AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
A.Turan Alkan'ın sözlerine kulak verelim

Önümde Youssef Courbage ve Philippe Fargues adlı iki nüfusbilimcinin Arap ve Türk İslam dünyasındaki Hırıstiyanların ve Yahudilerin konumunu gözden geçirdiği bir kitap ("Chretiens et Juifs dans L'Islam arabe et turc") var. Kitapta "Ermeni tehciri"ne ilişkin bir bölüm de yer alıyor. Yazarlar nüfusbilimci olduklarından -tabii olarak- analizlerini bu bilimin vöntem ve verilerini merkeze alarak yapmışlar. Dolayısıyla, kitapta her fasılın sonuna inceledikleri bölgelerde yaşamış olan Müslüman olmayan nüfusa ilişkin karşılaştırmalı niceliksel bilgiler veren tablolar da yerleştirmişler.

İşte bu tablolardan birisi; 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında, bugünkü Türkiye sınırları içinde yaşayan Osmanlı İmparatorluğu'nun gayrimüslim nüfusunun oranları:

İstanbul: %48.4 (1881), %41.4 (1906), %38.4 (1914)

Türkiye'nin Avrupa yakası: %61.0 (1881), %56.9 (1906), %45.0 (1914)

Anadolu: %16.0 (1881), %16.3 (1906), %16.6 (1914)

İsterseniz, tabloda yer alan "total" oranları verelim: %20.6 (1881), %19.9 (1906), %19.1 (1914). Hadi oldu olacak ("Bundan sonra sadece tarihçiler konuşacak!" dedik ya!) son olarak da, yazarların (tabii ki kaynaklara dayanarak) 1914 için verdikleri %19.1 oranındaki gayrimüslim nüfusun dağılımına da bir göz atalım: 1.549.000 Rum, 1.204.000 Ermeni, 176.000 diğer Hıristiyanlar, 128.000 Yahudi.

Gayrimüslim nüfusun sonraki yıllardaki oranlarını aktarmıyorum, çünkü herkesin iyi bildiği gibi bu sayıların sıfırlanmasına çok az kalmıştır! (Örnek mi? İşte örnek: Önümüzdeki tablo,1991 itibariyle, ülkede 8 bin Rum, 67 bin Ermeni, 50 bin diğer Hıristiyan ve 20 bin Yahudi kaldığına işaret etmektedir. Ayrıca unutmayalım ki bugün, bazı topluluklar için bu sayılar bile "nostaljik" olmuştur!)

Demek ki (bunun "lâmı cimi yok" herhalde) gerçekten de "Az zamanda büyük işler başarmışız" diyebiliriz... Elele verip bayağı kısa bir sürede bugünkü Türkiye'nin sınırları içinde kırk kuşaktır yaşayan ve 20. yüzyılın başlarında oranları yüzde 19'u aşan gayrimüslimleri neredeyse "nümunelik" bir konuma yerleştirmeyi başarmışız... (Bu işlerde Yunanistan'ın da içinde yer aldığı "Batı"nın rolünü unuttuğumu sanmayın.)

Şimdi de gelelim özel olarak "Ermeni tehciri"ne ilişkin tablolara: Önümdeki kitabın yazarları bu konuda dört değerlendirme ya da tahmini okurlarına aktarmakla yetinmişler.

Bu tahminlerden ilki son günlerde hakkında çok şey söylenen tarihçi Arnold Toynbee'ye, ikincisi bir Alman misyoner olduğu söylenen Johannes Lepsius'a, üçüncüsü Kamuran Gürün'e, dördüncüsü ise yine son günlerde kendisinden övgü ile söz edilen Amerikalı tarihçi Justin Mac Carthy'e ait.

Bakalım bu dört araştırmacının tahminleri ne merkezdeymiş: Tablolarda yer alan bilgilerin hepsini aktarmayacağım. Sadece, "tehcir" öncesi Ermeni nüfusuna ve tehcir sırasında telef olan insanlara ilişkin rakamları vereceğim.

Toynbee: Tehcir öncesi Ermeni sayısı 1.600.000-2.000.000; hayatını kaybeden Ermeni sayısı 460.000-860.000 (ortalama:660.000).

Lepsius: Tehcir öncesi Ermeni sayısı 1.845.000; hayatını kaybeden (kurban) sayısı 996.000-1.046.000 (ortalama 1.021.000).

Gürün: Tehcir öncesi Ermeni sayısı 1.300.000; kurban sayısı 301.000.

Mac Carthy: Tehcir öncesi Ermeni sayısı 1.465.000; hayatını kaybeden sayısı 584.000.

Eveeeet, bu işi de tamamlamış durumdayız.

Bu arada, bu tablolarda ayrıntılı olarak belirtilmemiş bir hususu da bir vesile ile hatırlatalım: Bu tablolarda "tehcir" sırasında kaç Ermeni çocuğunun Müslüman olarak hayatını kurtardığına dair -tabii olarak- ayrıntılı bilgi verilmemektedir. Bakmayın siz hakkında konuşmadığımıza; bu konu da (pekçok açıdan) önemlidir. Dostum Hırant Dink, bir sohbetimizde, bu sayının tahmin edilenden çok olduğunu sandığını söylemişti. Bu çerçevede farklı bir bilgiyi de, geçenlerde, Zaman'dan Mehmet Kamış veriyordu: "Anadolu'da yaşayan Ermenilerin hepsi bu topraklardan göçüp gitmedi. İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Salim Cöhce, sadece Malatya'da 3 bin 500 ailenin Ermeni asıllı olduğunu, isimlerini değiştirip halen o şehirde yaşadıklarını söylüyor."

Şimdi de sıra geldi Zaman'dan A. Turan Alkan'ın tartıştığımz konuya ilişkin yazısına: Ben bu yazıyı birçok açıdan önemli buldum. Ama isterseniz, "niçin"ine bugün girmeyeyim, çünkü Alkan'ın yazısı şöyle bir değinilerek geçilebilecek türden değil. Yarınki yazıda devam edelim.


15 Mart 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED