaniğini hepten mezara gömmüştür.

Heisenberg deyip geçmeyin. Fizikten felsefeye kadar at koşturmuştur. Lafını da kimseden esirgemez. Hitler'in karşısına dikilip, Yahudi akademisyenleri sürmekle Almanya'daki fiziksel araştırmalara darbe vuracağını söylemiştir.

Gelgelelim, Hitler laftan anlamaz; Yahudilere kafayı fena takmış, mucize çapında bir ahmaktır.

Heisenberg, Müttefiklerin teknolojik üstünlüğü sayesinde savaşı kazanacağından adı kadar emindir. Hitler'in yüzünden Almanya'nın sürüklendiği felakete ah-u vah edip oturmaktansa, büyük yıkım sonrası ülkesinin inşasında nükleer enerjiden yaralanmak için araştırmaya koyulur. Otto Hahn'ın uranyumun parçalanması buluşunu heyecanla karşılar. Bir yandan da, Hitler'in sürdüğü fizikçilerin, Amerika'da atom bombası yapmalarından endişe eder.

Amerika Başkanı Roosevelt'i atom bombası konusunda malûm çevreler ikna etmeye çalışırlar. Ne ki, Roosvelt mevzuya Bush gibi cumbadak atlamaz. Dr. Moore'u devreye sokarlar. Malûm çevrelerden kastım; diyelim ki, o zamanın Wolfowitz'i, Cheney'si veya ne bileyim Perle'i... Nihayetinde Dr. Moore'un, Almanya'nın atom bombası yapabilme insiyatifini dillendiren mektubu Roosvelt'i ikna etmeye yeter.

Peki Dr. Moore kim?

Sıkı durun! Dr. Moor, Einstein'in takma adından başka bir şey değildir. Anlayacağınız Einstein çoktan Amerika'ya göç etmiş, bir zamanlar Kuantum konusunda yarenlik ettiği Heisenberg ve çevresini töhmet altında bırakmıştır. Halbuki bunun yalan olduğu Heisenberg'in tutuklanmasından sonra da iyice gün yüzüne çıkmıştır.

Atom bombası ile ilgili ilk çalışmalar Robert J. Oppenheimer öncülüğünde 1942'de Almanya'dan göç eden Yahudi fizikçilerin de içinde yer aldığı düzinelerce bilim adamıyla başlar ve tam üç yıl sürer. İlk deneme 16 Temmuz 1945'de New Meksika'da yapılır. İkinci deneme, 6 Ağustos 1945'de Hiroşima'da. Ne sandınız! Elbette denemeden başka bir şey değildir bu. Çünkü Japonya direnişini kırmak bahanesi, külliyen yalandır. Japonya'nın süngüsü Almanya'nın tesliminden sonra çoktan düşmüştür.

Hiroşima'ya atılan atom bombasının ilk etkisi, saniyenin on binde biri kadar kısa sürede gözleri kör eden bir ışıktı. Ve her şeyi kasıp kavuran üç yüz bin derece sıcaklık! Daha sonra patlamanın etkisiyle başlayan ve saatte bin sekiz yüz kilometre ile esen alev rüzgarı! Bilanço; seksen bin ölü, yüz bin yaralı!.. Hiroşima ve Nagazaki faciasını insanoğlu anlatacak diller bulamaz. Ne diyelim!..

İyisi mi biz dönelim yine Almanya'ya..

Heisenberg ve Hahn sığınaktadırlar. Radyodan spikerin sesi duyulur. Hiroşima bombalanmıştır. Otto Hahn'ın başından aşağı kaynar sular dökülür. Bu en büyük buluşunun akıl almaz bir yıkımla lekelenmesine kahrolur. Tenhalığa gömülür. Heisenberg bütün fizikçiler adına günah çıkararak O'nu arkalar: "Hepimiz bu yıkımdan sorumluyuz."

Bir şeyin doğru olup olmadığı her şeyden önce araçların seçimiyle ortaya çıkar. Nükleer silahların alayı bizzat terör silahıdır.

Terörün silahını yok edecek olanlar "silahın terörü"nden vazgeçmek zorundadırlar. Ve silahlar yalanlarla saklanamaz.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi