|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
İki yıldır yazıp duruyorum; "Bu Büyükelçi çok baş ağrıtır" diye... Tamam, temsil ettiği ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa, öyle davranacaktır. Fakat Edelman, ne görev yaptığı ülkenin hassasiyetlerini gözetiyor, ne de temsil ettiği ülkenin çıkarlarına uygun davranıyor. Kaba-saba bir diplomat. Üslubu problemli, duruşu problemli, güttüğü özel siyaset (her ne ise o) problemli. Bir vakitler Yeni Şafak'a takmıştı, hatırlayacaksınız. Bu takıntı halen sürüyor. Hani, bizzat Yeni Şafak'ta (Kronik Medya sayfasında) tekzip edilen ve eleştirilen "Irak'ta tecavüz vahşeti" başlıklı haber vardı ya... Büyükelçi bu habere çok öfkelendi, başladı sağda solda gazete aleyhinde tezvirata... Önce, öç alır gibi, haberi yayımlayan gazetenin (Yeni Şafak'ın) porno siteleriyle ilişkisini (!) belgeledi, sonra ABD Büyükelçiliği'nin özel kalemi misyonuna soyunmuş çok satışlı bir gazeteye konuyla ilgili yalan-yanlış bir haber yaptırdı. Bununla yetinmedi, işi psikolojik yıpratma kampanyasına dönüştürdü. Ebu Gureyb'deki rezalet ortaya çıkınca da sustu. Oysa, beklerdik ki, Türkiye'yle ve Türk basınıyla bu kadar ilgili Edelman çıksın da Ebu Gureyb'de yaşananlarla ilgili küçük bir açıklama yapsın ve "hedef" ilan ettiği gazetelerden özür dilesin. The Wall Street Journal editörü Robert L. Pollock'un Türkiye'yi, Türk aydınlarını hedef alan çirkin (küstah) yazısını okuduğumuzda öfkelenmiştik; "Bu kadar yakın bilgiyi nasıl edindi?" diye de şaşırmıştık. Şaşırmamalıydık, Pollock'un yazdıkları Edelman'ın söyledikleriyle örtüşüyordu. Bundan bir süre önce, "Büyükelçi'nin güttüğü özel siyaset (her ne ise o), yakın dönemde örneklerini yaşadığımız 'psikolojik savaş' ve 'andıçlama' taktiklerini hatırlatıyor" diye yazmıştım. Kararlı bir Yeni Şafak izleyicisi olduğunu bildiğimiz Edelman'dan tepki gelmedi. Büyükelçi'nin, bir kısmı basında da speküle edilen faaliyetleri ve görev yaptığı ülkeyi aşağılayan demeçlerini de gündeme getirmiştim. Yine tepki yok. Hayır, "11 ilde bazı parti yöneticileriyle ve sendikacılarla yaptığı gizli toplantıyı" kastetmiyorum. Büyükelçilik bu haberi yalanladı. Edelman'ın bir "Kürt ayaklanması" hazırlığında olduğu iddiasında da değilim (nedense, bu tarz suçlamalara da muhatap olmuştu); fakat tavrında, duruşunda, özellikle Türkiye'yle ilgili sözlerinde rahatsız edici bir yan vardı. Büyükelçi bu rahatsızlığı izale edecek hiçbir şey yapmadı. Bilakis, iki ülke (Türkiye-Amerika) arasındaki ilişkileri iyice çıkmaza sokmak için gönderilmiş "özel bir görevli" gibi davrandı. Sonunda da işte "istenmeyen adam" ilan edildi. Bir internet sitesinin girişimiyle başlatılan kampanyaya çığ gibi destek mektubu yağıyor. İlk birkaç günlük toplam 5 binin üzerinde. "İstenmeyen adam kampanyası"nın sanaldan reele intikal edip daha da büyüyeceğini kestirmek zor değil. Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, "ABD Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın artık Türkiye'de kalmaması gerektiğini" söylüyor. Çünkü, bir Büyükelçi'nin, temsil ettiği devletin gücü ne olursa olsun, misafir bulunduğu ülkenin iç işlerine karışması ve bu karışmayı "tehdit" niteliğine dönüştürmesi, çirkinden de öte, affedilemez bir davranış. Devlet ve hükümet ne der bilmiyorum ama, birçok sivil toplum kuruluşu, hatta milyonlarca vatandaş Başoğlu gibi düşünüyor. Edelman gitmeli. Edelman gitmeden Türkiye-Amerika ilişkileri düzelmez.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |