|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
Düşünün, ordu bozulmuş, hatlar yarılmış, asker panik içinde yüzgeri etmiş kaçıyor. Mağlubiyet kesin. Bu durumda kalan komutan ne yapabilir. Kaçan askeri durdurup, derleyip, toparlayıp yeniden cesaretlendirmek; yeni müdafaa hatları kurmak; bununla da yetinmeyip var gücü ile galip geldiğini sanan düşmana saldırmak kolay mıdır? Kolay değildir tabii. Ama rakibin en zayıf ânı da, galip geldiğini sanıp rehavete düştüğü zamandır. Beşiktaş ile Ankara Büyükşehir Belediyespor arasındaki karşılaşma bir bakıma iki eski Beşiktaşlı futbolcunun, iki eski arkadaşın mücadelesi idi. Samet ile Rıza. İkisi de Beşiktaş'ta çok güzel günler geçirdi, kaptanlık yaptı, birlikte oynadılar. Bu maç tipik bir karşılaşma oldu. Bir maç nasıl çevrilir; yenilmekte olan bir takım nasıl galip gelebilir; onun en güzel örneği idi. Ankaraspor, daha doğrusu Samet Aybaba ucuza aldığı Brezilyalılar ile göz dolduruyordu. Hocaların böyle keşifleri, transferleri hem takıma fayda sağlar, hem satışta kulübe para kazandırır. Beşiktaş ilk yarıda sahada yok gibiydi. Oysa bu maçı mutlaka almaları lazımdı. Samet, Ankaraspor ile dört yıllığına anlaşmıştı. Rıza'nın Beşiktaş'taki âkıbeti biraz da kalan maçların kazanılıp kazanılmamasına bağlı idi. Büyük takımlar okyanus gibidir. Dalgaları büyük olur. Aziz Yıldırım'ın Daum'a destek çıkması dahi böyledir. Yarın ne olacağını kestiremezsiniz. Galatasaray yenilgisi ve Gençlerbirliği beraberliğinden sonra Rıza için bu maçı kaybetmek felaketin başlangıcı demekti. Ve felaket geldi. İlk yarım saat içinde siyah-beyazlılar 2-0 yenik duruma düştüler. Rıza'nın mutlaka birşeyler yapması gerekiyordu. Çağdaş'ı çıkarıp Okan'ı aldı, Ali Güneş'i geri çekti, savunmayı sağlamlaştırdı. Geçen yazımızda İbrahim Akın nerede, diye sormuştuk. Bu maçta ortaya çıktı ve 43. dakikada golü attı. Bu gol Beşiktaş için bir can simidi oldu. Devre arasında Rıza oyuncularını iyi motive etmiş olmalıydı ki; ikinci yarıya çok iyi başladılar. Oysa Ankaraspor iki sıfırdan sonra maçı aldık havasına girmişti. Üzerlerine bir rehavet çökmüştü, ilk yarı sonunda golü yiyince paniklediler. Zaten 2-1 gibi skorlar çok tehlikelidir. Burada şanslı olan geriye düşmüş olandır. Onu motive etmek, atılan golün morali ile daha kolay olur. Nitekim öyle oldu. Hele ilk yarının başında Ahmet Dursun ile beraberliği yakalayınca o silik Beşiktaş sahada âdeta devleşti. Geride Koray, sahanın her yerinde Ahmet Hassan vardı. Rıza'nın inatçı kişiliği takıma damgasını basmıştı. 66. dakikada Ahmet Hassan gayretinin semeresini gördü galibiyet golünü attı. Rıza bundan sonra işi sağlama almayı seçti Tayfun ile Ahmet Yıldırım'ı oyuna soktu. Cıva gibi ele avuca sığmayan Ahmet Hassan 90. dakikada galibiyeti perçinledi. Rıza maçtan sonra verdiği demeçte, devre arasında futbolcularına sadece güven aşıladığını söyledi, tabii atılan gol de işe yaramıştı. Buna mukabil Samet Aybaba gerçekleri dile getirdi. Gayet dürüst olarak şunları söyledi: "Hatamız maçtan önce başladı. Beşiktaş'ı yeterince ciddiye almadık. Hele 2-0 öne geçince futbolcular büsbütün laübali oynamaya durdu. Tecrübesiz olduğumuz için direnemedik." İşte bir maçı çevirmenin özeti. İnanan kazanır...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |