AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
K R O N İ K  M E D Y A
Yeni malzeme yoksa eskileri karıştır!..

Ajans France Press (AFP) Fransa'da yaşayan sanatçı Nedim Gürsel'in, konusu "Atatürkçülük" olan bir söyleşisini haberleştirip abonelerine geçmiş. Ne zaman mı? Bundan iki yıl önce, 27 Mart 2003'te... Hürriyet'ten Özdemir İnce, nereden bulup çıkardıysa, bildiğiniz bir Özdemir İnce yazısıyla Nedim Gürsel'e ağzının payını vermiş... Yani bir bakıma, İnce'nin kafasına koyduğu konuya ilişkin taze malzeme bulamayınca eskileri karıştırmaya başladığına da şahit oluyoruz...

Konuya dikkatimizi çeken Yeni Asya yazarlarından Faruk Çakır'ın "Kemalizm tartışması kızıştı" başlıklı yazısı (25 Şubat) oldu. Çakır, Fransa'da yaşayan romancı Nedim Gürsel'in bir açıklamasına ilişkin AFP'nin geçtiği bir haberden hareketle Hürriyet'ten Özdemir İnce'nin ve bundan ilham alarak Radikal'den Türker Alkan'ın yayımladığı yazıların bazı bölümlerini aktardıktan sonra soruyordu:

"Şimdi bu yaklaşımla mı Kemalizm tartışılacak? Doğru ya da yanlış, bir kişi 'Türkiye'yi demokratlaştırmak için toplumu Kemalizmin etkisinden kurtarmak lâzım' deyince 'linç' etmek mi gerekiyor?"

Çakır'ın sözünü ettiği yazıları açıp önümüze koyduk... Gerçekten de gerek İnce'nin "Bir ecnebi olarak bazı Türkler" başlıklı yazısı, gerek bu yazının verdiği "imanla" Alkan'ın döşendiği "Vurun Atatürk'e!" başlıklı yazı, eli kalem tutan herkesi Kemalizm konusunda olumsuz tek bir laf etmemeye çağırıyordu.

Özdemir İnce, yükselmenin yolunu "kendi milletini ve devletini yerin dibine batırmak"ta bulan roman yazarlarına örnek olarak Nedim Gürsel'i işaret ediyordu. Meğerse Gürsel, AFP'nin haber yaptığı bir açıklamasında "Kemalizm 30'lu yıllarda Avrupa'da faşizm ve tek parti modeline uygun olarak kuruldu. Türkiye'yi demokratlaştırmak için toplumu Kemalizm'den ve askerin etkisinden arındırmak gerektiğini düşünüyorum. Ve bunu sağlamak için Türkiye'yi Avrupa'ya almak gerekir" demiş.

'DEKEMALİSER'İN ANLAMI?

Vay sen mesin bu açıklamayı yapan? İnce, AFP'in haberinde geçen "Dekemaliser" fiilini "Kemalizm'den arındırmak" olarak çevirdiğini hatırlattıktan sonra başlamış bu fiilin ne anlama geldiğini açıklamaya:

"Devrim filminin sondan başa doğru tersine sarılması, yani 19 Mayıs 1919 ile kabaca 1946 yılları arasında gerçekleştirilen devrim ve reformların yok sayılması, yürürlükten kaldırılması: Padişahlık ve halifeliğin; din hukukunun, Arap harf ve sayılarının geri getirilmesi, yani Cumhuriyet'in ilgası..."(!)

Görüyorsunuz; "Dekemaliser" fiilinin İnce'ye göre ne anlama geldiğini görüyorsunuz... İnsanın "Hepsi bu mu? Bir şeyleri unutmuş olmayasınız?" diye sorası gelmiyor mu? Yani o derece "gülünç" değil mi?

Ayrıca şu önemli hususu belirtmeyi de unutmayalım: Nedim Gürsel'in giderek daha çok insanın paylaştığı söz konusu açıklaması çok taze bir açıklama da değil. AFP romancının bu açıklamasını neredeyse iki yıl önce (27 Mart 2003) geçmiş. Yani bir bakıma, İnce'nin kafasına koyduğu konuya ilişkin taze malzeme bulamayınca eskileri karıştırmaya başladığına da şahit oluyoruz...

ALKAN'DAN İLAVELER

Söylediğimiz gibi, İnce'nin bu aşırı "alıngan" ve "eforik" yazısı Radikal'den Türker Alkan'ın da kanını kaynatmış... Alkan, romancının açıklamasını İnce'nin bıraktığı yerden alarak şöyle geliştirmiş:

"Ama can alıcı soru şudur: Kemalizm'den nasıl kurtulacağız? En iyisi işin başından başlamak ve Atatürk'ün yaptığı reformların hepsinin tersini yapmak olmalı. Bir yöntem olarak katılıyor musunuz? Katılıyorsanız, TBMM'yi ortadan kaldırarak işe başlayabiliriz: Zira bu Meclis'i 'faşizan eğilimli' olduğu söylenen Atatürk kurdu ve sürdürdü. Saltanatı ve hilafeti geri getirmeliyiz. Zira bunları kaldırarak demokratikleşmemizi engelleyen gene Atatürk olmuştu. Şeriat getirmeli, devlet işlerini ve özel işlerimizi dini kurallara göre idare etmeli, Batı usulü yasaları ve yargıyı kaldırmalıyız. Şeyhülislam da geri getirilmeli, onun fetvası olmadan hiçbir yasa çıkarılmamalı, hiçbir iş görülmemelidir. Ve kadınlar tekrar kafes arkasına saklanmalı, karaçarşaflara bürünmeli, hiçbir kamu görevi üstlenmemelidir. (...) Erkekler dört kadınla evlenebilmeli ve 'Boş ol!' deyip hemen boşanabilmelidir...."(!)

Neyse, uzatmaya gerek yok herhalde. Alkan hızını alamayıp öyle bir tablo çizmiş ki, karşılaşan her dindadır "Allahım Kemalizmi başımızdan eksik etme!" diye dua etmemesi imkansız... (Sırası gelmişken soralım: Türker Alkan "Kemalizmsiz" bir dünyada bizi bekleyen bu "tehlikeler"i gerçekten, ama gerçekten samimi olarak mı sıralıyor, yoksa "âdettendir" diyerek mi?)

GÜRSEL'DEN ALKAN'A...

İki yıl önceki bir açıklamasının iki köşe yazarını bu derece heyecanlandırdığını gören Nedim Gürsel de -tabii olarak- Alkan'a bir açıklama göndermiş. Gürsel'in açıklamasının bir bölümü şöyle: "Böyle bir demeç verdiğimi anımsamıyorum, vermiş olabilirim, çünkü aradan iki yıl geçmiş, Fransız gazetelerinde yayımlanmış olan çok sayıda yazılarımdan biri de olabilir. Kemalizm'in otoriter bir rejim olduğunu, bu niteliğinin de tarihsel bağlamdan kaynaklandığını, demokrasimizin gelişebilmesi için ülkemizde Kemalizm'den değil, ama askerlerin etkisinden bir arındırma gerektiğini, yani bir 'demilitarisation' gerekli olduğunu düşünüyorum. İnce ve Alkan'ın demagojik bir biçimde öne sürdüğü gibi herhalde şeriata ve hilafet rejimine dönülmesini de istemiyorum. (...) Atatürkçülük bir tabu değildir, her düşünce gibi eleştirilebilir. (...) Yanlış ve doğrularıyla, Kemalizm'in yakın tarihimizin en önemli dönemeçlerinden biri olduğuna inancım sonsuz. Ama yine de biraz daha az çatık kaşlı, biraz daha esprili olsak, olabilsek diyorum."

Alkan'ın bu açıklamaya getirdiği yorum da şöyle:

"Benim demagoji yaptığım önermesi dışında Nedim Gürsel'in söylediklerinin hepsine katılıyorum. Tabii ki Atatürk de, Atatürkçülük de tabu değildir, eleştirilebilir, eleştirmelidir. Bir zamanlar Atatürkçülüğün tabu olduğu da doğru. Ama hâlâ tabu olduğunu, eleştirilemediğini, bu nedenle demokratikleşme serüvenimize ket vurduğunu ileri sürmek yanlıştır diye düşünüyorum. (...) Keşke Nedim Gürsel'in dediği gibi biraz daha esprili, neşeli olabilsek. Bunu Atatürkçülerin bile isteyeceğinden emin olabilirsiniz. Ama insanda gülecek, şakalaşacak hal mi bırakıyorlar Allah aşkına?"

Doğrusunu söylemek gerekirse, tartışmanın bu şekilde, yani "sulh" ile sonuçlanması bizi memnun etmedi! "Keşke" dedik, "Gürsel, Kemalizm hakkındaki yorumundan bu kadar çabuk vazgeçmeseydi; keşke Alkan, bundan cesaret alarak açıklamanın tümüne 'katılmasaydı'; keşke mesele Alkan'ın 'Atatürkçülük artık bir tabu değildir' şeklinde özetlediği bir tespitle son bulmasaydı; keşke taraflar, 'Bugünün 'hür dünyası'nda özel-yerel bir ideolojiye yer var mı?' sorusunu gittiği yere kadar tartışmaya devam etseydi..."

Ne dersiniz, "demagoji" bolluğu ile başladığı halde "sulh" ile biten bu tartışma o takdirde daha verimli olmaz mıydı?

Olmaz olur mu hiç, hem de nasıl... (K.B.)


3 Mart 2005
Perşembe
 
YÖNETENLER: Kürşat Bumin
Alper Görmüş


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED