AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
DDK: Doktorlar dert küpü

Başbakan Erdoğan'ın iğne konusunda yaptığı "Beni Türk hemşirelerine emanet ediniz" şeklinde özetlenebilecek açıklamaya gösterilen tepki ve stetoskopla dolaşan doktorlar hakkındaki yazı üzerine pek çok doktordan mektup ulaştı.

Hekimlerimiz kelimenin tam anlamıyla dert küpü. Şaka yollu bir dokunduk, bin ah işittik.

Zarif ifadelerden dolayı her birine teşekkür ve saygılarımızı sunarak, değerli doktorlarımızdan gelen cevapların bir kısmına yer veriyoruz.

*

AYRILMAZ PARÇAMIZ

Doktorların boyunlarında stetoskopla dolaştıklarını eleştirel bir dille belirtmişsiniz. Bizim stetoskopla dolaşmamız, yanlış anladıysam affedin, 'hava olsun' diye kesinlikle değil. Gerçi itiraf etmeliyim ki stetoskopla ilk tanıştığınız sene olan 3. sınıfta pek bir hoşunuza gidiyor. Ama sonraları onu taşımak bir angarya. Ne yazık ki onu boynumuza taktıktan sonra, ki genelde sabahın ilk ışıkları oluyor, ayrı ve kliniklerden uzak olan binadaki dolaplara gidip de öğlenleri yerine koymak aklımıza bile gelmiyor. Asistan olunca da aynı dert var. Zaten zamanla ayrılmaz bir parça oluyorsunuz. Ama inanın her zaman boyunda bir askıntıyla dolaşmak pek hoş birşey değil. İsterseniz deneyebilirsiniz. Saygılarımla.
Dr. Hatice Yalınbaş

*

O ALET PAHALI

Doktorlar stetoskopu boynunda taşır çünkü o alet oldukça pahalıdır. Genelde her doktorun şahsi stetoskopu pahalı markalardandır ve üstünde taşımak isterler cebe sığmaz. Boyunda taşınması son derece akılcıdır bundan bir şey üretmek sürekli negatif görmek isteyenlerin işidir.
Dr. Habibullah Aktaş, Karabük

*

ZOR MESLEK

Doktorlar hakkındaki yazınızı beğeniyle okudum. İçerik, yazım tekniği ve üslubu açısından beğenmekle birlikte bir miktar haksızlık içerdiğini, üzülerek değil kırılarak müşahade ettim.

Hekimlerin boyunlarında stetoskopla dolaşmalarına gelince, o bir gelenektir; tıpkı askerin polisin silahı gibidir. Her an yanındadır. Bunu hissedebilmek meslek dışında olanlar için biraz zordur.

Bir eğitim ve araştırma hastanesinde başasistanım. 25 hekim arkadaşımla aynı odayı paylaşıyoruz. Tek odada giyinip soyunuyor, dinlenip çayımızı içiyor, misafirimiz gelirse onu oturtuyor ve aynı zamanda asistanlarıma ders anlatıp eğitim vermeye çalışıyorum. Bir kütüphanem ve dünya litaretürlerini takip edecek bir bilgi ağım yok (bilgisayar ve sürekli internet bağlantımıza rağmen).

Gece gelen hastalar yoğun bakımda yerim yok ancak sizi bir yere gönderemiyorum da burada sedyede ya da normal hasta yatağında bakacağım kabul eder misiniz dediğimde bitkin ve çaresiz bakan gözleri gördünüz mü hiç? Ya da hastasının ihtiyaçlarını karşılayamayan insanların ızdırabına şahit oldunuz mu? Ve bunu sürekli yaşamak zorunda kaldınız mı? O uykusuz gecelerde o kadar çok hikaye var ki! Bütün bunların yanında bir iğne nedir ki? Sayın başbakan haklıdır lakin meseleleri böyle yüzeysel değil, derinlemesine ele alırsa daha inandırıcı ve çözücü olacaktır. Selam ve sevgilerle.
Uz. Dr. Sinan Uzman, Haseki Hast.

*

BAŞKA TÜRLÜ İFADE EDİLMELİ

Sayın Başbakan 'Her iş için ehline müracaat etmeyi' başka türlü ifade edemez mi idi acaba?

Kim ne ile dolaşırsa dolaşsın doktorlar mesleğin icab ettirdiği durumlar dışında insanların remizleri, alametleri ile uğraşmazlar. Sağlıcakla kalın.
Isparta'dan bir doktor

*

TEPKİMİZ ZARİF

Başbakanımızın sözlerini takiben, doktorlarımızın ortaya koyduğu sözel tepkiyi gayet modern ve zarif buluyorum ki bu kadarı bile sizin için köşenize konu olabilmiş. Doktorlar intikamcı bir kafa yapısına sahip olsalardı, tazminat davası açma yoluna giderlerdi.
Levent Keskin, İstanbul

*

TAŞIMAK MÜŞKİL

Muhterem Mehmet Bey,

Doqtorların, hususiyle genç doqtorların stetosqopla dolaşmalarının, size ve muallim arqadaşınıza vesile-i ilham olduğunu anlamış bulunmaqdayım. Lutf edib, kenardan seyr etdiğiniz doqtorlara ne içün o aleti boyunlarında taşıdıqlarını sorsa idiniz, buhs mevzuu ilhamatınızı tahqiqe arz etmiş olacaqdınız, hal buki siz doqtorlar zümresinin sizi ittiham edeceği şeklde yazmağı ihtiyar etmişsiniz.

Boyunda stetosqop taşımanın esas sebebi, o aleti cebde veya başqa bir yerde taşımanın müşkil olmasıdır. Bunun haricinde sebeb aramaq zaiddir. Vesselam.
Dr. Rashaad

*

Bu arada, Ahmet Turan Alkan'ın kulakları çınlasın; hem de öyle çınlamalı ki yanından bir çoban, sürüsüyle geçiyor sanacak kadar.

O değil miydi, bir yazının şaka olduğunun anlaşılmaması üzerine, yazanın çektiği sıkıntıyı anlatan?

Doktorlarımızdan bazıları şakayı görmezden gelmiş.

Olsun. İsteyen istediği yerden gelsin. Biz onları severiz. Fevkalade fedakârdırlar, cefakârdırlar... Söyledikleri de önemlidir.


3 Mart 2005
Perşembe
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED