|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Rutin değişmiyor: Önce birkaç gösteri, sonra kitlesel meydan okumalar, ardından yönetimi çekilmeye zorlayacak toplu kalkışma görüntüsü... Gürcistan'dan Kırgızistan'a çekilen çizgide bu şablona uyarak değişen rejimler bundan sonra değişeceklerin de işareti sayılabilir. Rutini tamamlayan unsur olarak seçim de var; kitle hareketinin ortaya çıkardığı lider sandık tarafından onaylanarak ülkenin meşru yöneticisi durumuna geliyor... Rusya ile ABD arasında gizli bir çekişmenin mi, yoksa tam bir ay önce Slovakya'nın başkenti Bratislava'da buluşan Bush ile Putin arasında varılan mutabakatın mı sonucu bu gelişme? İkinci Dünya Savaşı sonrasında, İngiltere'nin gözetimi altında Yalta'da buluşan Rus ve ABD liderlerinin vardığı mutabakat Avrupa'nın paylaşılması biçiminde kendini göstermişti. İç savaşla komünist etkisine düşen Yunanistan ABD liderliğindeki Hür Dünya'nın, komünizme şiddetle direnen Katolik Polonya ise Demirperde'nin içinde kalmıştı. Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan gibi Rusya'nın nüfuz alanındaki ülkelerin 'değişim rutini' ile statüleri değişiyor şimdi de... Bu olanı, Demirperde'nin yıkılışıyla (1990) ortaya çıkan tabloya atılan kesin fırça darbeleri olarak görebiliriz. 1990 ile 2005 arasındaki dönemi 'geçici statü' saymamıza sebep olacak köklü değişimler şimdi yaşanıyor. Değişimin burada durmayacağını tahmin etmek kolay da, bundan sonra hangi ülkeleri içine alacağını kesin bir dille söylemek hayli zor... Zorluk, kullanılan yöntemlerin çeşitliliğinden kaynaklanıyor. ABD, Ortadoğu ülkelerinde değişimi zorlamak için 'teröre karşı savaş' gerekçesine sarılmış görünüyor; gerçek anlamda silâhlı mücadeleyi de silâh dışı yöntemlerle aynı sonucu almayı da içeriyor bu... Buna karşılık, Sovyet (Rus) nüfuz bölgesi içinde bulunmuş ülkelerde kitle hareketleri daha sık kullanılan bir yöntem. Biraz teşvik daha çok da zorlamayla kitlelerin gönlüne 'demokrasi' ateşi düşürülüyor ve basit bir çalkantı kartondan rejimleri sarsıp yerlerini yenilerine bırakmaya yetiyor. Dünyanın diğer ülkelerine de, 'demokrasi' adıyla gerçekleşen dönüşümü alkışlamaktan başka yapacak şey kalmıyor. Sandıktan çıkmak, ya da uzun sürmüş iktidarı sırasında baskı yoluyla sıkı tedbirler almış olmak rejimler için yeterli olamıyor; yönetimler halkın bütününün desteğine sahip olamayacağı için, hiçbir yönetim "Bana olmaz" güvencesine sahip değil. Dünyanın ilginç bir döneme girdiği kesin. Dünyanın dört bir tarafındaki ülkeler birbirine çok benzeyen rejimlere sahip hale geliyorlar. Bunu zorlayan sürecin nerede duracağı belli değil. Rusya bile, bir süre sonra, benzer bir yöntemle, Gürcistan ve Ukrayna'nın âkıbetine uğrayabilir. İradeleri kıran bir süreç bu. Sürecin arkasında Washington var; ABD, epey uzun süreden beri değişik kurumları eliyle dünyayı istediği istikamette değiştirme girişimini sürdürüyor. Tarihte Roma İmparatorluğu'nun yapmaya çalıştığına benzer bir girişim bu: Kendi değerler sistemini her yere taşımayı ve eliyle oluşturduğu dünya düzenini dört bir yanda konuşlandırdığı askerleriyle korumayı amaçlıyor ABD. Bu yolda epey mesafe aldığı da ortada. Kırgizistan'a şu anda hâkim olan 'kaos' ortamı da rutinin bir parçası. 'Kaos' döneminde kim vurduya gelen işler yapılabildiği için sorumluluk kimsenin üzerinde kalmıyor; o arada 'çapulcular' eliyle ciddi tasfiyeler yapılabildiği görülüyor. Irak'ta kısa sürede Bağdat'a giren işgalci güç, müzeler ve devlet arşivlerinin yağmalanması karşısında hareketsiz kalmıştı; Kırgızistan'da da ekonomik çıkarlara darbe vurulurken kimsenin kılı kıpırdamıyor. Demokrasi, halk gücü, kitle iradesi gibi kavramlara yeni anlamlar yüklenen farklı bir süreç bu.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |