|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
14 Şubat'ta öldürülen Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin kim/kimler tarafından ve neden öldürüldüğüne ilişkin soruşturma ne aşamada? Hariri'yi gerçekten kim öldürdü? Bu sorunun cevabı artık merak edilmiyor. ABD ve İsrail, "Hariri'yi Suriye öldürdü" dedi, herkes sustu. Ardından Lübnan yönetimi ve Suriye üzerine korkunç bir baskı başlatıldı. Lübnan'da insanlar sokaklara çıkarıldı. Günlerce Suriye aleyhine gösteriler yaptırıldı. Hizbullah ve Lübnan'ın özgürlüğünü savunan yüzbinlerce kişinin katıldığı gösteriler medyada yer bulamazken, birkaç bin kişilik gösteriler Lübnan'ın gerçek iradesi olarak pazarlandı. ABD Başkanı George Bush, yarın Suriye konusunda açıklamalar yapacakmış. Hariri suikastinden Suriye ve Lübnan yönetiminin sorumlu olduğunu ilan edecekmiş! Artık buna gerek yok. Amaç hasıl oldu. Dünya artık eski Başbakan'ı kimin öldürdüğünü düşünecek halde değil. Lübnan nasıl karışacak, Suriye'ye ne tür müdahaleler yapılacak, onları sorguluyor. Suikast gününden bu yana bölgede yaşanan gelişmeler, cinayetten kimin kazançlı çıktığını net bir şekilde ortaya koydu. Hadi Suriye yaptı, diyelim: Şam yönetiminin ne kazancı oldu? Bir örnek verebilecek kimse var mı?. Ya ABD ve İsrail'in neler kazandığını sorsam? Uzun bir liste yapılabilir. Büyük Ortadoğu tasarımının Filistin-Lübnan-Suriye cephesi açıldı. Hariri suikastinin İncirlik pazarlıklarıyla ne ilgisi var, sorusu ilk bakışta oldukça saçma bir soru gibi karşılanabilir. Ancak, yıllardır burada aslında olayların göründüğünden çok daha iç içe olduğunu göstermeye çalışan biri olarak, ben bu tür soruları hiç yabana atmam. Şimdi bir iddiadan örnekler vereceğim. Ardından soruyu tekrar soracağım. Hariri Lübnan'ın kuzeyinde inşa edilmesi planlanan ABD askeri üssüne karşı çıktığı için mi öldürüldü? Wayne Madsen imzalı "Hariri reportedly assassinated to make way for large US air base in Lebanon" başlıklı bir habere dikkat çekmek istiyorum. Üst düzey Lübnanlı istihbarat kaynaklarına dayandırılan haberde, Hariri'nin Bush yönetimi ve Ariel Şaron'un Likud yönetimi tarafından taşeron ajanlar kullanılarak öldürüldüğü öne sürülüyor. İddianın özeti şöyle: "Lübnanlı Hristiyan lider Elie Hobeika da 2002'de yanı yöntemle öldürüldü. Hobeika Brüksel'e gidip Ariel Şaron'un Sabra ve Şatilla katliamlarından sorumlu olduğunu ve insanlık suçlusu olduğuna dair ifade verecekti. Arap ve Lübnan milliyetçisi olan Hariri de, Amerika'nın Lübnan'ın kuzeyinde büyük bir askeri üs inşa etme planlarına karşı çıktığı için öldürüldü. Amerika bu üssü inşa etmek için Suriye askerlerinin derhal Lübnan'ın kuzeyinden çekilmesini istedi. Ayrıca, öldürülmeden hemen önce yapılan Hariri-Hizbullah görüşmesi, ABD ve İsrail yönetimini çok kızdırdı." Aynı kaynaklar, herhangi bir anlaşma imzalanmamasına rağmen bölgede inşa edilecek ABD üssü için ihalelerin yapıldığını belirtiyor. Buna göre üs inşası, Pentagon tarafından California merkezli Jacobs Engineering Group of Pasadena adlı şirkete verildi. Bir başka ünlü firma olan Bechtel Corporation'ın ise inşaata destek olması kararlaştırıldı. Jacobs Engineering ve Jacobs Sverdrup Aramco için Suudi Arabistan'da işler yapıyor. Bu kadar değil. Aynı şirket, Irak'ta ABD işgal yönetiminden ihaleler aldı. Yine Türkiye ve Bosna dahil, hemen bütün Ortadoğu ülkelerinde iş yaptığı belirtiliyor. İddiaya göre, Lübnan'ın kuzeyinde inşa edilmesi planlanan ABD askeri üssü, Ortadoğu'daki ana üslerden biri olacak. Hem lojistik hem de transit üs görevi yapacak. Irak ve bütün bölgedeki Amerikan askerleri için aynı zamanda dinlenme merkezi işlevi görecek. Ancak üssün bir başka önemi daha var: "ABD'nin Doğu Akdeniz'e çıkan ve çıkacak olan boru hatları buradan kontrol edilecek. Tabiî ki, Suriye ile ilgili planlar da buradan yürütülecek. Üs, Katar'daki büyük Amerikan üssünün bir benzeri olacak. Hariri'nin aracı uzaktan kumandalı patlayıcılara karşı korumalıydı. Bu nedenle başka bir yöntemle öldürüldü. Tıpkı 2002'deki Elie Hobeika suikastinde olduğu gibi... Devam ediyor: "Bu suikastler, yabancı liderlere yönelik cinayetler, iki Beyaz Saray görevlisi tarafından organize ediliyor. Bush'un yakın danışma halkasındaki iki isim; Karl Rove ve Elliot Abrams..." Şimdi iki soru: Hariri, ABD'nin bu üs planına, Lübnan merkezli olarak Suriye'ye müdahale planlarına karşı olduğu için mi cinayete kurban gitti. Ölmeden önce Hizbullah yetkilileriyle bu çerçevede mi görüşme yaptı? Lübnan'ın kuzeyinde yapılması planlanan bölgenin en büyük askeri üssü İncirlik üssünün bir alternatifi mi olacak? ABD'nin son günlerde İncirlik'le ilgili talepleri ortada. Bu taliplerle Lübnan'da inşa edilecek üsse yüklenen misyon hemen hemen aynı. O zaman ABD, Türkiye'nin İncirlik Üssü'nün bu çerçevede kullanımına izni vermeyeceğini mi düşünüyor? Lübnan üssü ile Irak petrollerinin Doğu Akdeniz'e akıtacak yeni boru hatları projesi arasında ne tür bir bağlantı var? Eğer bu sorular önemliyse Doğu Akdeniz'e çok daha dikkatlice bakmak gerekiyor. Özellikle Kıbrıs konusuna… ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in Şam ziyaretine yönelik "uyarısına ya da tehdidi"ne de bu çerçeveden bakmak gerekiyor. Ne de olsa, ABD ve İsrail ile Türkiye'nin bölgesel politikaları artık örtüşmüyor. ABD ve İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye dönük planlarının, Türkiye'ye, Irak işgalinden çok daha ağır faturalar ödeteceği, hatta Türkiye'nin güvenlik endişelerini artıracağı ortada. Türkiye'nin ABD-İsrail merkezli bölgesel tasarrufa karşı bir direnç merkezi olmasından mı endişe ediliyor? Hariri suikastinin çözülmesini beklemiyoruz. Ancak bu suikast Ortadoğu'da bundan sonra neler yaşanacağına dair bize çok şey anlatıyor.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |