AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y E M E K
Ticaretin kalbinde bir 'Yemek Odası'

Eminönü... İstanbul'un en soluklu, en kalabalık ilçelerinden biri. Özellikle son günlerde İTO seçimlerinin yaklaşmasıyla beraber daha da artan sirkilasyonuyla İstanbul'un en canlı bölgesi. Sıcak paranın ve ticaretin kalbinin attığı bu bölge, ayrıca buram buram tarih kokusuyla turistik bir ilçe halini de alıyor. Hal böyle olunca iyi yemek yenilebilecek yer arayışı en çok bu bölgede ihtiyaç doğuruyor. Öğle menüsünde yaklaşık 100 çeşit bulunduran Yemek Odası'nda seçim yapmak oldukça zor.

İstanbul, tarihi yarımadanın girişinde, Eminönü'nde, şık bir işletmeye yaklaşık beş ay önce merhaba dedi. Sağ tarafına İstanbul Ticaret Odasını alan Yemek Odası, buram buram tarih kokan Eminönü'nde hoş dekoru ve Türk mutfağıyla hizmet veriyor. İç mekanda 250, dış mekanda 80 kişiye aynı anda hizmet verebilen bu işletme, sabahın ilk ışıklarından itibaren saat 06:30'da kahvaltı servisiyle hizmet vermeye başlıyor, 23:00'e kadar devam ediyor...

TARİHLE İÇİÇE BİR YEMEK

İşletme müdürü Esen hanımla işletme hakkında sohbet ederken sıra yiyeceğimiz yemeklerin seçimine geldi. Öğle servisinde menüsünde yaklaşık 100 çeşit bulunduran Yemek Odası'nda yemek seçimi yapmakta epey zorlandım. Sonunda sebze çorbasıyla açılış yaptım. Çorbanın lezzeti ve kıvamı yerindeydi. Ardından büyük tabaklar içerisinde azar azar servis edilen sebzeli kuzu incik, hünkar beğendi, ıspanak borani ve pide çeşitleri önce insanın gözünü doyuran cinstendi. Sebzeli kuzu incik içine eklenen kabak ve havuç birbirlerinin lezzetlerini tamamlayan iyi bir ikili oluşturmuş. Zeytinyağlı çeşitlerden ıspanak borani, başamel sos ile zenginleştirilen tadı gayet güzel bir yemek. Hünkar beğendi ise hakkı verilerek yapılmış. Bu yemeği her yediğimde hünkarların damak tadlarına ne kadar düşkün olduklarını daha iyi anlıyorum.

Yemeklerle birlikte işletmenin kendi yapımı olan ekmekler için aynı lezzetten bahsedemeyeceğim. Ekmekler vasattı. Yemek Odası'nda yok yok denilebilir. Sabah kahvaltı edebilir, günün herhangi bir saatinde pastanede pasta ve tatlı çeşitlerinden tadabilir, kafe bölümünde oturarak çayınızı yudumlayabilir veya restoran bölümünün şık dekorasyonu eşliğinde yemeğinizi yiyebilirsiniz. Dış görünüşündeki ihtişama aldanıp, fiyatları çok pahalıdır diye düşünmeyin. Servisine, yemek kalitesine ve dekorasyonuna göre makul fiyatları var.

İŞLETMEYE ÖNERİ

Aile müşterileri gelmesi isteniyorsa, çocuk oyun odası yapılması gerekir. Menüde nar suyu olması gerekir. Bir işletmenin içerisinde birçok bölümün olması (kahvaltı, pastane, kafe ve restoran) olumlu sonuç vermez.

NASIL GİDİLİR

Reşadiye Cd. Dirlik Sk. No: 1/3 Eminönü-İSTANBUL Tel: 0212 512 69 12 - 512 69 19

OSMANLI MUTFAĞI GERÇEKTEN ZARARLI MI?

Son günlerde yazılı ve görsel medyada sağlıklı beslenme ve nerede nelerin yenilip içilebileceği konusunda yer alan röportaj ve beyanatlar hayli fazlalaştı. Sadece medya gündeminde olabilmek, adını duyurabilmek adına ilgili, ilgisiz herkesin bu konularda yaptığı yorumlar sayesinde de insanlar ne yapacaklarını şaşırır hale geldi. Sabah'ın Günaydın ekinde 16 ve 17 Şubat'ta yayınlanan Şirin Sever'in röportajı bunun en ağır örneği. Sever'in tiyatro sanatçısı olarak halk tarafından bilinen, yaptığı çalışmalarla da oldukça sevilen, gönüllere taht kuran Metin Akpınar'la yaptığı söyleşiyi okuduktan sonra Sn. Akpınar'ın bir uzmanlığı daha olduğunu öğrenmiş oldum. Akpınar'ın 135 kilosuna rağmen sağlıklı yeme-içme konusunda verdiği beyanatların halk tarafından pek dikkate alınacağını zannetmiyorum. "Osmanlı Mutfağı Zararlı" başlığıyla yayınlanan haberde Akpınar sağlıklı beslenme konusunda ahkam keserken bir de Osmanlı mutfağına ağır ve bilinçsiz eleştirilerde buluyor. Metin Akpınar'ın Osmanlı mutfağı ile ilgili düşüncelerini bir kısmını aynen aktarıyorum: "… Bir kere Osmanlı mutfağı sağlıksız bir mutfak. Osmanlı mutfağı zengin mutfağı… Her şeyi doldurur! Sivri biberi doldurur, bir dana göğsünün kafesini doldurur… Bu yanlış beslenme bizim sağlıksız gelişmemize neden oluyor..." Sn. Akpınar bilmelidir ki, Osmanlı mutfağında sadece etten yapılan yemek çeşitleri bulunmamakta, oldukça zengin sebze yemeği çeşitleri de bulunmaktadır. Osmanlı mutfağının dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olduğunu ve aynı zamanda ucuz bir mutfak olduğunu söylemek isterim.

EMRE AKÖZ'E BİR ÇİFT SÖZ

Benim Akpınar'ın Osmanlı mutfağı ile ilgili söylediği sözlere vermiş olduğum tepkiye ilginç bir tepki geldi. Sabah yazarı Emre Aköz, Akpınar'ın kilosunu gündeme getirmemi terbiyesizlik olarak nitelendirdi. Akpınar'ın Osmanlı mutfağı ile ilgili yaptığı rastgele açıklamalara karşı görüşlerimi açıklarken ona hakaret etmek gibi bir kastımın olmadığını aslında en iyi Aköz'ün bilmesi gerekir. Kilosu ile ilgili vurgularım belki maksadını aşmış olabilir. Ancak şu da gözden uzak tutulmasın; mutfakla, yeme-içmeyle ilgili konuşan, kendi söylemesiyle 135 kg ağırlığa sahip birinin mutfak kültüründen hangi yemeğin sağlıklı ya da sağlıksız olacağından bahsettiğinde vatandaş onun söylediklerini okur, dinler ancak bıyık altından gülmeyi de ihmal etmez. Şimdi Metin Akpınar'a demezler mi: "Muhterem, madem bu kadar sağlıklı beslenmeyi biliyorsun, bu 135 kilonun izahı ne? Yoksa beğenmediğin, sağlıksız bulduğun Osmanlı mutfağının yemeklerini yiyerek mi bu hale geldin?" İşte, benim söylemek istediğim de buydu. Akpınar'ın sanatıyla ilgili bir şey söylemiyorum. Sadece derinlemesine bilmediği bir konuda konuşmasını eleştiriyorum. Kilosuna yaptığım göndermeden bir hakaret ifadesi çıkartıp bunu bir yazı konusu yapmanız şaşırtıcı doğrusu. Herkesin kendi işine bakması, bilgisi olmayan konularda ahkam kesmemesi, gerekir diye düşünüyorum. Sizin de köşenizde Mutfak Derneği Başkanı olarak yapmış olduğum eleştirilerimden dolayı "terbiyesizlik etmeyin" uyarısı yapmanız eleştiri sınırlarını zorluyor, başka türlü bir terbiyesizlik olarak kendini gösteriyor. Mutfak kültürünü, gastronomi dünyasını, Osmanlı'nın ne yiyip ne içtiğini, sağlıklı mı sağlıksız mı beslendiğini bu konulara vakıf insanlarla her zaman konuşmaya hazırız.


LEZZE TLİ SÖZLER

İnsan hep yüzü güleç olana aldanır,
Acı çeken, acıyı ayak sesinden tanır.
Hiç doymayacakmış gibi yer içeriz hep;
Acıkan doymam sanır,
Susayan kanmam sanır.
(Atasözü)


26 Şubat 2005
Cumartesi
 
RAMAZAN BİNGÖL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED