|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Geçenlerde bir e-mail geldi.. Gönderen Levent Coşkun isimli bir vatandaş. "Aman internetten şu bankadan işlem yapmayın. Benim başıma gelmedik kalmadı" deyip başlamış başına gelenleri anlatmaya... Kısacası, Levent Coşkun'un hesabına uluslararası dolandırıcılar girmiş... Ve bankadaki hesabını istedikleri gibi kullanmışlar... Ben de işin nasıl olduğunu Garanti Bankası'nda İnternet Bankacılığı'ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fuat Erbil'e sordum... Fuat Erbil, bu olayın yılbaşında YTL'ye geçiş ile birlikte gündeme geldiğini söyledi. Yılbaşından itibaren Türkiye'deki bankalara yönelik olarak müşterilerine," Hesaplarınızı YTL'ye geçirmek için şifrenizi ve bilgilerinizi kontrol için belgelerinizi doldurup e-mail ile gönderin" mesajlar geldiğine dikkat çekti. Gerçekten de doğru, bana da geldi ve anlamsız diye cevaplamamıştım. Bu e-maillere cevap verenlerin hesaplarında, bu korsanlar oynamalar yapmaya başlamışlar... Erbil müşterilerini, "Bunlara itibar etmeyin" diye bilgilendirmiş. Erbil, bu tür saldırılar, Merkez Bankası'ndaki hesaplarda bile olmuş. Bankalardaki bu konudaki sıkıntının ortalama 10 müşteriyi ve parasal büyüklüğünün de 100 milyar lirayı geçmeyeceğine dikkat çekiyor... Bu olay 2 aydır sürüyormuş. Ancak mart başından bu yana böyle vakaya rastlanmamış... Peki bu haydutlardan nasıl korunacağız?... Erbil bunun için 2 önemli noktaya dikkat çekiyor.. Birincisi bankalar hiçbir zaman e-mail üzerinden bilgi istemez... İkincisi, bankalar kontrol için e-mail üzerinden hiçbir zaman "Şifrenizi gönderin, kontrol edeceğiz" demez...
Sosyetenin masa sandalye savaşı ve gecekondu gerçeği...
Nişantaşı özellikle de Abdi İpekçi Caddesi, Türkiye'nin en ünlü semti. Bir anlamda Türkiye'nin, Fransa'nın yılda 50 milyon turist çeken ünlü caddesi Champs Elysees'si... Yabancı şirket ofisleri burada. Dünyanın en önde gelen markalarının satıldığı mağazalar da burada... Bir erkek takım elbisesinin 1500 YTL ile 5 bin YTL arasında satıldığı, bir tabak salatanın 35 YTL, bir saat park ücretinin 10 ile 15 YTL olduğu bir semt?... Erkan Özerman da bu sosyetenin içinde yaşayan biri, Fransa Devlet Nişanı alan bir isim... Hatta Özerman'ın düzenlediği güzellik yarışmaları, organize ettiği dünyaca ünlü sanatçıların konserleri düşünülürse, bu sosyeteye ne kadar muhtaç olduğu daha iyi anlaşılır... Türkiye'deki evi de bu caddenin göbeğinde... Ama Özerman şimdi Türkiye sosyetesinin bu gözbebeği semtteki kiracılara savaş açmış. Neden mi? Bakın anlatayım... Erkan Özerman ve iki işadamıyla geçen akşam Etiler'deki ünlü bir restauranta yemeğe gidiyoruz... Özerman her zamanki gibi hepimizi susturdu... Kendi üslubu ile "Çocuklar çok dertliyim" dedi... Hayrola diye sordum... "Mağazalara diyeceğim hiçbir şey yok. Ancak evimin çevresindeki yollar gecekondu gibi işgal edilmiş..." dedi. Ben şaşkınlığımı atamadan, kendisi de nefes almadan başladı söylenmeye; "Evimin çevresinde 4-5 tane restaurant var... Bu restaurantlar caddeleri işgal etti. Sokakta yürüyemiyoruz..." Hangi restaurantlar diye sordum... "Kim yok ki... Beymen Brasseria, Grissini, Kırıntı..." Beymen deyince hemen Boynerler, yani Cem Boyner aklıma geldi... "Cem Boyner de mi caddeyi işgal etmiş?" diye hayretle sordum... "Hayır" dedi. Meğer Boynerler'in Nişantaşı'ndaki Beymen Mağazası, içinden bir bölümü restoran olarak ayırmış. Burayı da sosyetenin ünlü işletmecisi Metin Fadıllıoğlu'na kiraya vermiş. Fadıllıoğlu da Beymen Brasseria ismiyle işletiyormuş. Kapalı mekan yetmemiş insanların yürüdüğü sokağa da masa sandalye atmış. Yalnızca Beymen Brasseria mı? Hayır bunu gören Grissini de Kırıntı da.. Erkan Özerman'ın iddiasına göre, bu işgalden Şişli Belediyesi de kira alıyormuş. "Ben evimin önünde yürüyemiyorum.." diyor Erkan Özerman. Yanına ünlü modacı Bahar Korçan'ı da almış ve şimdi semt sakinlerinden başlamışlar imza toplamaya... İlk durakları Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş olacakmış... "Sen Paris'te de yaşıyorsun... Champs Elysees'de de caddelerde cafeler restaurantlar var..." diyecek oldum...Özerman hiç durur mu?... "Ama orada insanlar rahat yürüyor... İnsanlar bahçelerini bozup sandalye-masa koyuyorlar... Yürüyüş yolunu işgal edin, bakalım başınıza neler geliyor? Bir kere belediye canınıza ot tıkar..." Gerçekten de Avrupa'da bu anlamda işgal denen olay yok... Başka ülkeleri işgal ederler o ayrı bir çelişki... Tabiî bunları Erkan Özerman ile konuşurken, gecekondu işgalleri gözümün önünden geçiyor, düşünmeden edemiyorum... Tabiî ki gecekondu işgalleri tamamen haksız, yanlış... Ama bir ülkenin sosyetesi şehrin göbeğini işgal ederse, normal vatandaşı da ormanı işgal eder demekten de kendimi alamıyorum... Gecekonduları yıkan belediyeler şehrin göbeğindeki işgalleri bir de legalleştiriyorlar... Bu da bizim gerçeğimiz...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |