|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Zamanında yazamadığım için, Sayın Zülfü Livaneli'den (ve tabii "bir bölük okur"dan) özür dilerim. Şu istifa meselesi... Geç mi oldu? Livaneli'nin istifası, "aslında ihraç edileceğini" öğrendiğimiz Göksal Küçükali'nin istifası kadar bile ilgi görmedi medyadan. Neden? İstifa haberini, müstafi milletvekilinin de yazarları arasında bulunduğu gazete biraz abarttı; o kadar. Bu kadarcık "kurum dayanışması" olsun artık. Livaneli'nin bu şeraitte, üstelik genel başkanlığa talip olduğunu açıkladığı bir olağanüstü kurultay ertesinde istifa etmesini ben pek anlamlı bulmadım. Mücadelesini, herşeye rağmen parti içinde sürdürmeliydi. Gerçi, kurultaydaki çıkışı dışında, geçmişte "mücadele" sayabileceğimiz bir tavrı da olmamıştı. Sonradan yalanladığı (daha doğrusu tavzih ettiği) bir-iki açıklamasını saymazsanız, partiden, yönetimden, hatta genel başkandan memnun olduğu bile söylenebilirdi. Çünkü CHP, Livaneli'ye göre, solcu ya da sosyal demokrat bir parti olmaktan öte, "Gazi'nin partisi"ydi ve öyle kalmalıydı. Ee, öyle kaldı işte. Bugün beğenmediği ve yönetim anlayışını eleştirdiği Baykal da aynı şeyleri söylüyor: CHP Gazi'nin partisidir ve öyle kalacaktır. Peki nerden çıktı bu istifa? Sanatçıya yakın kaynaklar, Livaneli'nin, kurulacak yeni bir sol partiye katılacağını, bu arada boş zamanlarını (Meclis'in "en devamsız milletvekili" olduğuna göre boş zaman sıkıntısı çekmeyecektir) sanat çalışmalarıyla değerlendireceğini söylüyor. Bir dizi konsere hazırlanıyormuş. Ben albüm bekliyorum. Hatta, yeni bir film. Daha önce yazdım mı? Livaneli kötü bir ses ama, aynı zamanda çok iyi bir besteci, çok parlak bir sinema yönetmenidir. Çektiği bütün filmleri izledim. "Şahmaran" ve Yaşar Kemal uyarlaması olan "Yer Demir Gök Bakır"ı fazla beğenmemiştim ama senaryosunu da yazdığı "Sis"e bayıldım. Film, 12 Eylül'le sonuçlanan iç savaşı (iç savaşımızı) anlatıyordu. Hikaye harikuladeydi. Kamera kullanımı mükemmeldi. Rutkay Aziz'in oyunculuğu müthişti. Filmde, şair Ülkü Tamer de küçük bir rol almıştı. Uğur Polat'ı ve Menderes Samancılar'ı da unutmayalım. İkinci bir Kosta Gavras doğuyor diye sevinmiştim. İlkini Fransa'da kaybetmiştik. Fakat Livaneli daha büyük işlere talip oldu. CHP'yi, Türkiye'yi, olabiliyorsa bütün dünyayı kurtarmak. Sorsanız, "Hayır, benim politik ihtirasım yok" diyecek. Öyle diyor ama, kurultay arefelerinde kulis yapmayı, delegelere ve milletvekillerine göz kırpmayı da ihmal etmiyor. Keşfedilmeyince de sinirleniyor. Neyse... Mevcut şeraitte CHP, ancak Kemal Derviş gibi "kendi içine kapanmayan", dışarıya da açık siyasetçilerle dönüşüp demokratlaşabilir, İnönü paradigmasından kurtulabilir. Livaneli de, muhtemelen Kemal Derviş'in sürükleyeceği (daha az kemalist olan) yeni sol harekete katılacak, şansını bir de orada deneyecektir. Bana kalsa beste yapmasını, hikaye yazmasını, film çekmesini isterim. Parti, hizip, politika... Boş işler bunlar. Ne güzel hikayeler yazmıştı oysa bir tarihlerde. Ne güzel besteler yapmıştı. Kendisi bilir yine de...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |