|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
“Bu yüzyılın en büyük hokus pokusu nedir?” diye sorsam cevabınız ne olurdu? İngiltere’de pek çok insan, bu soruya, “Irak’a açılan savaş” cevabını veriyorlar. BBC televizyonunun ‘savaşın 3. yılına girilmesi’ vesilesiyle hazırlayıp birbiri ardına yayına soktuğu iki program, savaş yanlılarının bile kafalarını müthiş karıştırdı. İlki, en çok izlenen haber programı olan Panorama. Panorama, bu hafta, “Iraq, Tony and the Truth” (Irak, Tony Blair ve Gerçek) adlı bir programla çıktı izleyicilerin karşısına. Programın özelliği, İngiliz istihbarat örgütü MI6’in başının, ülkenin öndegelen siyasetçilerinin, uzmanların serbestçe görüş açıklamaları... Programın bütünü izlendiğinde, Tony Blair ve etrafındakilerin, savaş mutlaka çıksın diye bazı gerçeklerin üzerine örttükleri, kamuoyuna doğru olmayan bilgiler sundukları, hatta yabancı ülkeleri bile aldatmak için çaba gösterdikleri anlaşılıyor... İkinci program Newsnight, dünyayı maceraya sürükleyen Amerikalı ekibin, savaşın ilk günlerinden başlayarak kendi aralarında itiş-kakış yaşadıklarını sergiliyor. Kavganın sebebi petrol... Program, her şeye başlangıç olarak gösterilen 11 Eylül uğursuz eylemlerinden epey önce, Bush başkan seçilir seçilmez, petrolü için Irak’ın işgal edilmesi planlarının yapıldığını belgelerle ispat ediyor... Newsnight’a çıkıp konuşan ilgililer, açıkça, “Petrolü yüzünden Irak ilgi odağıydı; darbe veya savaş düşünülüyordu; bütün hesap petrolün özelleştirilmesi üzerineydi” diyorlar... Kavga çıkmasaymış, geçici yönetim eliyle gerçekleştirilecek özelleştirme sonucu, Irak’ın bütün petrol kaynakları bir yerlere peşkeş çekilecekmiş... Şaşırdınız mı? Ben hiç şaşırmadım... Petrol konusunu İngiliz BBC televizyonu ekranlarına taşıyan Amerikalı gazeteci Greg Palast’tan Kulis’te daha önce söz etmiştim. Palast’ın Türkçeye ‘Paranın Satın Alabileceği En İyi Demokrasi: Küreselleşmenin, Çok Uluslu Şirketlerin ve Hortumcuların Kirli Çamaşırları’ adıyla çevrilen kitabı bir ara ‘çok satanlar’ listesinin ilk sıralarındaydı ABD ve İngiltere’de. IMF gibi kuruluşların gelişmekte olan ülkeleri gizli anlaşmalarla hizada tuttuğunu ve istediği an krize yol açarak dizüstü oturttuğunu anlatıyor Palast kitabında; IMF’nin zorladığı ‘gizli anlaşmaları’ da ifşa ederek... “Türkiye neden hâlâ IMF ile anlaşmayı imzalamadı” diye dövünenleri işittiğimde, aklıma üç yıl kadar önce burada aktardığım Palast’ın sözleri geliyor hep... Newsnight programına konuşan uzmanlar, Bush’un koltuğuna oturmasından birkaç hafta sonra Irak petrolünü ele geçirme konulu planların masaya yatırıldığını anlatıyorlar. 11 Eylül’den epey önce yani. Amerikan Dışişleri Bakanlığı belgeleri de, uzman anlatımını destekliyor. Birden fazla plan olduğuna işaret ediyor program. Bir tarafta Pentagon’a yerleşik Neo-Conlar diğer tarafta da Dışişleri Bakanlığı’ndaki ‘işbitirici kadro’ ile büyük petrol şirketleri yöneticileri... BBC, “Sonunda özelleştirme isteyenler kaybetti” diyor... Dışişleri Bakanlığı savaşsız çözüm yanlısıymış ve bir saray darbesiyle Saddam’ın devrilmesini öngörüyormuş... Petrol sektöründe çalışan Irak asıllı Falah Aljibury, Bush adına Saddam’ın koltuğu için düşünülen Iraklılarla temaslara başlamış o dönemde. Pentagon o noktada devreye girmiş. Yeni planın yürütücüsü yabancımız olmayan bir isim: Ahmed Çelebi. Plan kabaca ülkenin petrol kaynaklarının özelleştirme adıyla satılmasını öngörüyormuş... Aljibury, “Neo-Conların petrolü satma planı Irak’taki direnişe körük yerine geçti” görüşünde. “Millî değerlerimizi peşkeş çekiyorlar” propagandası zaten ayaklanmaya hazır halk üzerinde etkili olmuş. “İlk eylemlerin petrol tesislerine yönelik olmasının sebebi buydu” diyor... Newsnight’a görüş açıklayan iki kişi birbirlerine fena girmiş: Biri, “Petrol özelleştirilip OPEC çökertilmeliydi; Amerika aptalların tavsiyelerini dinlememeliydi” diyen Ariel Cohen; Cohen, Neo-Con Heritage kurumundan... Irak petrolünün özellştirilmesini engellediği anlaşılan Philip Carroll ise, “Gerçekten özelleştirme aptalca bir şeydi; kafasında beyin olmayan birinin düşüncesi olduğuna ben de katılıyorum” demiş müstehzi bir ifadeyle... Bu programların yayınlandığı İngiltere’de mayıs ayında genel seçim var ve BBC’nin Tony Blair’i hedef almaktan çekinmemesi ilginç. Liberal sol bir parti Blair’in İşçi Partisi ve sırf liderlerine güvendikleri için savaşa ses çıkartmamış tabanı etkileyebilir bu yayınlar... Hele Avrupa konularında Blair’e danışmanlık yapmış Sir Stephen Wall’ün, “Savaş için hukuk esnetildi” sözünü sarfetmesi, istihbarat örgütü MI6’in başındaki Sir Richard Dearlove’ın, Blair’i Amerikalıların kanıtları yamulttukları konusunda bilgilendirdiğinin anlaşılması çok çarpıcı... Olaylı biçimde görevini bırakan eski Dışişleri Bakanı Robin Cook’un, açık açık, “Blair ülkeyi yanılttı” demesi de öyle... Bu arada, askerî polis olan oğlunu geçen yıl Irak’ta kaybetmiş Reg Keys, dar bölge sistemi uygulanan İngiltere’de Blair’in karşısında aday olmuş... Amacı, kampanyasını Irak Savaşı dışı konular üzerine kuran Blair’i mindere çekmek... İngiliz seçimleri sayesinde başka sürpriz ifşaatlarla da karşılaşabiliriz.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |