AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Belirsiz süreli iş sözleşmemin mutlaka düzenlenmesi gerekli mi?

BİR OKUYUCU: 8 ay önce iş değiştirdim ve halen özel sektörde bir sigorta şirketinde çalışmaktayım. İşe girerken 3 ay deneme süresi olacağı şeklinde anlaşmıştık ve bu süre sonunda kadrolu olarak çalışmaya devam edecektim. 3 ay bitince önüme 3 ayı zaten dolmuş, 6 aylık bir sözleşme geldi ve imzalatıldı. Daha sonra 6 ay da doldu ve ben kadroya alındığıma dair sınırsız süreli anlaşmayı imzalamak istediğimi dile getirdim. Çünkü benden önce işe giren herkeste böyle bir sözleşme var. Fakat bu talebime karşılık olarak yeni bir kanun çıktığını ve zaten 6 ay çalışan herkesin otomatik olarak kadrolu eleman olduğunu bu sebeple ayrıca bir sınırsız süreli sözleşme imzalanması gerekmediği söylendi. Acaba böyle bir kanun var mı? Ya da ben sözleşmesiz çalışarak bazı haklarımı kaybeder miyim? Şimdiden teşekkürler. İsmim belirtilmezse mutlu olurum.

Okuyucumuzun iş sözleşmesinin özel sektörde sigortacılık işinin görülmesine dayandığı ve ilk elde 6 aylık belirli süreli olarak düzenlenip uygulandığı, görülen işin belirli süreli bir iş niteliğinde olmadığı, zaten 6 ay dolduktan sonra da devam ettiği ve yazılı olarak ayrıca belirsiz süreli iş sözleşmesinin düzenlenmesinin gereksiz olduğunun kendine söylendiği anlaşılıyor. Bu durumda okuyucumuz, sürekli işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmaktadır. Belirli sürenin bitiminde feshedilmeyen iş sözleşmesi, belirsiz süreli iş sözleşmesine; diğer bir ifadeyle, asgari 8 aydır süren bu çalışma için ayrı bir iş sözleşmesi düzenlenmesi gerekmemekte; çünkü iş sözleşmesi, zaten işe başladığı tarihten itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmüş bulunmaktadır. Okuyucumuzun iş güvencesinin de düzenlenmiş olduğu 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri doğrultusunda, endişesinin yersiz olduğunu düşünüyorum.


Babam yaştan emekli olabilir mi ?

Muhittin TAŞKIN (nakliyeci) : Merhaba, babam 01.01.1954 doğumludur. 21.05.1971 tarihinden beri sigortalıdır. Bugüne kadar 4150 günü vardır. Acaba yaştan hemen emekli olabilir mi ?

Okuyucumuzun babası, henüz 55 yaşını tamamlama şartını yerine getirememiştir. Sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı yönünden eksikliği bulunmamakla birlikte, 55 yaşını 01.01.2009 tarihinde dolduracağından 58 yaşında, yani 01.01.2012 tarihinde, kısmi yaşlılık aylığını talep hakkını kazanabilecektir.

Bunun yerine 25 yıllık sigortalılık süresini 21.05.1996 tarihinde doldurduğundan, 5000 prim ödeme gününü yani eksik kalan 850 prim ödeme gününü (2 yıl 4 ay 10 gününü) isteğe bağlı sigortalılıkla tamamlayarak, yaş şartına bağlı olmaksızın, yaşlılık aylığını talep etmesi mümkün olabilecektir.


Askerlik borçlanması, kıdem tazminatı hesabında nasıl
dikkate alınabilir?

Abdülkadir DEMİR: Sayın Sınav, benim bir sorum olacak ilgilenirseniz çok memnun olurum. Bir kamu kurumunda 2857'ye tabi olarak çalışan işçi, 1980 yılında işe girmiş 1982'de askerliğe gitmiş ve 20 ay askerlikten sonra yeniden aynı işyerinde çalışmaya başlamış. Askere giderken kıdem tazminatı almamış ve 10.02.2005 tarihinde iş akdi, iş veriminin düştüğü gerekçesiyle işverence feshedilmiş, işçi 11.02.2005 tarihinde emeklilik talebiyle SSK'ya başvurmuştur. Kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş, fakat askerlik borçlanması kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmamıştır. TİS gereğince her beş yılda bir ödenen kıdeme teşvik ikramiyesi ödemelerinde askerlik süresi hesap edildiği halde kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaması çelişki değil midir? İş akdinin işverence feshi veya ihbar tazminatının ödenmiş olması askerlik borçlanması süresinin ödenmemesine engel teşkil eder mi? Yargıtay'ın her iki yönde de kararları ve HGK kararları mevcuttur. Bu konuda uygulama nasıl olmalıdır. İlginize ve bilginize şimdiden teşekkür ederim.

Askerlik borçlanmasının hizmet birleştirmesine konu olabilmesi, işçinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumuna emeklilik / yaşlılık aylığı talebinde bulunmasıyla mümkündür. Bu takdirde işverenlikçe, işçinin kıdem tazminatı, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte bulunan 14. maddesinin 4. bendi uyarınca, tahakkuk ettirilip ödenecektir. Ve bu ödemede ihbar tazminatı sözkonusu değildir. Çünkü fesih, işverenin feshi değildir. Halbuki soruda yer aldığı üzere, işveren, verim düşüklüğü gerekçesiyle, yani işçinin verimsizliğinden kaynaklanan geçerli nedenle iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, ihbar ve kıdem tazminatlarını (askerlik süresi hariç) ödeyerek feshetmiştir. Bu durumda sosyal güvenlik hukuku yönünden hizmet birleştirmesi gerçekleşmediğinden, diğer bir deyişle işçi tarafından işveren feshinden önce emeklilik talebinde bulunularak iş sözleşmesi feshedilmediğinden, borçlanılan askerlik süresi, kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmamıştır. Kanımca mevzuata uygun bir uygulama yapılmıştır. Okuyucumuz, emsal kararlardan bahsetmektedir. Bunlar hakkında bilgi göndermediğinden, şimdilik, bir katkıda bulunamayacağım. Ancak lehte emsal karar varsa -ki benim elimde yok- bunu delil göstererek iş mahkemesinde eksik ödenen kıdem tazminatı yönünden dava açılması uygun olur.


24 Şubat 2005
Perşembe
 
TAHSİN SINAV


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED