AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
K Ü L T Ü R
Reşat Nuri nostaljisi

Gökpınar kaymakamı yılda iki defa çalışma masasının gözlerini temizlerdi.. bu onun için eğlenceli olduğu kadar üzücü bir işti.. temizlik günlerinde kapı içeriden kilitlenir, hademe, gelip gidenleri: "kaymakam beyin işleri var, yazı işleri müdürünü görün" diye savardı.. bütün işler yazı işleri müdürünün elinde olduğu ve bunu herkes bildiği için mutlaka kaymakamı göreceğim diye ayak direyen de olmazdı.. masanın dört küçük gözü bir âlemdi.. kaymakam resmi evraktan başka eline ne geçerse oraya tıkardı: akraba ve dost mektupları, kartvizitler, kartpostallar, gazete ve mecmua kupürleri, fotoğraflar, küçük küçük kağıtlara ve sigara kutusu mukavvalarına yazılmış şiirler, fıkralar vesaire…

Kaymakam, şiir ve güzel yazı meraklısıydı.. misafirlerinden biri güzel birkaç beyit okuduğu yahut hoş bir fıkra anlattığı vakit o: "bir dakika müsaade buyrun, şunu kaydedivereyim" der ve eline geçen bir kağıt parçasına kendi icad ettiği ve sünbül hattı adını verdiği süslü yazısıyla özene bezene yazdıktan sonra çekmeceye atardı.. binde bir gezmeye çıktığı zaman gittiği yer ya bir dere kenarı yahut mezarlıktı.. en sevdiği ağaçlar servi ile söğüttü.. evlat sevgisi gibi bu iki sevgiyi birbirinden ayırdedemez,"bunlar, gözümde gam ve sevinci gösterir, biri dünyanın zevki, öteki, ölümün hüzün ve ruhaniyetini tattırır" derdi.. Kaymakam, mezarlıktan ve dere kenarından eli boş dönmezdi.. mezarlıkta hiçbir resmî evrak karşısında göstermediği bir ciddiyetle mezar taşlarını okur, beğendiği kitabeleri yine o küçük kağıtlara kaydederdi.. bazen de onlardan aldığı ilham ile kendiliğinden birkaç beyit yazar, dostlarından birisinin vefatında ailesine hediye edilmek üzere saklardı.. dere kenarı ilhamlarına gelince, bunlar Hayyam ağzı birtakım şiirlerdi.. hemen hepsinde dünyanın faniliğinden, mutluluğun söğüt yapraklarının gölgesi gibi kararsız ve elle tutulmaz bir şey olduğundan bahsetmesine göre kaymakamın dünya zevki dediği şeyin de ölüm hüznünden pek farklı olmadığına hükmetmek lazım gelirdi.. bunlar, çekmecenin temizlik günlerinde yeniden gözden geçirilir sonra paket paket bağlanarak eve gönderilirdi.. bu işte ihtiyar kaymakamın en çok vaktini alan şiirler ve fıkralardı.. onları yırtmaya yahut saklamaya karar vermeden evvel birer ikişer kere okur; kimine gülümser, kiminin derin anlamı karşısında gözlerini kapayarak derin hayal ve duyguların yoğunluğu içinde dakikalar geçirirdi…

Şair ve yazar olmasına rağmen kaymakamı hayatta en yoran ve üzen şey, gelen mektuplara cevap vermekti.. başkaları gibi rasgele yazı yazamazdı.. onun kaleminden çıkan bir yazı, mutlaka bir güzel yazı ve güzel söz örneği olmalıydı.. sonra kendinden istenen şeylere cevap vermek için mutlaka düşünmek ve karar vermek lazım gelirdi.. halbuki otuz bu kadar yıllık memuriyet hayatı, onda karar vermek, herhangi bir meseleyi kestirip atmak kabiliyetini kesintiye uğratmıştı.. bu nevi mektupları okuduktan sonra bir parça düşünür, aklından bazı güzel şeyler geçer gibi olur, fakat bunları derleyip toparlamak için lazım olan enerjiyi bulamadığı için uygun bir vakitte, vakti geldiğinde gereği düşünülmek üzere yazıhanesinin gözlerine atardı..bu kuyuya düşen kağıdın cevap vakti ise tabiatiyle temizlik gününden evvel gelemezdi..

*

Yukarıdaki metin, ölümsüz edib ve romancı Reşat Nuri Güntekin'in vaktiyle bir gazetede tefrika edilen Salgın isimli uzun hikayesinde kayıtlı olup bu günlerde, bu hikaye, İnkılap Kitabevi (tel: 0212 514 06 10-11) tarafından kitap olarak neşredilmiştir..

Büyük edebiyatçının her cümlesinden yayılan beşerî, felsefî, edebî duygu ve düşüncelerin verdiği hazzı, sevgili okuyucularım da tatsın isterim…





17 Mart 2005
Perşembe
 
OSMAN AKKUŞAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED