AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Zehirli özgürlük..! ABD Türkçe TV için kaç milyon dolar ayırdı?

CNN, El Cezire ve Avrupa Gazetecilik Merkezi'nin haberine göre ABD yönetimi Avrupa'daki Müslümanların "kalplerini ve zihinlerini kazanmak için" televizyon yayını başlatacak. George Bush yönetiminin Irak ve Afganistan için istediği 81 milyar dolarlık ek bütçenin 3,7 milyon doları bu yayın için ayrılmış. Tabi bu "başlangıç olarak" ayrılan miktar... Avrupa'da yaşayan 20 milyon Müslüman'ın gelişmeleri Amerika'nın bakış açısına göre yorumlamasını amaçlayan yayınlar, "demokrasi ve özgürlük" konularını işleyecek.

ABD'nin bir yıl önce kurduğu ve Ortadoğu'ya yayın yapan Virginia merkezli El Hurra televizyonunun yayınları bu çerçevede günde 24 saat Avrupa'ya yayın yapacak. Ancak uzmanlar, yayınların Avrupa'daki Müslümanları etkilemekten çok karar mekanizmaları etkilemeyi amaçlayan Soğuk Savaş dönemi benzeri propagandalar olacağını belirtiyor.

Avrupa Müslümanlarının İslam dünyasının genelindeki eğilimleri belirleme, etkileme oranları yok denecek kadar az. Bu topluluklar, daha çok Ortadoğu'da, Türkiye'de ve diğer bölgelerdeki eğilimlerden etkileniyorlar. Peki ABD, neden bu toplumları hedef alıyor? Neden Avrupa'daki Müslümanlar için bu kadar para ayırıyor? Avrupa'daki Amerikan karşıtlığını kırmak için mi? Şimdilik bu sorunun cevabını bir tarafa bırakalım.

Asıl soru şu: Avrupa'daki 20 milyon Müslümanı etkilemek için "savunma bütçesi"nden "şimdilik" milyonlarca dolar ayıran ABD yönetimi, Türkiye kamuoyunu etkilemek için ne kadar para ayırdı? Devam edelim: Arap kamuoyunu etkilemek için ne kadar para ayırdı? Pakistan-Endonezya kamuoyunu etkilemek için kaç milyon dolar ayırdı? Orta Asya'daki Amerikan imajını düzeltmek için ne kadar bütçe ayırdı? ABD'nin bu bölgelere yönelik enformasyon operasyonları sadece propaganda amaçlı radyo ve televizyon yayınlarıyla mı sınırlı? Başka hangi araçlar kullanılıyor?

Türkiye'deki Amerika karşıtlığına yönelik psikolojik savaşın boyutları ortada. Avrupa Müslümanları ya da Arap dünyasının adı bile geçmezken ABD yönetimindeki ideolojik çekirdek, Türkiye kamuoyuna yönelik adeta bir linç operasyonu yürütüyor. Peki, 20 milyon için 3,7 milyonluk televizyon yayını başlatan (diğer çalışmaların boyutlarını bilmiyoruz) ABD, çok önemsediği 70 milyonluk Türkiye için kaç milyon dolar ayırdı? Tabi "başlangıç" olarak. Tartışmanın şiddetine bakılırsa, Türkiye kamuoyu sadece ABD misyonlarının iyi ilişkileriyle yola getirilebilecek durumda değil.

Çok daha "etkin" çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Üstelik Türkiye kamuoyu, İslam dünyasını etkileme yolunda stratejik bir öneme sahip. El Hurra ile Arapça propaganda yapan ABD, Türkçe yayın yapacak bir televizyon kanalı da kuracak mı? Ya da böyle bir çalışma zaten var mı? Dahası, enformasyon savaşı sadece televizyon yayınlarıyla yürütülmüyor. Daha etkin ne tür çalışmalar yürütülüyor? Çalışmalar, hangi siyasi, sosyal, kültürel ve toplumsal çevreler, bireyler, gruplar üzerinden yürütülüyor?

Öyle görünüyor ki, ABD'nin Türkiye ve İslam dünyasına yönelik kamuoyu çalışmalarının bütçesi oldukça kabarık. Sadece İslam dünyası ile değil, dünya genelinde yürütülen kampanyalar çerçevesinde bir kıyas yapılırsa, kamuoyu operasyonları için harcanan paranın askeri operasyonlar kadar olmasa bile, devasa rakamlara ulaşması gerekiyor. Ancak bu paranın nasıl harcandığı, hangi projelerin ve kimlerin üzerinden ve hangi etkin araçlarla birlikte kullanıldığı belki yıllar sonra ortaya netleşecek.

Milyonlarca, milyarlarca insanın özgürlük ve adalet peşinde koştuğu dünyamızda "özgürlük" adına yürütülen bu çalışmaların sonuçlarını öngörmek için "özgür zihinler"in biraz zorlanması gerekiyor. Latin Amerika'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Orta ve Güney Asya'da, Balkanlar ve Kafkaslar'da, Doğu Avrupa'da yürütülen "demokrasi devrimleri"nin on yıl sonra nasıl bir dünya haritası ortaya çıkaracağını tahmin edebilmemiz gerekiyor. 1990'lardan bu yana özellikle belli ülkelerde siyasi ve ekonomik olarak desteklenen/güçlendirilen oluşumlar, "sivil toplum örgütleri" üzerinden yürütülen çalışmaların ne kadar özgürlük, ne kadar ABD'nin güvenlik çıkarlarına hizmet ettiği üzerinde tartışmak bir zorunluluk. ABD askeri stratejileri çerçevesinde yapılan "sivil devrimler" milyonlara özgürlük mü yoksa esaret mi getirecek? Büyük Ortadoğu Projesi ile kendini ifşa eden bu operasyonlarının ABD istihbaratı, parası ve vakıfları ile birlikte her ülke için programları olduğu ortada. Bu anlamda, "direniş"in Rusça'sı, Arapça'sı, Gürcüce'si olduğu kadar Türkçe'sinin de olduğunu artık bilememiz gerekiyor.

Bu çalışmaların demokrasi ve özgürlüğü amaçladığına inanmak tam bir saflık. Türkiye ve bazı ülkelerdeki çalışmaların Amerika karşıtlığını kırmak için yapıldığına inanmak ise tam anlamıyla aptalca. ABD'nin böyle bir derdi hiçbir zaman olmadı. Askeri, siyasi, ekonomik güç ve sivil toplum örgütleri üzerinden yürütülen kontrol stratejisiyle karşı karşıyayız. Tam anlamıyla "zehirli özgürlük propagandası" ile yüzleşiyoruz. Yani bir demokrasi tuzağı var ortada.

Richard Holbrooke, "Rusya ile ABD arasındaki "romantik" ilişkinin sona erdiğini, Rusya'nın ABD için çok önemli bir müttefik olan Türkiye ile ilişkileri geliştirme çabasının "tehlikeli" olduğunu belirterek, "Rusya derin bir şekilde yabancılaşmış müttefikimiz Türkiye ile fazla dikkat çekmeyen yakın bir ilişki içinde" diyor. Ortadoğu, Asya, AB, Afrika ve Rusya ile yakınlaşan Türkiye'nin, askeri teknoloji alanında da bağımsız politikalar geliştirmesiyle son baskısının ve kamuoyu çalışmasının ne ilgisi olabilir? Çok yakında bu da ortaya çıkacak…


1 Mart 2005
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED