|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Avrupa Birliği ile zor bir ilişki söz konusu. 17 Aralık'ta 3 Ekim 2005 için müzakereye başlama kararı verildi ama, belli ki bu, Türkiye'nin içini rahatlatmadı. Rahatlatmadı, çünkü kararın öncelikle Kıbrıs'la ilgili boyutu zehirleyici bir nitelik taşıyor. Sonra, ucu açık müzakere, sonra özel statü anlamına gelecek ifadeler ve sonra Fransa'nın başını çektiği, Türkiye'nin üyeliğini halk oyuna sunma girişimi... Bunlar, Türkiye'nin önünün göz gözü görmez puslarla kaplanmasına yetiyor da artıyor bile. 10 yıl müzakere yaptınız, her iş bitti ve Fransa halk oyu "Türkiye'yi istemiyoruz" dedi. Ne yapacaksınız? Türkiye ile oyun! 10 yıl süreyle başınız üstünde Damokles kılıcı... Böyle görüşme olur mu? -10 yıl sonra Fransız kamuoyu böyle kalır mı, Türkiye değişince onların kanaati de değişmez mi? Bu, kendimizi serinletmek için bulduğumuz teselli formülü... Ama kimsenin içi rahat değil. Çünkü Fransız kamuoyu, Ermeni soykırımı iddialarıyla zehirleniyor ve imaj tamiri için Türkiye'nin soykırımı kabul etmesi şartı koşuluyor. 10 yıl sonra biz mi Ermeni soykırımını kabul edeceğiz yoksa Ermeniler mi iddialarından vazgeçecekler? Hadi diyelim ki, Fransa'daki halk oylaması için daha 10 yıl var, 10 yıl sonrasından korkup şimdiden nöbetler yaşamayalım... Ama peşin ödemeler var... Kıbrıs gibi... 3 Ekim 2005'te müzakerelerin başlaması için zirve kararı içine Türkiye'nin yeni üyelerle ilgili gümrük protokolünü imzalaması şartı kondu ve bu yeni üyeler içinde birisi de Rum yönetimi... Rum yönetimini Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımıyoruz, tanımak istemiyoruz. Oysa AB onları Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyor. Tam üye statüsü de Kıbrıs Cumhuriyeti'ne verildi. Bundan sonraki tüm görüşmelerde karşımıza AB üyesi olarak oturacaklar. Bu AB'nin dayatması. Kol bükmesi... Bunu biliyoruz ve bu bizi kahrediyor. Ama bir şey yapamıyoruz. Belli ki 17 Aralık zirvesinde alınan Kıbrıs'la ilgili karar Ankara ve Brüksel'de farklı okundu. Brüksel, Ankara'nın zaman içinde fiili (de facto) durumu kabul edeceğini düşündü. Ankara ise "Hele zirveden müzakere kararı çıksın, zaman içinde bir çözüm bulunur" halet-i ruhiyesi ile hareket etti. Şimdi Brüksel Ankara'dan adım bekliyor, Ankara Brüksel'den Kıbrıs'taki yanlışları düzeltmesi için girişimde bulunmasını istiyor. İki farklı uç. Ankara muhtemelen umdu ki, Annan Planı'nın Türkler tarafından kabul, Rumlar tarafından reddedilmesi Türk konumuna haklılık kazandırdı, bu durumda Amerika ve Avrupa Rumlara baskı yapar, Türkler'in tecridden kurtulması yolunda adımlar atılır ve bir çözüm imkanı çıkar. Oysa Avrupa'dan hiç de böyle bir jest gelmedi. Amerika'dan gelenler de sadra şifa olacak kapasitede olmadı. Dolayısıyla Rumlar da, kuruldukları AB platformlarından Türkiye'ye, Kıbrıs Türklerine nanik yapıp duruyor. İşin ilginci, bizim kamuoyumuz kullanılıyor. -Ankara neden durgun, yoksa yoruldu mu? Yoksa AB heyecanı mı kayboldu? Bu gidişle AB zor... türünden bir propaganda işliyor... Hükümet üyeleri her platformda, baş müzakereci tayini için sıkıştırılıyor. Bu arada hükümet de, varsa bilinçli suskunluğunun izahını yapmıyor. En son, Dışişleri bakanı Gül -Biz de AB'den adım atmasını bekliyoruz, dedi. Hele şükür! Hangi adımın atılmasını beklediğimiz açıklanmasa da... Bu yönde bir kamuoyu talebi oluşmasının yolu açılmasa da... 17 Aralık zirvesinden sonra "Türkiye, bütün uluslararası platformlarda Kıbrıs'ta Rumları çözüme zorlayan girişimlerde bulunmalı" diye yazmıştım. Çünkü Türkiye'nin önünde çıkış yolu olarak sadece Rumları çözüme zorlamak vardı. Bu konuda farkedilir girişimler oldu mu, doğrusu ben bilmiyorum. Ama henüz bir sonuç alınamadığı açık. AB - Rum inisiyatifi etkinliğini sürdürüyor, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin durumu zorluğunu koruyor. -Hala müzakereye oturacağınız ülkelerden birisini tanımadınız? Bu, bundan böyle belki milyon kere Türkiye'nin önüne gelecek bir söz. Her yenilenişinde de, Türkiye'yi bir adım geriye düşürecek bir söz. AB ile ilişkide "zor"ları oynuyoruz, vesselam.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |