|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Birçok konuda olduğu gibi, bu tartışmaya da geç uyandım. Daha doğrusu, önemsemedim. Medya kendine iş arıyordu bence... Ne var ki, bazı siyasilerin sorumsuz demeçleri ve bazı sorumsuz aydınların "sorum" gerektiren yazılarıyla iş büyüdü, çığırından çıktı. Şu "Kavgam" meselesi. Akşam gazetesindeki haberi, evet, ben de hatırlıyorum. Gerçi gazete, "büyük habercilik yaptık, dünya kamuoyunu bu meseleden haberdar ettik" diyerek işi (daha) faydacı bir alana taşıdı ama, haber sanki enformasyon cehdiyle değil de, başka tür bir maksatla hazırlanmış gibiydi. Neyse... Hitler'in kitabından sözediyorum. Gazete, "Kavgam"ın satışında patlama olduğunu haber veriyordu. Bilmem ne yayınevinden çıkmış son çevirisi "çok satanlar" listesinde yukarı sıraları zorluyormuş. Demek ki başka çevirileri de vardı. Haberi müteakip çıkan yorumlardan, kitabın 6-7 farklı çevirisi bulunduğıunu, bu çevirilerden birinin de dönemin ünlü gazeteci-yazarı Hüseyin Cahit Yalçın'a ait olduğunu öğreniyoruz. Bende de, bir zamanlar, Toker Yayınları baskısı vardı. Çevirmenini bile hatırlamıyorum. Kaç kez okumaya kalkıştıysam, sonunu getiremedim. Deli saçması, abuk, manyakça bir şey... Çok daha akıllı-uslu ve düzeyli faşistler vardı; Orwell gibi, Hamsun gibi... Dünyayı ateşe atmış bir manyakla vakit geçireceğime, onları okurdum daha iyi. Sonradan kütüphanemden çıkardım, bir daha da edinmeyi düşünmedim. Geçenlerde adresime postalanan son çevirisini de lime lime edip çöp kutusuna attım. En iyi orada duruyordu çünkü. Kürşat Bumin'in, konuyu ele alan iki yazısını okuyunca şaşırdım. Hatta öfkelendim. Meğer ne fırtınalar kopuyormuş. Türk entelijansiyası işi-gücü bırakmış, "Hitler" ve "Kavgam" meselesini tartışıyor. Benim bildiğim, dünya bu meseleyi çoktan halletti ve konu kapandı. Hayır, kapanmamış. Bir eski milletvekili, "Türkiye'nin son yıllardaki dayatma ve kuşatmalarla sürüklenmek istendiği ortama karşı, doğal olarak Kavgam'a, hatta Rusların unutulmaz klasikleri arasında halkın gücünü yansıtan eserlere rağbet edildiğini", bunun da bir şans olduğunu söylüyor. Niye şans? Hitler'in kitabıyla, Türkiye'nin son yıllardaki dayatma ve kuşatmalarla sürüklenmek istendiği ortamın ne alakası var? Türkler, ulusal bilinçlerini ve heyecanlarını deli saçması bir kitaptan mı alacaklar? Hem, neden doğal olarak? Bunun neresi doğal? Bir başkası da, ortada abartacak bir şey olmadığını, kendini bilen ("Ne mutlu Türk'üm diyene" düsturunu benimsemiş) hiçbir Türk'ün Hitler'in yazdıklarını referans almayacağını, dolayısıyla rahat olmamızı öğütlüyor. En ürkütücü açıklama, aynı zamanda akademisyen olan bir yazara ait. Yazar, yani akademisyen, "Kavgam"a gösterilen ilgiyi tasvip etmiyor görünmekle birlikte, satış patlamasının sırrını haksızlığa uğramış "iyi Almanlar"la, haksızlığa uğramış "iyi Türkler" arasındaki koşutlukta aramamız gerektiğini söylüyor. Tabii, bir "özne değişikliği" sözkonusu. Almanlara gadreden Yahudilerin yerini iş hayatında hızla yükselen Kürt kökenli vatandaşlarımız, zenginleşemeyerek haksızlığa uğrayan Almanların yerini de zenginleşemeyerek haksızlığa uğrayan iyi Türkler alıyor. Gel de öfkelenme! Peki, hem zenginleşen, hem akademik hayatta hızla yükselen, hem de "suret-i hak"tan görünüp bu tür tehlikeli fikirler öne süren kötü Türkleri ne yapacağız? Bu kadar ürkütücü haberden sonra, şimdi de serinletici bir tespit: Bazı kötü niyetli Türkler'in olaya yükledikleri "derin anlam" yanıltmasın kimseyi; Kavgam'ın "çok satanlar" listesinde yukarı sıraları zorlaması bir şeye işaret etmiyor. Bir furyadır bu. Tıpkı Orhan Pamuk, Perihan Mağden, Ahmet Altan furyası gibi bir furya... Çünkü Türkler, satın aldıkları kitapları genellikle okumazlar. Kaldı ki, "Kavgam" okunacak bir kitap da değildir. Kötü yazılmıştır, kötü çevrilmiştir. Hasılı, berbat bir kitaptır.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |