AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Filistin-Suriye-İsrail hattını doğru okumak

Amerikanın BM'yi de devreye sokarak, şimdilik, diplomatik kanallarla Suriye üzerinde baskı uygulamaya başladığı süreç aynı zamanda Filistin-İsrail ilişkilerinin yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Suriye'nin Lübnan'daki konumunu zayıflatan Ortadoğu denkleminde güçsüz aktör haline getirmeyi amaçlayan Amerikan baskısı, Filistin-İsrail ilişkilerinden bağımsız ele alındığında bölgenin en karmaşık sorununu netleştirecek resim eksik kalacak demektir.

Suriye'nin Lübnan'daki varlığının sona erdirilmesini başlatan sürecin neden Filistin-İsrail ilişkileri ile doğrudan bağlantılı olduğu hakkında önce şu tespiti yapmak durumundayız: Suriye'nin konumu, İsrail'in Filistinlilere yönelik tutumunu belirleyen en önemli faktörlerin başında gelir. Eğer Filistinlilerle barış eksenli bir yol izleniyorsa Suriye'ye yönelik baskı politikasına başvuracak demektir. Filistinlilerle sıcak çatışmalar yaşanıyor, şiddet politikaları öne çıkıyorsa Suriye ile ilişkilerde barış söylemi öne çıkacak demektir. İsrail, komşularıyla ilişkilerinde aynı anda birden fazla cephe açmamaya özen göstermiş, biriyle ilişkiler gerilmişse diğerleriyle mutlaka diplomatik kanalların açık tutmaya çalışmıştır.

Öncelik Suriye'nin devreden çıkması

Suriye'ye Amerika'nın baskı uygulamaya başladığı süreçle İsrail Filistin ilişkilerindeki zamanlama bu açıdan önemlidir. Suriye'nin Lübnan'dan asker çekmeye zorlandığı, Amerika'nın açık tehditleriyle baskı altına alındığı süreçte İsrail'in Filistin'de tersi bir strateji izliyor olması tesadüfi değildir. Suriye'nin askeri ve diplomatik alanda köşeye sıkıştığı, uluslararası baskının gündeme geldiği bir dönemde İsrail'in doğrudan devreye girmemesi dikkat çekici. Oysa İsrail toprağını işgal ettiği Arap ülkeleri arasında en fazla kendisin tehdit edecek konumda olan Suriye ile arasında çözüm bekleyen pek çok sorun var. Her şeyden önce Lübnan'daki Suriye varlığı doğrudan İsrail'e yöneliktir ve özellikle en büyük tehlikeyi oluşturan Hizbullah güçleriyle hesaplaşması için öncelikle Suriye'nin askeri varlığının bu ülkeden çıkması gerekiyor. Suriye'nin askeri gücünün olmadığı bir Lübnan'da Hizbullah güçleriyle hesaplaşmasının daha kolay olacağını hesaplıyor. Bu süreçte, doğrudan devreye girmeden Suriye'nin köşeye sıkışması, Lübnan'dan çekilmesinin temin edilmesi İsrail'e müthiş fırsatlar sağlayacaktır. İsrail'e karşı en büyük tehdit unsuru denklemden çekilirken diplomatik ve askeri anlamda zayıflatılmış bir Suriye ile hesaplaşmak daha kolay olacak. Elinden Lübnan kozu alınmış, Amerikan tehditi altındaki bir Suriye ile askeri ve diplomatik anlamda hesaplaşmak her halükarda İsrail'in yıllardır elde etmeye çalıştığı pozisyondu.

Bu durum sadece Suriye ilişkilerinde değil Lübnan denkleminin de çözülmesi için önemli fırsatlar verecektir. Yalnız kalan bir Hizbullah'ın İsrail'e tehdit oluşturması eskisi kadar kolay olmayacağı açıktır. Böylece Suriye ile istediği şartlarda bir barış yapmak ve bir tehdit olmaktan çıkması mümkün olurken diğer tarafta yalnız kalan bir Hizbullah'ın devreden çıkarılması hesaplanmaktadır. Bu hesaplaşma muhtemelen gerektiğinde tüm araçların kullanımını zorunlu kılacak. Hatta Lübnan siyasetinde İsrail ağırlığı yeniden gündeme gelebilir. Bunu sağlamak için Hizbullah'a yönelik sınırlı bir askeri macerayı bile göze alabilir İsrail. Ancak gerekli şartlar oluştuğunda terörle mücadele konsepti çerçevesinde bu işi de ABD'ye ısmarlamak çok daha akıllıca olur.

Filistin'e "yeni yol haritası"

İsrail'in Suriye ve Lübnan üzerinde gerektiğinde etkin olabilmesi muhtemel askeri ve diplomatik operasyonlar için şartların oluşması ve uluslararası desteği sağlayabilmesi için Filisitin'le ilişkilerini belli bir düzeye gelmesini gerekli kılmaktadır. Daha doğrusu barışçıl bir imajla sınır ötesine yönelmesi inandırıcılığı ve uluslar arası destek konusunda etkili olacaktır.

11 Eylül sonrasının psikolojik atmosferini çok iyi değerlendirerek Filistinlilere yönelik her türlü baskıyı uygulayan, Filistin yönetimini siyasi ve askeri anlamda adeta omurgasızlaştıran Şaron yönetimi Filistinlileri, en güçsüz oldukları, Arap ülkelerinin siyasi ve maddi destek olmaktan çekindikleri bir dönemde (tıpkı birinci Körfez Savaşı sonrası ortam gibi) barış masasına oturmaya zorlamış bulunuyor. Şaron, BOP konseptine uygun siyasi kadrolarla ve istediği şartlarda bir yol haritasını yeniden masaya koymak istenmektedir.

Devlet terörünün en acımasız boyutun sergileyen İsrail yönetimi bu amaçla gerçekci hiçbir adım atmazken bu pozisyonunu tartışmanın dışında tutmayı başarıyor. Örneğin BM genel sekreterinin İsrail ve Filistin'e ziyareti öncesi açıklanan, 2001'den sonra yapılan illegal Yahudi yerleşimlerinin boşaltılacağı kararı bu girişimini tipik bir örneğidir. "İllegal Yahudi yerleşimleri" tanımı kendi başına çelişkili ve tuzak bir ifade. Filistin topraklarını işgal altında tutan bir yönetimin bu topraklar üstünde yasal yerleşimlerinden söz edilebilir mi ki illegal yerleşimler söz konusu olsun. Özellikle Batı Şeria'ya dünyanın dört bir tarafından toplanmış yüzbinlerce Yahudi yerleştirilirken bunların gündeme bile getirilmediği hatırlanacak olursa, mevcudu parmakla sayılabilecek illegal yerleşimcilerden arındırılması diplomatik bir manevradan başka bir anlam taşımıyor. Filistin topraklarında yükselen utanç duvarı inşa edilmeye devam edilirken bunu pazarlık konusu bile etmeyen İsrail yönetimi yeni "yol haritası" adı altında bir 10 yıl daha kazanmayı hedeflemektedir.

Bu arada Filistin'deki dengeler ciddi biçimde değişmektedir. İsrail'in muhatap aldığı Filistin yönetimi artık 1990'ların Arafat yönetimi kadar bile güçlü ve birleştirici olmaktan çok uzakta. Mahmud Abbas, Arafat karizmasına sahip olmadığı gibi, Filistin yönetimi de parçalanmış durumda.

Ancak Hamas'ın Filistin yönetimi içinde El Fetih grubuna alternatif olacağının işaretlerini vermesi önümüzdeki dönemde sürpriz gelişmelere neden olabilir. Haziran ayında yapılacak parlamento seçimlerine ilk defa katılma kararı alması Hamas ve Filistin siyaseti açısından bir ilk olduğu gibi, İsrail ilişkilerini de etkileyecek bir gelişmedir.

Filistinlilerle yol haritası, adı altında barış görüşmelerini başlatırken köşeye sıkıştırılmış bir Suriye ile kozlarını paylaşacağı zeminin hazırlıklarını yapıyor İsrail.


15 Mart 2005
Salı
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED