AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Örnek gazetecilik ve iki kurban...

Şu çok tartışılan Orhan Pamuk röportajı ve Hürriyet'in örnek gazeteciliği... Ünlü romancımız, İsviçre Tages Anzeiger Gazetesi'nin "Das Magazin" isimli kültür ilavesinde yayımlanan röportajında, Türklerin bir milyon Ermeni'yi, 30 bin Kürt'ü katlettiğini söylemiş, bu sözler yazarın tabiiyetinin de sorgulandığı bir büyük tartışmayı başlatmıştı.

Kimileri, Pamuk'un Nobel için bu tür beyanlarda bulunduğunu, kimileri de azılı ve azgın bir Türk düşmanı olduğu için böyle davrandığını iddia etti.

Ben gülümsediğimi hatırlıyorum.

Ne olmuştu yani?

Bir "büyük romancı" olmak dışında hiçbir temsil özelliği bulunmayan birinin, çarpıtmalarla da dolu olsa, kendince bir tarih muhasebesi yapmasından ne çıkardı? Herkes herşeyi söylüyordu, herkes herşeyi konuşuyordu... Varsın o da kurtlarını döksündü!

Kaldı ki, Pamuk adına yeni ve şaşırtıcı bir gelişme sayılmazdı bu. "Kar" romanı ekseninde Amerika'da söyledikleri de üç aşağı beş yukarı aynı kapıya çıkıyordu. Bu romanı okuyan Amerikalılar, Türkiye'nin Ortaçağ'larda debelenen, karanlık, totaliter, beşinci sınıf bir "üçüncü dünya ülkesi" olduğunu düşündüler.

Bazı yazarlarımız, yaşadıkları ülkeyi "egzotik" ve "karanlık" bir çerçevede sunmaya bayılıyor. Batılıların çok hoşuna gidiyor böylesi, çünkü sunulan tablo kafalarındaki "öteki" fikriyatını tahkim ediyor, "öteki" fikriyatıyla örtüşüyor.

Kimi Nobel için yapıyor bunu, kimi "ödev bilinciyle", kimisi de düpedüz kıllığına. Pamuk'un hangi kategoriye girdiğini bilmiyorum. Nobel için böyle davrandığını zannetmem. Çünkü zaten bu ödüle yakın tek aday.

Orhan Pamuk tartışmasında beni rahatsız eden, yazara gösterilen tepkilerin mahiyetiydi. Hatta bir gazetemiz, "susturun şunu" diye manşet bile atmıştı.

Mezkur röportajı haberleştiren Hürriyet gazetesi de tepkilerden ürkmüş olacak ki, dünkü sayısında "Okur Temsilcisi"nin ağzından haberin serencamını anlatmış.

İsviçre'de 6 Şubat'ta yayımlanan Orhan Pamuk röportajını, önce Hürriyet'in Frankfurt muhabiri İsmail Erel fark ediyor. Erel, 7 Şubat'ta dergideki 4-5 sayfalık bu röportajdan çarpıcı bölümleri bir haber haline dönüştürerek İstanbul'daki Dış Haberler Servisi'ne geçiyor.

Hürriyet Yazı İşleri, haberdeki bazı hassas ifadelerin gerçekten Orhan Pamuk'a ait olup olmadığını araştırmak için, Doğan Hızlan aracılığıyla ünlü yazara İstanbul'da telefonla ulaşıyor.

Haberin bir kopyası, Orhan Pamuk'a fakslanıyor. Pamuk, haberi okuyor, sonra Hürriyet'i arayarak, çeviriden kaynaklanan bazı hataları bizzat düzelttiriyor. Hürriyet editörüne de şunları söylüyor: "Hürriyet eskiden, bu tür sözlerimi gazeteye koyarken, benden görüş almazdı. Ancak ikinci defadır görüyorum ki, önce benden görüş alıp sonra bunu yapıyorsunuz. Bu nedenle Hürriyet'e özellikle teşekkür ederim."

Editör de telefonu kapatırken Orhan Pamuk'a şunları söylüyor: "Sayın Pamuk, teşekkür ederiz, Hürriyet'in bir haberi sizin gibi ünlü bir yazarın elinden geçtikten sonra yayımlanmış olacak."

Görüyorsunuz değil mi?

Nasıl sorumlu bir gazetecilik örneği.

Hürriyet gazetesini ben de kutluyorum. Fakat, aynı "Okur Temsilcisi"ne, aynı gazetenin ekinde yayımlanan Fadime Özkan röportajına da bir göz atmasını; bu röportajın hangi süreçlerden geçtiğini, editör Neyyire Özkan ve röportaj sahibi Şermin Sarıbaş'ın, "kurban" Fadime Özkan'ın müdahalesine rağmen, röportajda hangi unsurları ön plana çıkardıklarını, hatta "kurban"la nasıl inatlaştıklarını da araştırmasını rica ediyorum.


1 Mart 2005
Salı
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED