|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Haberde, her iki polisten birinin suça karıştığı anlatılıyordu. İstatistiklerden çıkan sonuç böyle. Dün sabah işe gelirken, önüm sıra giden ekip otosunda iki polis vardı. Dikkatle baktım, hangisinin suça karışmış olduğunu anlayamadım. Belki ikisi de temizdi ama, istatistiklerin söylediği "her iki polisten biri" ifadesi, kafamı kurcaladı. Kabahatin kendimde olduğunu sanmıyorum. Aksaklık, o "her"de. İyi ama, eğri oturup doğru konuşma kararıyla değerlendirelim. Ne yapsın istatistik bilimi? "Her" dememek için, "Bazı iki polisten ikisi de temiz olabilir" gibi açıklama yapılsa, kafalar daha çok karışacak. Temel'in durumuna düştüm. Otobüste giderken gazete okuyan Temel, "Türkiye'de her kırk kişiden biri hırsız" açıklamasını okumuş. Saymış, otobüste kırk kişi var. Ayağa kalkıp bağırmış: - Söyleyin hırsız hanginiz? TÜKETİCİ ÖDÜLLERİ
Tüketici Haftası dolayısıyla Tüketici Dergisi ve İdem işbirliğiyle bu yıl 18.'si düzenlenecek "Tüketici Zirvesi", 14-15 Mart tarihlerinde Polat Renaissance Otel'de gerçekleştirilecek. Açılışı Başbakan Tayyip Erdoğan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından gerçekleştirilecek olan zirvede, kalitesine en çok güvenilen markalara verilen 'Tüketici Ödülleri' de 15 Mart'ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Zirvede tüketici sorunları ve "Tüketiciye Nasıl Odaklanacağız?" konusu masaya yatırılacak, tüketicilerin en beğendiği markalar ödüllendirilecek. Hepsi iyi güzel de, bu "tüketici" kelimesine oldum olası alışamadım. Bir türlü hoşuma gitmedi, gitmiyor. Kendime yakıştıramıyorum. Oysa marketteki kasa görevlisinden, bilmemne firmasındaki pazarlama yöneticisine kadar hepsi bana o gözle bakıyor: Tüketici. Önüne gelen her şeyi tüketen, bir türlü tatmin olmayan, gördüğü bulduğu ne varsa hepsini bir an önce yok etmek için hazırda bekleyen bir yaratığı canlandırıyor o kelime benim zihnimde. İlgilisi, bu konuya eğilse, vatana millete hayırlı bir iş yapmış olur. Yeni bir şey bulunamazsa, 'müşteri'ye döneriz; nesi var? PARANOYA
Mustafa Karaalioğlu'nun dünkü yazısında kullandığı başlığı görünce "Hayırdır inşallah" deyivermişim farkında olmadan. Başlık şöyleydi: "Neler oluyor" paranoyası... "Neler oluyor" sevgili arkadaşımız İbrahim Kiras'ın TRT 2'de sunduğu programın adı. Hafta içi her gün 11.30'da başlıyor, 12.00'de bitiyor. Karaalioğlu'nun program hakkında sert bir üslupla yazı yazdığını zannettim başlıkla metin arasında geçen kısa süre içinde. Meğer Başbakan Erdoğan'ın yurt dışı ziyaretleri üzerine, ABD ve AB üyesi ülkelerde baş gösteren komplo teorilerini ele almaktaymış. Rusya, Güneydoğu Asya ve Afrika turları, batı ülkelerinde "Türkiye oralarda ne arıyor?" şeklinde tepkiyle karşılanmış. Ankara'nın nabzını iyi bilen bir gazeteci olarak Karaalioğlu, yazısını şu cümleyle noktalıyordu: "Avrupa ve Amerika dışındaki her ziyareti yeni bir politik eksenin işareti saymak, 'neler oluyor' türünden endişelere kapılmak da biraz politik paranoyaya tekabül etmektedir." BİR GÜN DAHA GEÇTİ Biraz gürültüyle de olsa, bir "Kadınlar Günü"nü daha geride bıraktık, geldik 9 Mart'a. Bu köşenin müdavimlerinden biri dün telefonla arayıp "Bugün 8 Mart ve siz Kadınlar Günü ile ilgili herhangi bir şey yazmamışsınız" dedi. Doğru, yazmadım. Evvelki yıllarda 8 Mart tarihinde yazdıklarıma göz attım, her yıl o konu hakkında uzun ya da kısa birkaç satır var. Demek ki evvelce yazmışız, bir işe yaramamış. Kadınların sorunlarına çare olmamış yazdıklarımız. Bu durumda boşa kürek çekmenin gereği yok. Hem bu konuyu işin uzmanı arkadaşlara bırakmak, daha doğru bir karar.
GÜNÜN SÖZÜ
Büyük düşün, küçük söyle.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |